Karabük Postası tarafından
03 Mart, 2016 09:17 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Açılan Hayvan Pazarı, Yüzleri Güldürdü

KASTAMONU Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü tarafından Kastamonu’da şap hastalığının görülmesi üzerine karantina altına alınan hayvan pazarları açıldı. 72 gün sonra hayvanlarını satmak için pazara götüren besicilerin ise yüzleri güldü. Kastamonu’da 72 gündür kapalı olan hayvan pazarları nedeniyle zor durumda kalan ve hayvanlarını satamayan besiciler, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte hayvanlarını satmak için pazara götürdü. Kıyasıya pazarlıkların yaşandığı hayvan pazarında, besiciler uzun bir süre sonra hayvanlarını satmanın mutluluğunu yaşarken, tacirlerde aldıkları hayvanları kamyonlara yükleyerek Kastamonu’dan ayrıldı. Kastamonu Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Osman Şekercioğlu, şap hastalığının söndürüldüğü il merkezi ile İhsangazi ve Devrekani ilçelerindeki hayvan pazarlarının açılmasından dolayı büyük mutluluk duyduklarını belirterek, “Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının şap hastalığına karşı ürettiği aşı sayesinde Kastamonu’da etkin bir mücadele verdik. Veteriner hekimlerimizin ve İl Müdürlüğümüzün aşılamaları sayesinde hastalık söndürüldü ve pazarlarımız açılmaya başlandı” dedi. Kastamonu Hayvan Pazarı’nın henüz açıldığını bilmeyen köylerin bulunduğunu söyleyen Şekercioğlu, bu yüzden ilk gün fazla bir yoğunluğun yaşanmadığını fakat ileri günlerde giderek hayvan pazarlarının canlılık kazanacağını ifade etti. Uzun bir süre sonra ilk kez hayvan pazarlarının açılmasından dolayı fiyatlarda bir düşme beklediklerini fakat korktuklarının başlarına gelmediğinin sevindirici olduğunu söyleyen Şekercioğlu, “Fiyatlar aksine yükselişe geçti. 10-11 bin TL’ye hayvanını satan besicilerimiz oldu. Bu yüksek bir fiyat, çiftçilerimiz gayet fiyatlardan memnunlar. İnşallah hayvan fiyatları da bu şekilde devam eder” diye konuştu. Kastamonu Hayvan Pazarının açılmasının besicileri olumlu yansıdığını vurgulayan Şekercioğlu, “Besicilerimiz, hayvan pazarlarının açılmasından dolayı sevinçliydi. Birde hayvanların fiyatları düşmedi. Değeri fiyatında hayvanlarını satanlar, sevine sevine evlerine döndüler. Hayvanlarını satamadıkları için esnaflara veya başka yerlere borçlananlarda, sattıkları hayvanlarının parasıyla borçlarını ödediler” şeklinde konuştu. Hem ülkemizde hem de Kastamonu’da buna benzer başta şap hastalığı olmak üzere hayvan hastalıklarının yaşanmaması temennisinde bulunan Şekercioğlu, bunun için etkin bir şekilde hayvan hastalıklarıyla mücadele edilmesi gerektiğini ve bunun içinde etkili aşıların üretilmesi gerektiğini söyledi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Berkay Doğan tarafından
30 Ocak, 2026 09:30 tarihinde yayınlandı /Güncelleme: 29.01.2026 16:44
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

TARİHİ PROJEDE GÖZLER KARDEMİR’DE!

Türkiye ve Suriye, Osmanlı döneminin en sembolik projelerinden biri olan İstanbul’dan Medine’ye uzanan Hicaz Demiryolu’nu yeniden canlandırmak için harekete geçti.  İki ülke arasında başlayan bu tarihi işbirliğinde, Türkiye’nin ray ve demiryolu tekeri üretimindeki tek milli markası Karabük Demir Çelik İşletmeleri’nin (KARDEMİR) projeye nasıl bir rol üstleneceği merak ediliyor.

Türkiye ve Suriye, Osmanlı İmparatorluğu döneminin en önemli sembollerinden biri olan İstanbul'dan Medine'ye uzanan Hicaz Demiryolu'nu yeniden inşa etmek için tarihi bir adım attı. İki ülke arasındaki yakınlaşma sürecinde demiryolu ağının yeniden canlandırılması ön plana çıktı.

