Açılışlarda Gündem KARDEMİR ve MARZINC - Karabük Haber Postası
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
11 Ekim, 2017 14:54 tarihinde yayınlandı
0
0

Açılışlarda Gündem KARDEMİR ve MARZINC

Karabük Belediyesi tarafından “Her Mahalleye Bir Park” projesi kapsamında Şirinevler Mahallesi Orman Sokak’ta yapımı kısa sürede tamamlanan Villa Panorama çocuk parkı açılışı yapıldı.

Açılışta bir konuşma yapan Belediye Başkanı Rafet Vergili, gündemine yine KARDEMİR ve MARZINC’i aldı.

Karabük’te en büyük mücadelenin başladığını ifade eden Başkan Vergili, “Karabük’ün problemleri tamamen bitti. Şuanda Karabük’te ki en büyük mücadelemiz başladı. Ben bu mücadelede bütün Karabüklülerden, sivil toplum kuruluşlarından, herkesten destek bekliyorum.1980 öncesi teknolojiler müsait değildi. Biz bu dumanın, kirin, pasın içinde büyüdük ama 1980’den sonra, teknoloji geliştikten sonra, bir tane duman çıkmayacak şekilde fabrikaların modernizasyonun yapılması mümkündü. Tabi bunun bir maliyeti var, filtreleri yapmanın bir maliyeti var, tekrardan bu filtreleri çalıştırmanın da bir maliyeti söz konusu. Kardemir sürekli olarak bu filtre yapım maliyetlerini ertelemekte. Konuşulurken de şöyle konuşuluyor;  “Demir Çelik bizim her şeyimiz”. Evet, Demir Çelik bizim her şeyimiz. Peki, Demir Çelik bize ne veriyor? Bunu da değerlendirmemiz gerekiyor. Kâr bilançolarında 200 milyon dolar kar açıklayan kuruluş, Karabük’ün temizliği ile ilgili 10-20 milyon doları hiç düşünmeden harcayabilmeli. Eğer burada iktidar mücadelesi veriliyorsa, kendi menfaatleri, kendi çıkarları için değil de, önce Karabük halkının çıkarları ile ilgili bu mücadele verilmeli. Her gün kapasite artırılmamalı. Kapasite artırımı ile beraber, çevrede düşünülmeli” dedi.

Marzinc tesisleri ile ilgili konuşan Karabük Belediye Başkanı Rafet vergili;  “Bu tesis için 18 kuruluş imza verdi. Bir tek dönemin Orman Genel Müdürü Osman Kahveci bile imza atmasaydı bu tesis yine kurulmazdı” dedi.

MARZINC’İN YAPIMI İLE İLGİLİ HİÇ BİR YERDE İMZAM YOKTOR

Marzinc’in yapımı ile ilgili olarak hiç bir yerde imzasının olmadığını söyleyen Başkan vergili; “Defalarca söylediğimiz halde, birileri “ortaktı, yapımına izin verdi” gibi sansasyon haberler çıkartmakta. En az 18 kuruluş bu tesisin kuruluşu ile ilgili imza attı. Bunlardan bir tanesi de Orman İşletme Müdürlüğüdür ve o tarihte de Orman Genel Müdürü de Osman Kahveci beydi. O, bir tek imzayı atmasaydı Marzinc yapılmazdı. Ya herkes attığı imzaya sahip çıkacak ya da bu tür problemleri birisinin üstüne yıkmaya çalışmayacak. Bu fabrika kurulmadan önce bana dediler ki; “Avrupa kriterlerinde bir fabrika yapıyoruz”. Bu fabrikanın Avrupa’da çalışan örnekleri var. Sen Avrupa kriterlerinde fabrikanı yaptın ama Avrupa kriterlerinde bu fabrikayı çalıştırdın mı? Önemli olan bu. Bu sistemi kontrol eden yalnızca Çevre ve Şehircilik Bakanlığıdır. Bizim en ufak burayı denetleme, kontrol etme gibi bir yetkimiz söz konusu değildir. 8 yıldan bu tarafa, bütün raporları tazmin eden Çevre Bakanlığıdır. Şimdi buradan kendilerine soruyorum; Siz bu fabrikayı kapattınız, peki 3 gün sonra neden açtınız? Hangi kriterleri incelediniz de açtınız?”

