Karabük Postası tarafından
25 Temmuz, 2022 13:29 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

ADSEAH Başhekimi Çebi’den Uyarı

Karabük Ağız ve Diş Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi (ADSEAH)  Başhekimi Doç. Dr. Ahmet Taylan Çebi,  son günlerde Covid-19 vakalarının artması ve yeni varyantlara karşı sosyal medya hesabı üzerinden bilgilendirmede bulundu. Çebi, yaptığı bilgilendirmede şu ifadelere yer verdi: "Covid-19 vakaları ülkemizde olduğu gibi tüm dünyada son dönemde ciddi oranda artış gösterirken, birçok ülke Covid-19'da 7. dalgadan bahsetmeye başladı. Bilim insanları, bu dönemdeki mevcut vakalarda çoğunlukla Omicron'un yeni alt varyantları olan BA.4 ve BA.5'in etkili olduğunu belirtiyor. Dünya Sağlık Örgütü geride bıraktığımız 15 gün içinde Covid-19 vakalarının Güneydoğu Asya ve Avrupa'da %32, Amerika'da %14, Orta Doğu'da ise %47 oranında arttığını bildirdi. Hepimiz farkındayız ki ülkemizde de Covid-19 vakaları temmuz ayı ile birlikte ve Kurban bayramı sonrasında da ciddi oranlarda arttı. İlimizde de haziran ayı içerisinde neredeyse vaka görmezken, temmuz ayında sosyal hayatın açık havada yaşanır halde olmasına rağmen günlük vakalar 200-300 bandına geldi. Peki ne oldu da birden bu hızlı artış gerçekleşti? Bilim insanları, Omicron'un BA.4 ve BA.5 alt varyantlarının önceki BA.1, BA.2 ve BA.3 alt varyantlarına göre çok daha bulaşıcı olduğunu bildiriyor. Bu yeni alt varyantların ayrıca, aşı ve hastalıkla kazanılmış bağışıklığı daha kolay aşabildiği belirtiliyor. Hatta ve hatta Güney Afrika'da yapılan ve basım aşamasında olan bilimsel bir çalışma; BA.4 ve BA.5 varyantlarının R0 değerini 18.6 olarak belirtti ve şuan bulaş hızı en yüksek virüs olarak tanımladı. R0 değeri ne demektir? Bütünüyle duyarlı bir toplumda, bir enfeksiyon hastalığı için, tipik bir hastadan bulaşan sekonder olguların ortalama sayısını gösterir. Yani kısacası tek vakadan kaynaklanan yeni vakaların sayısı; hastalığın bulaşma katsayısı. Örnek olarak gösterecek olursak bir bölgede bir hastalık için R0 değeri 3 ise bir kişi hastalığı 3 kişiye bulaştırıyor demektir. Wuhanda çıkan ilk koronavirüsün R0 değeri 3.3, Delta varyantının 5.1, Omicron varyantinin 9.5 ve BA.4/BA.5 varyantlarının ise 18.6 olarak bu çalışmada belirtiliyor. Dünya üzerinde bulaşıcılık oranı en yüksek, R0 değeri en yüksek olan 12-18 arası kızamık virüsünden de daha çok bulaşıcı olduğu belirtiliyor. Şuan etrafımızda çok fazla hasta arkadaşımızı, yakınımızı, tanıdıklarımızı duyar olduk. Hayat eve sığar uygulamasına baktığınızda ilimiz hep kırmızı hale döndü. Ve yine görüyoruz ki sahada yaşadıklarımız, duyduklarımız bilimsel çalışmalar ile yine paralel. O zaman ne yapmalıyız? Tabiki yine bilimsel gerçekler ile tedbirlerimizi almalıyız. Kapalı alanlarda, hastanelerde, toplu taşımalarda mutlaka maske takmalıyız. Bendeki maske seni korurken ikimizdeki maske tüm toplumu korur mantığıyla, halk sağlığını düşünerek hareket etmeli ve maskeye özen göstermeliyiz. Eksik olan aşılarımızı tamamlatmalı, hatırlatma dozlarını yaptırmalıyız. Unutmayalım ki virüs bizden daha kuvvetli, daha akıllı ve daha mantıklı değil." (Nurettin Acar)

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Asuman Doğan tarafından
21 Kasım, 2025 15:23 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 3dk
Yorum: 0

Safranbolu’da Tarihi Konaklar Yok Oluyor

UNESCO Dünya Mirası Listesinde yer Safranbolu'da son zamanlarda artan Tarihi Konak yangınları  yaşanan tehlikenin boyutunu ortaya koyarken, 150 yıllık bir konağın daha yanması yürekleri sızlattı.

Karabük’ün Safranbolu ilçesinde alevlere teslim olan yaklaşık 150 yıllık tarihi konaktan geriye kalan harabe, gün ağarmasıyla birlikte görüntülendi.

İzzetpaşa Mahallesi Akseki Sokak’ta Pınar Ç.’ye ait olduğu belirtilen konakta henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı. Ahşap yapının kısa sürede tutuşmasıyla büyüyen alevler tüm yapıyı sardı. İhbar üzerine olay yerine gelen itfaiye ekipleri yangını uzun süre süren müdahalenin ardından kontrol altına alabildi.

Sabaha karşı tamamen söndürülen yangının ardından tarihi konağın büyük bölümünün çöktüğü, taş ve ahşap bölümlerin ağır hasar aldığı belirlendi. Konaktan geriye kalan harabe, görüntülenerek kayıt altına alındı.

Yangının, 24 Kasım’da açılması planlanan Kalealtı Eğitim ve Kent Tarihi Müzesi’nin bulunduğu bölgeye yakın bir noktada çıkması nedeniyle çevrede kısa süreli paniğe neden olduğu bildirildi. Yangının çıkış nedenine ilişkin başlatılan inceleme sürüyor.

