KASTAMONU Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Merkez Bilim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ali Ercan, dünyada kanlı savaşların olmadığını fakat kansız ölümlerin olduğunu söyledi.
Prof. Dr. Ercan, Atatürkçü Düşünce Derneği Kastamonu Şubesi tarafından Şerife Bacı Öğretmenevinde düzenlenen “Türkiye’nin Dünyadaki Yeri ve Ortadoğu Bataklığı” konulu konferansa konuşmacı olarak katıldı. Türkiye’nin Ortadoğu ülkesi olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Ali Ercan, daha önceden Türkiye’nin Ortadoğu ülkesi olarak sayılmadığını belirterek, Ortadoğu’nun sadece Basra Körfezi civarında bulunan ülkeler oluştuğunu söyledi. 1970-1980’lerden sonra Türkiye’nin de bir Ortadoğu ülkesi sayılmaya başlandığını aktaran Ercan, siyasal yapının iyi anlaşılması gerektiğini belirterek, “Ülkemiz, Cumhuriyet olarak kuruldu. Ancak kuruluşunun etnik dinsel temelde, bir ortaçağ toplumundan yola çıkılarak kuruldu. İnsanlığın ve toplumların gelişmesi genelde iki eksen etrafında oluşmaktadır. Birinci eksen özgürlük, sadece fiziksel değil düşünce özgürlüğünü de kastediyorum. Bir diğeri ise güvenlik eksenidir. Bütün insanların en doğal arzusudur. Hür olmak, özgür olmak fakat gelecek için de güven içinde yaşamak. Özgürlük ekseninde gelinen son nokta laik toplum yapısıdır. Laik toplum demek, birbiri ile barış içinde yaşayan, demokrasiyi geliştiren ve toplumu bu şekilde Yönlendirenlerdir. Güvenlik eksenin de ise, gelinen en son nokta ulus-devlet yapısıdır. Yani toplumlar, etnik dinsel temelli yapıyı bırakıyorlar, gelişiyorlar ve bir yandan özgürlük boyutunda laik toplum, güvenlik boyutunda da ulus-devlet yapısına doğru yöneliyorlar. Mustafa Kemal Atatürk bu iki noktanın kesiştiği koordinatta bir yerler kurdu. Buna ne diyebiliriz; laik Türkiye Cumhuriyeti, ulus-devlet yapısı ve laik toplum yapısı ile birleşmiş noktadadır” dedi.
“KANLI SAVAŞLAR YOK AMA KANSIZ ÖLÜMLER VAR”
Dünyada kanlı savaşların olmadığını fakat kansız ölümlerin olduğuna işaret eden Prof. Dr. Ercan, Türkiye’nin dünyanın neresinde olduğunun sıralamasına bakıldığında, dünyayı yüz basamak haline getirmek gerektiğini ifade ederek, şunları söyledi: “Bizim şu andaki durumumuz, Türkiye 100 basamaklı bir gelişim merdiveninde 24. basamakta olan bir ülkedir. Bu durumda çok iyiyiz diyebiliriz. 135 ülkenin önündeyiz, 5 buçuk milyar nüfusu olan 135 ülke var bu basamaklarda. Ancak 65 ülkenin de gerisindeyiz. 1. basamakta Almanya, Hollanda, İsveç Norveç gibi ülkeler var. Şu anda 2014 Türkiye’si, 1954 Türkiye’si değil muhakkak ki… 60 sene önce durum böyle değildi. İnsanların giyim kuşamları, kullandıkları arabalar, evleri vs. kıyaslarsak çok ilerideyiz. Ama diğer ülkeler bizden çok çok daha ileride olduğu için biz sürekli geriye düşüyoruz. Mustafa Kemal Atatürk’ün zamanında bizim sıramız 18 idi. 18’den şu anda 24. sıradayız. Birçok konuda kültürel, ekonomik, teknolojik anlamda diğer ülkeler bizi geçtiği için biz geride kaldık. Eğer Çin Türkiye’yi geçerse birden bire Türkiye 19 basamak geriye düşecek. Kanlı savaşlar yok ama kansız ölümler var. Kansız ölüm, buradaki yaşam koşullarının daha kötüleşmesi demektir”
Konferansa Eğitim-İş Kastamonu Şube Başkanı Ahmet Tevfik Bal, Eğitim-Sen Kastamonu Şube Başkanı Fikret Tufanyazıcı, ADD Kastamonu Şube Başkanı İbrahim Tozan ile çok sayıda vatandaş katıldı.