Yalnız bizim memleketimizde değil, Çevre ve Şehircilik Bakanımızın memleketi Kayseri’de de bizden 4 yıl önce faaliyete geçmiş bir fabrika söz konusu. Bu fabrikaların tek yaptığı ellerindeki bilgi ve belgelerle Bakanlığı yanıltarak faaliyetlerine devam etmek. Şu anda Kayseri’deki atık malzeme Karabük’ün 1,5 kat fazlası. Yalnız Kayseri’de bulunan fabrikanın atıkları içerisinde 10 bin ton zararlı madde var. Karabük’teki fabrikanın şu andaki atıklarında 6 bin ton kurşun mevcut. Kayseri’deki fabrikanın atıklarında şu anda 40 bin tonun üstünde çinko mevcut. Karabük’te ki atıklarda şu anda 30 bin ton çinko, 30 bin tonun üstünde de kükürt mevcut. Ayrıca 1200 ton Baryum mevcut. Bunları ben mi kontrol edecektim yoksa Çevre ve Şehircilik Bakanlığımı kontrol edecekti?

Bu atıklar hiç bir önlem alınmadan depolanmış. Bir tarafta yer altı sularına karışan, bir taraftan da tozdan dumandan Karabük’e yayılan tehlikeli madde bunlar. Kurşunun insan üstündeki zararlarını açıp okuduktan sonra, Çevre Bakanlığının bunları zararsız atıklar maddesine almaması mümkün değil. Eğer Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Karabük’te, Kayseri’de, Aliağa’da, Payas’da bir tane atık malzemeden numune alıp da değerlendirme yapmış olsaydı, kendi kitapçığında, kendi standartlarında bunu tehlikesiz atık maddeler yönetmenliğine sokmazdı. Şimdi bunun bütün vebali bizlerin üstüne yıkılıyor. Karabük Belediyesinin üstüne yıkılıyor. Kesinlikle bizim yetki alanlarımızın dışında ama benim bir tane yetkim, benim bir tane işim yalnız yol, kaldırım yapmak, su götürmek, park yapmak değil. Gelecek kuşakların, gelecek nesillerinde daha iyi şartlarda yaşamasını sağlamak da benim görevim. Bununla ilgili mücadelem sonuna kadar devam edecek. Bir yıl içerisinde Kardemir’in bacalarının bir tanesinden duman çıkmayacak. Arkadaşlar kasti olarak şöyle sorular soruyorlar; “Karabük Demir Çelik’te kapatılsın mı?”.

Üç yıl önce bu KARDEMİR’in bacalarından duman çıkmıyordu, niye çıkmıyordu biliyor musunuz? 1 milyon 200 bin kapasite ile çalışıyordu ve filtre sistemleri yeterliydi. Şimdi üretim kapasitesini iki milyon tona çıkarttı. Filtre sistemleri yeterli değil. Parayı kim kazanıyorsa burayı düzeltecek. Eğer çok para kazanma peşinde değilseler ise, kapasiteyi düşürüp tesisi adam edecekler. Biz hiçbir zaman Karabük Demir Çelik kapatılsın demedik. Bunun üstünden siyaset yapılmaz, bunun üstünden politika da yapılmaz. Ama bugünkü yaşam şartlarını Karabük’te sağlamak mecburiyetinde olanlar devam eder, sağlamayan devam etmez. Burası halka açık bir şirket. Şu anda bildiğim kadarıyla Çevre Bakanlığından buraya uzmanlar geldi. Buradan kendilerine sesleniyorum; “Lütfen gelsinler, bizden bilgi alsınlar, ellerindeki bilgi ve dokümanlar yeterli olmuş olsaydı, bunlara bu şekilde izinleri vermezlerdi” dedi.