YANGIN EN BÜYÜK TEHDİT

UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan ve Osmanlı-Türk şehir kültürünü günümüze taşıyan Safranbolu’da, yangınlar tarihi doku için en büyük tehditler arasında yer alıyor. Kentteki tarihi konakların çoğunda ahşap iskelet sistemi, dar sokak yapısı, eski elektrik tesisatları ve temizlenmeyen bacalar yangın riskini artırıyor.

Safranbolu’da son yıllarda meydana gelen bazı tarihi konak yangınları şöyle:

1998 - Bağlarbaşı'nda tarihi konak yangını: Ahşap yapıda elektrik kontağından çıktığı değerlendirilen yangında yapı tamamen kullanılamaz hale geldi.

2002 - Cinci Han bölgesinde çatı yangını: Baca kaynaklı olduğu belirlenen yangında konak ağır hasar aldı.

2007- Kara Üzüm Sokak’ta tarihi konak yangını: Yapıdakilerin tahliyesiyle can kaybı yaşanmadı.

2013 -  Kıranköy’de iki katlı ahşap konak yangını: Ahşap yapı tamamen yandı, bitişik yapılarda maddi hasar oluştu.

2017 - Gümüş Mahallesi’nde restorasyon sürecindeki konak yangını: Elektrik tesisatından çıktığı belirlenen yangında tavan ve çatı bölümü çöktü.

2021 - 120 yıllık konak yangını: İtfaiyenin uzun uğraşı sonucu söndürülen yangında yapı tamamen kullanılamaz hale geldi.

2023 - Çarşı bölgesinde konak yangını: Baca yangınının çatıya sıçramasıyla tarihi konak kısmen zarar gördü.

2024 - Yörük Köyü'nde bulunan üç katlı tarihi Sağır Şakir Konağı henüz belirlenemeyen bir nedenle çıkan yangında kül oldu.

2025 –150 yıllık konakta yangın: İsmetpaşa Mahallesi’nde çıkan yangında konağın kullanılamaz hale geldiği bildirildi.

Bu yangınlarda en yaygın nedenlerin baca çekiş problemleri, eski elektrik tesisatları, çatı katı birikintileri ve ihmal kaynaklı alevlenmeler olduğu rapor ediliyor.

 “ÇATI VE BACALAR EN BÜYÜK RİSK”

Safranbolu üzerine yapılan teknik araştırmalarda, konak yangınlarının büyük bölümünün çatı katı ve bacalarda başladığına dikkat çekiliyor. Ahşap karkas yapıların yüksek yanıcılığı, dar sokaklar sebebiyle itfaiye araçlarının bazı bölgelere sınırlı erişebilmesi riski artırıyor.

Uzmanlara göre:Bacaların düzenli temizlenmemesi, elektrik tesisatlarının eski olması, yangın algılama sistemlerinin bulunmaması, yangın yönetmeliğine uygunluk denetimlerinin yetersiz kalması gibi sebepler tarihi konaklarda yangın riskini artırıyor.

EKONOMİK YETERSİZLİKLER RESTORASYONU GECİKTİRİYOR

Yangın sonrası hasar gören birçok konak, yüksek maliyetler nedeniyle uzun süre onarılamıyor. Restorasyon projelerinin uzmanlık gerektiren yapısı, malzeme maliyetleri ve bürokratik süreçler, yapıların atıl bırakılmasına yol açıyor. Bazı konakların ise tamamen yıkılarak yok olduğu biliniyor.

TARİHİ KONAKLAR SİGORTALANABİLİYOR MU?

Tarihi yapıların sigortalanmasında zorluk bulunsa da bunun mümkün olduğu belirtiliyor. Tarihi yapıların maddi-manevi değerlerinin ölçülmesindeki güçlük sigorta şirketleri için sorun oluştururken, “mutabakatlı değer poliçeleri” çözüm olarak öneriliyor.

Sigortalanabilmesi için yapının elektrik tesisatının yenilenmiş olması, yangın algılama ve uyarı sistemlerinin bulunması, su deposu sistemine sahip olması, yangın yönetmeliğine uygunluğunun belgelenmesi gerekiyor.

YANGIN YÖNETMELİĞİNDE ARANAN BAŞLICA ŞARTLAR

"Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik" uyarınca bir yapının kullanım izni alabilmesi için şu kriterlerin:yapı malzemelerinin yangın yönetmeliklerine uygunluğu, acil çıkış ve tahliye yolları, yangın merdivenleri ve güvenlik holleri, elektrik ve aydınlatma sistemlerinin uygunluğu, yangın algılama ve uyarı sistemleri, duman dedektörleri, yangın söndürme cihazları ve söndürme sistemleri, yönlendirme levhaları ve acil çıkış aydınlatmaları yer alması isteniyor.

ÖNLEM ALINMASI ŞART

Tarihi konaklarda yangın riskini azaltmak için düzenli baca temizliği, elektrik tesisatı kontrolleri ve ahşap yapıların koruyucu malzemelerle güçlendirilmesi büyük önem taşıyor. Konaklara duman algılama sistemleri, otomatik uyarı sensörleri ve mümkün olan yerlerde sprinkler (yangın söndürme) sistemi kurulması, alevlerin erken fark edilmesini sağlayarak kayıpları en aza indiriyor. Ayrıca sokak dokusunun dar olduğu Safranbolu’da, itfaiyenin hızlı erişimi için acil müdahale noktalarının artırılması, yangın hidrantlarının düzenli bakımının yapılması ve konut sahiplerine yönelik yangın eğitimi verilmesi, kültürel mirasın korunması açısından kritik önlemler arasında yer alıyor.

Bizi sosyal medyadan takip edin