ADD’den Türkiye ve Ortadoğu Konferansı
Oyuncu Necmi Yapıcı: “Herkes oyuncu oluyor ama komedyen olamıyor, dram komediden daha kolay”
SAMSUN (İHA) – Samsun’da oyunculuk dersleri veren ünlü oyuncu Necmi Yapıcı, herkesin oyuncu olabildiğini ancak herkesin komedyen olamadığına dikkat çekerek, dram oynamanın komediden daha kolay olduğunu söyledi.
Seksenler, Ayrılsak da Beraberiz, Kahpe Bizans gibi birçok kült yapımda yer alan ünlü oyuncu Necmi Yapıcı, hafta sonları Samsun’a gelerek çocuklara ve yetişkinlere oyunculuk dersleri veriyor. Samsun Gençlik Platformu’nun organizasyonunda konuşan Necmi Yapıcı, hem komedi üzerine hem de sektör hakkında kendisine yöneltilen sorulara cevap verdi.
“Herkes oyuncu oluyor ama herkes komedyen olamıyor”
Komedinin dram ya da diğer türlerden daha zor olduğunun altını çizen Necmi Yapıcı, “Kendi oynadığım oyunları da yazıyorum. Ayrılsak da Beraberiz dizisinin 25 bölümünü ben yazdım. Senaristlik de yapıyorum. Genelde komedi yazıyorum. Komedi yazmak için halkı iyi tanımak gerekiyor. Yazılan şeye hâkim değilsen komedi de iyi yazılmıyor. İnsan bilmediği bir şeyi yazamaz. Ben, herkesin ortalama aynı tepkiyi verdiği komediler yapmak istiyorum. Komedi biraz da zekâ işidir. Zekâ seviyesine göre herkese her espri komik gelmez. O yüzden bunun ortalamasını bulabilmek ve tüm salonu aynı anda aynı espriye güldürmek bir maharet işi. Herkes oyuncu oluyor ama komedyen olamıyor. Bu da çalışarak, üstüne kafa yorarak başarılabiliyor. Komedi oynamaktan çok zevk alıyorum, kendimi rahat hissediyorum. Ayrıca ülkemizde komedi ile başlayınca devamında da komedi geliyor. Onu kırmak istesen de sistem biraz onu engelliyor. Komedide herkes aynı şeye ağlıyor ama aynı şeye gülmüyor. O yüzden de herkesin güleceği bir espri yapmak gerçekten zor. Algılama ve zekâ seviyesi farklı olduğundan zor. Dram o nedenle daha kolay. Herkes aynı duyguya ağlayabiliyor ama gülemiyor” dedi.
“Halka değer veriyorum çünkü bizim değerimizi onlar belirliyorlar”
Sosyal medyanın oyuncular üzerindeki etkisi hakkında konuşan Yapıcı, “Sosyal medyada da samimi ilişkilerime devam ediyorum. Mesajlara geri dönmeye çalışıyorum. İnsanlarla iletişimde kalmayı seviyorum. İstanbul’da Marmaray’a binerim, metroya binerim, halkın içinde yaşamayı da seviyorum. Onların ilgisinden hiçbir zaman rahatsız olmuyorum. Halka değer veriyorum çünkü bizim değerimizi onlar belirliyorlar. Halk, bizim velinimetimizdir. O yüzden saygılı olmak lazım. Yaklaşmayı bilmeyen insanlar da var, rahatsız edici derecede. Onlara da gereken tepkiyi nazik bir şekilde gösteriyorum. Çünkü iletişim biraz beceri işi. Onlar beni tanıyor ama ben onları hayatımda ilk defa görüyorum. Birden samimiyet ile laubaliliği karıştıran izleyiciler olabiliyor. Onlara da nazik cevap vermeye çalışıyorum. Bu da işimizin gereği. Bundan rahatsız olmamak gerekiyor” diye konuştu.