Yapılan konuşmaların ardından Şirinevler Mahallesi Orman Sokak’ta yapımı tamamlanan Villa Panorama çocuk parkın açılışı gerçekleştirildi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
Gemini Generated Image r1twbvr1twbvr1tw
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
01 Mayıs, 2026 21:00 tarihinde yayınlandı
0
0

HAK-İŞ Başkanı Arslan: “Türkiye’nin bütün meydanları Taksim Meydanı’dır”

Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ) Genel Başkanı Mahmut Arslan, “Türkiye’nin bütün meydanları Taksim Meydanı’dır. Taksim’e sıkıştırılmış copların, TOMA’ların, gazların kullanıldığı bir 1 Mayıs bizim için 1 Mayıs olamaz” dedi

HAK-İŞ Konfederasyonu 1 Mayıs Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü’nü; Bursa ili Gökdere Meydanı’nda kutladı. 1 Mayıs temasını “Birlik, Mücadele, Dayanışma ve Savaşa Hayır” olarak belirleyen HAK-İŞ’in kutlama programına Bursa başta olmak üzere, Yalova, Bilecik, Kocaeli, Sakarya, İstanbul, Balıkesir, Düzce, Eskişehir, Kütahya, Çanakkale, Bolu, Tekirdağ, Edirne, Kırklareli, Karabük illerinden katılım sağlandı.

Yaklaşık 15 bin kişinin katılım sağladığı programda vergide adalet, hayat pahalılığıyla mücadele, sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması, mevsimlik-geçici ve kampanya işçilerinin sorunlarının çözümü, mutlak iş güvencesi ve adil bir emeklilik sistemi gibi birçok konu ele alındı. Ayrıca Gazze başta olmak üzere İran, Sudan ve Lübnan’da sivillerin hedef alındığı saldırılar da kınandı.

HAK-İŞ’in 1 Mayıs kutlamalarına Sudan İşçi Sendikaları Federasyonu (SWTUF) Genel Başkanı Abdülkadir Sırrulhatme de katılım sağladı. Bu çerçevede, Sudan halkının egemenlik haklarına ilişkin birlik ve dayanışma mesajları verildi.

Program, belediye işçilerinden oluşan müzik grubu olan ‘Grup Şantiye’ tarafından verilen konser ile başladı.

“Sudan’ın mücadelesini, SWTUF mücadelesini güçlü bir şekilde destekliyoruz”

Programda bir konuşma gerçekleştiren HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, HAK-İŞ’in uluslararası bir sivil toplum örgütü olduğunu belirterek, sadece Türkiye’de değil tüm dünyada haksızlığa uğrayan insanların yanında olduklarının altını çizdi.

Bu çerçevede Sudan’daki iç savaşa değinen Arslan, Hızlı Destek Kuvvetleri adlı örgütün Sudan halkına soykırım uyguladığını ve sivil halka karşı katliam gerçekleştirdiğini dile getirdi. Arslan, “Bugün yaşananlara karşı sesimizi yükseltmezsek bu hainler, bu emperyalist güçler üstümüze üstümüze geliyor. Onun için SWTUF ile beraber yaklaşık 8 yıldır darbecilere karşı mücadele ettik. SWTUF’un genel merkezinin yeniden açılması için destek olduk. Sudanlı kardeşlerimiz 15 Temmuz’dan sonra ülkemize gelip Ankara Kızılay’daki mitingimize katıldı. Abdulkadir bey de bu mitinge katılarak Türkiye’nin yanında olduğunu ifade ettiler. Bir taraftan ülkeyi emperyalistlere peşkeş çeken alçaklar varken bir tarafta bizimle beraber yürüyen Sudan halkı vardı. Onun için bu meydandan Sudan’ın mücadelesini, SWTUF mücadelesini güçlü bir şekilde desteklediğimizi ifade edelim” şeklinde konuştu.