Türkiye'nin Şam Büyükelçisi Nuh Yılmaz ile Suriye Ulaştırma Bakanı Yarub Bedir'in gerçekleştirdiği görüşmede, Hicaz Demiryolu'nun ihya edilmesi ana gündem maddelerinden biri olarak ele alındı. Büyükelçi Yılmaz, yaptığı açıklamayla projenin iki ülkenin gündeminde olduğunu teyit etti.

KARDEMİR'DEN YERLİ VE MİLLİ TEKNOLOJİ

Projenin uygulama aşamasında Türkiye'nin demiryolu sektöründeki tek milli markası Karabük Demir Çelik Fabrikaları'nın  (KARDEMİR) kritik rol üstleneceği ifade ediliyor.  Demiryolu altyapısının yeniden inşasında raylar, traversler ve vagon tekerleri gibi temel bileşenlerin temininde KARDEMİR'in yerli üretim kapasitesi ve tecrübesinin projenin bel kemiğini oluşturacağı belirtiliyor.

KARDEMİR, sahip olduğu ileri teknoloji üretim tesisleriyle projenin teknik ihtiyaçlarını karşılamaya hazır olduğu belirtilirken, yıllık 200 bin adet üretim kapasitesine sahip Demiryolu Tekeri Üretim Tesisi'nde 700 mm'den 1250 mm'ye kadar farklı çaplarda yük, yolcu, YHT ve lokomotif tekerleri üretilebiliyor.

AVRUPA STANDARTLARINDA ÜRETİM

Şirketin 2007 yılında devreye aldığı Ray-Profil Haddehanesi ise yıllık 450 bin ton kapasiteyle bölgenin en önemli üretim merkezleri arasında yer alıyor. 12-75 metre uzunlukta, 46-60 kg/m ağırlığında rayların yanı sıra R350 HT sertleştirilmiş raylar ile oluklu raylar bu tesiste üretiliyor. Avrupa'da sayılı üreticide bulunan HPQ belgesine sahip tesis, milimetrenin yüzde biri hassasiyetle üretim yapabiliyor.

STRATEJİK ENTEGRASYON PROJESİ

Tarihi Hicaz Demiryolu'nun yeniden hayata geçirilmesi, sadece nostaljik bir hat olmanın ötesinde Türkiye-Suriye hattında ekonomik ve lojistik entegrasyonu güçlendirecek stratejik bir girişim olarak değerlendiriliyor. Projenin teknik ve endüstriyel altyapısının büyük ölçüde KARDEMİR öncülüğünde şekillenmesi bekleniyor.

Öte yandan bu projenin iki ülke arasındaki ticari ve kültürel bağları güçlendireceği, bölgesel kalkınmaya önemli katkı sağlayacağı ifade ediliyor.

Öte yandan konuyla ilgili olarak KARDEMİR yetkililerinden açıklama yapılması bekleniyor.

HİCAZ DEMİR YOLU PROJESİ'NİN ÖNEMİ

Sultan II. Abdülhamid’in en önemli girişimlerinden biri olan Hicaz Demir yolu, 117 yıl önce hizmete açıldı. Abdülhamid, bu projeyle hem dini hem de siyasi bir hedef gözetti.

1 Eylül 1900’de temeli atılan hat, Abdülhamid’in tahta çıkışının 25. yılına denk geldi. Şam’dan başlayarak Medine’ye kadar uzanan 1464 kilometrelik demiryolu, hac yolculuğunu kolaylaştırmasının yanı sıra Osmanlı’ya askeri ve ekonomik katkılar sağladı.

İnşa süreci için İstanbul’da Komisyon-ı Ali kuruldu. Çalışmalar sırasında binlerce köprü, tünel ve istasyon yapıldı. Projenin finansmanı büyük ölçüde Osmanlı içinden ve dünyanın farklı bölgelerindeki Müslümanlardan gelen bağışlarla karşılandı. İlk bağışı ise 50 bin lira ile Sultan Andülhamid  yaptı.

1908’de açılan hatta Medine-Mekke arasındaki 450 kilometrelik bölüm bedevi saldırıları ve siyasi engeller yüzünden tamamlanamadı. Ancak hat, Osmanlı’nın asker sevkiyatında ve bölgesel ticarette kritik bir rol oynadı. Sultan Abdülhamid, Medine yakınlarındaki kısımlarda ise hassasiyet göstererek rayların altına keçe döşetti. Bunun nedeni, gürültünün Hazreti Peygamber’in ruhaniyetini rahatsız etmemesi içindi.

Bizi sosyal medyadan takip edin