“İkinci Sumud inşallah Gazze’nin kurtuluşunun habercisi olacak”

Arslan, HAK-İŞ olarak Gazze ile bağlarını koparmadıklarını da söyleyerek, bu çerçevede Gazze ve Filistin için mücadeleye davam edeceklerini bildirdi. Bu kapsamda Gazze’ye yardım için yola çıkan Sumud Filosu’na selam gönderen Arslan, “Gazze’deki zulümlerin dünya tarafından yakından görülebilmesi için insani yardımların rahat gidebilmesi için yola çıkan Sumud Filosu’nda bizim de bir kardeşimiz o mücadelenin içinde yer alıyor. Fatma Zengin kardeşimize buradan bir kez daha selam gönderiyoruz. Allah onun yardımcısı olsun. Sumud bizim hayallerimizi temsil ediyor. Sumud Gazze’nin ufuklarında yeni bir güneş doğmasını temsil ediyor. Sumud ateşkesin gerçekten sağlanmasını, barışın mutlaka gelmesini, başkenti Kudüs olan bağımsız özgür bütün dünyanın tanıdığı bir Filistin Devleti kurulması için önemli bir meşale yaktı. Birinci Sumud ile Filistin’de, Gazze’de ateşkesi şeklen de olsa başardık. İkinci Sumud inşallah Gazze’nin kurtuluşunun habercisi olacak” ifadelerine yer verdi.

“Bursa’ya gelişimiz HAK-İŞ’in kararıdır”

HAK-İŞ olarak 2020 yılında 1 Mayıs kutlamalarını Bursa’da gerçekleştirmek istediklerini fakat pandemi nedeniyle bunu gerçekleştiremediklerinin altını çizen Arslan, “Bursa’ya borcumuz vardı. Bu meydanları doldurup Bursa’yla kucaklaşmak, Bursa’yla beraber yola devam etmek istiyorduk. Onun için 6 yıl geç olsa da ocak ayındaki yönetim kurulumuz Bursa’da 1 Mayıs etkinliklerinin yapılmasına karar verdi. Ocak ayında, yaklaşık 5 ay önce 1 Mayıs’ı Bursa’da kutlama kararı aldık. Bazı çevreler başka şeyler arıyorlar. Aramayın boşuna. HAK-İŞ bağımsız, özgür bir kuruluştur. Hiçbir kararını hiçbir yerin etkisinde kalmadan vermektedir. Onun için Bursa’ya gelişimiz HAK-İŞ’in kararıdır. İyi ki bu kararı verdik ve iyi ki buradayız” açıklamasında bulundu.
Arslan, 1 Mayıs kutlamalarının sadece bir güne sığdırılamayacağını aktararak, HAK-İŞ olarak 1 Mayıs kutlamalarını 1 haftaya yaydıklarını ve çeşitli etkinlik ve programlara kutlamaya devam edeceklerini söyledi.

“Türkiye’nin bütün meydanları Taksim Meydanı’dır”

HAK-İŞ’in 1 Mayıs’ı ideolojik yaklaşımlara taşıyanlara karşı mücadele başlattığını söyleyen Arslan, sözlerine şu şekilde devam etti:
“Türkiye’nin bütün alanları 1 Mayıs alanı. Türkiye’nin bütün meydanları Taksim Meydanı’dır. Onun için biz yaklaşık 15 yıldır Türkiye’nin her bölgesinde birlik, mücadele, dayanışma gününü kutlamaya devam ediyoruz. Taksim’e sıkıştırılmış copların, TOMA’ların, gazların kullanıldığı bir 1 Mayıs bizim için 1 Mayıs olamaz. Biz sorunlarımızı meydanlarda yüksek sesle konuşacağız. Taleplerimizi ifade edeceğiz. Birliğimizi güçlendireceğiz. Ama polisle, jandarmayla, güvenlik güçleriyle çatışarak ülkeyi kaosa götürme oyunlarını sizin sayenizde bozduk Allah’a şükür. Bugün Türkiye’nin pek çok meydanında birlik, beraberlik, kardeşlik ruhu içerisinde 1 Mayıs etkinliklerini gerçekleştiriyoruz. Ama üzüntülerimiz var. 1977 yılında 1 Mayıs’ta Taksim’deki provokasyonlarla 37 emekçi kardeşimizin çoğu ezilerek öldü, 1977 katliamının hesabı hala sorulamadı. Komisyonlar kuruldu, araştırmalar yapıldı ama ne yazık ki 1 Mayıs 77’nin failleri bulunamadı. Buradan tekrar sesleniyoruz. Bu karanlık güçler yakalanmalı.”

“Daha güçlü bir sendika için mutlaka iş güvencesini gerçek anlamda ülkemize kazandırmamız gerekiyor”
Arslan, 1 Mayıs’taki mottolarının sorunlarını yüksek sesle ve anlaşılır bir dilde ifade etmek olduğunu kaydederek, “Buraya katılan sendikacı kardeşlerimiz mücadelesini bayraklaştırmış bugün bu meydana anlam katan değerli emekçilerimiz sorunlarımız var. Bu sorunların çözümü için taleplerimizi buradan sıralıyoruz. Sendikal örgütlenmenin önündeki en büyük engelin iş güvencesinin olmamasıdır. Onun için sendikal örgütlenmenin önündeki engeller kalkarken önce gerçek anlamda bir iş güvencesi istiyoruz. Bugünkü iş güvencesi bizi tatmin etmiyor. Bizim sorunlarımızı çözmeye yetmiyor. 17 milyon işçinin olduğu bu ülkede 2 buçuk milyon sendikalı işçi bunu hak etmiyor. Emekçiler hak etmiyor. Daha fazlasına ihtiyacımız var. Daha güçlü bir sendika için, daha güçlü bir emek hareketi için mutlaka iş güvencesini gerçek anlamda ülkemize kazandırmamız gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.

“Az kazanandan çok, çok kazanandan az vergi alınan bir sisteme itiraz ediyoruz”
Vergi sistemine yönelik eleştirilerde de bulunan Arslan, sistemin değişmesi gerektiğine vurgu yaparak, “Vergide çok kazanandan ne yazık ki az, az kazanandan çok vergi alan bir yanlış gerçekten makul olmayan bir düzen var. Bu vergi sistemine itiraz ediyoruz. Bu sistem bizim taleplerimizi karşılamıyor. Düşünebiliyor musunuz? Almanya’daki bir işçi evliyse evlilik her çocuk için vergi indirimi sağlarken bizim ülkemizde ne yazık ki bunlar olmuyor. Almanya’daki bir işçi temel tüketim malları için harcadığı kalemleri vergiden düşerken ne yazık ki bizde bunlar sağlanmıyor. Aile yükümlülüklerimiz ne yazık ki dikkate alınmıyor. Önceden sekizinci ayda, dokuzuncu ayda yüzde 20’lik dilime girerken şimdi ne yazık ki dördüncü ayda yüzde 20, yedinci ayda yüzde 27’lik dilimlere giriyoruz ve bu yüzde 40’lara kadar gidiyor. Böyle bir vergi sistemine itiraz ediyoruz. Bunun değişmesi için gerçek anlamda bir vergi sistemine Türkiye’nin acilen kavuşmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.

“Emeklilik sisteminin bu şekilde devam etmesine asla izin vermemeliyiz”
Arslan, emeklilik sisteminde sorunlar olduğunu kaydederek, “Dünyanın hiçbir ülkesinde sistemde daha fazla kalarak daha az maaş alan başka bir emekli grubu yok. Bu bizim ülkemize has ne yazık ki. Hazine ve Maliye Bakanı’na gittik. Çalışma Bakanı’na gittik. Cumhurbaşkanı Yardımcısı’na gittik. Partilerin grup başkanlarına gittik. Dedik ki ‘bu adaletsizliği görün.’ Görüyorlar ve çözmüyorlar. Bunun bir an evvel sonuçlanması için vergi sisteminin nasıl ki değişmesini istiyorsak emeklilik sisteminin de bu şekilde devam etmesine asla izin vermemeliyiz” dedi.

“Asgari ücret tespit yapısının mutlaka değişmesi gerekiyor”
Asgari Ücret Tespit Komisyonu yapısının değişmesi gerektiğini kaydeden Arslan, hükümetle beraber işverenler ve işçilerin olduğu Asgari Ücret Tespit Komisyonu yapısının misyonunu tamamladığını belirtti. Mevcut asgari ücret tespit yapısının yanlış olduğunu daha önce de dile getirdiklerini ifade eden Arslan, “Dünyadaki örneklerden yola çıkalım. Asgari ücret tespit komisyonunu oluşturalım. Buna göre asgari ücret belirleyelim. Ne yazık ki hükümet Bakanımıza ifade etmemize rağmen hükümetimiz ne yazık ki Asgari Ücret Tespit Komisyonu konusunda adım atmadı. Ve işverenlerle hükümet asgari ücreti belirledi. Türkiye’ye bu yakışmıyor. HAK-İŞ olarak bunu kabul edemiyoruz. Bu yapının mutlaka değişmesi gerekiyor. İşverenlerin ve hükümetin belirlediği asgari ücret bizim asgari ücretimiz olamaz. Biz bunu kabul etmiyoruz. Buradan bir kez daha sesleniyorum; ‘Sayın Bakanımız geliniz Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nu beraber oluşturalım, yeni bir yapı kuralım. Asgari ücret gerçek asgari ücret olarak belirlensin'” çağrısında bulundu.

“125 bin ev işçisini sendikalarımıza üye yaptık”
Arslan, Türkiye’deki kayıt dışı istihdam verilerine de değinerek, kayıt dışı istihdamda bulunan işçilerin sayısının fazla olduğunu ve bu durumun kayıtlı işletmelere karşı haksızlık doğurduğunu kaydetti. Kayıt dışı istihdama karşı harekete geçtiklerini ifade eden Arslan, “Bunun için HAK-İŞ olarak Türkiye’de 1 milyon 500 bin olan ev işçilerinin örgütlenmesi için yola çıktık. Aslında bunu devletimizin yapması gerekiyor. Kayıt dışıyla mücadeleyi devlet birinci görev yapmalı. Ama biz de yapmaya çalışıyoruz. Türkiye’deki 1 buçuk milyon kayıt dışı çalışan ev işçilerinin kayıt altına alınması için, iş kanunu kapsamına alınmaları için onların sendikalarına üye yapıyoruz. 125 bin ev işçisini sendikalarımıza üye yaptık. Bunları devam ettireceğiz” dedi.

“12 Eylül 1980 öncesi kıdem tazminatımıza geri dönmek istiyoruz”
Arslan, 1980 yılındaki askeri darbe sonucu sendikaların kapatılmaya zorlandığını ve birçok kazanımın geri alındığını söyledi. Alınan haklardan birinin de kıdem tazminatının yapısı olduğunu söyleyen Arslan, “Bugün biz 12 Eylül 1980 öncesi kıdem tazminatımıza geri dönmek istiyoruz. Şu hale bakın 50 yıl geçmiş kıdem tazminatımızı 50 yıl öncesinde arıyoruz. Bu gerçekten Türkiye’ye yakışmıyor” şeklinde konuştu.

“Ara buluculuk sisteminin külliyen kaldırılmasını istiyoruz”
Ara buluculuk sistemiyle işçilerin haklarının gasp edildiğini belirten Arslan, buna karşı olduklarını dile getirerek, “Ara buluculuk marifetiyle haklarımızın gasp edildiği bir dönem yaşıyoruz. O nedenle bugün sistemde olan ara buluculuk sisteminin külliyen kaldırılmasını istiyoruz. Haklarımızın gasp edilmesine asla izin vermeyeceğiz” açıklamasında bulundu.
Arslan, özelleştirmelerin artmasının konuşulduğu bir dönemde sayısı 2 milyona yakın taşeron işçiye kadro verilmesinden ötürü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür etti.
Staj ve çıraklık mağdurlarının sorunlarının giderilmesi gerektiğinin altını çizen Arslan, HAK-İŞ olarak bu konuda desteklerine devam edeceklerini kaydetti.
Arslan, Türkiye’de emek hareketinin gelişiminin durduğunu söyleyerek, “Ülkemizin geleceği için bu ülkenin kaynaklarının imkanlarının potansiyelin olduğuna inanıyoruz. Ülkemizden umudumuzu kesersek başkalarının yaşadıklarını yaşarız. Biz Türkiye’nin ekonomik gücünün Türkiye’nin imkanlarının Türkiye’nin fırsatlarının emekçilerin inançlı çalışkanlığıyla Türk milletinin bu konudaki gerçekten mücadelesiyle bu sorunları aşacağımıza inanıyoruz” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin