Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
21 Kasım, 2019 11:58 tarihinde yayınlandı
0

AB Hibe Programlarına Proje Hazırlama Eğitimi

Karabük Valiliği AB ve Dış İlişkiler Koordinasyon Merkezi tarafından hazırlanan ve 20-22 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirilecek “AB Hibe Programlarına Proje Hazırlama Eğitimi” çalışması başladı.
Valilik Büyük Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen eğitim çalışmasının açılış toplantısına Vali Fuat Gürel, Vali Yardımcısı Vekili Numan Tahir Şimşek, İl Özel İdare Genel Sekreteri Mehmet Uzun, kurum müdürleri ile kamu kurum ve kuruluşlarından personel katıldı.
Eğitim toplantısının açılış konuşmasını yapan Vali Fuat Gürel, düzenlenen eğitim çalışmasını önemsediklerini söyledi.
Karabük olarak aslında Avrupa Birliği projeleri ya da dış kaynaklı fonlardan yararlanmakla alakalı bir büronun eskiden beri olduğunu ifade eden Gürel, “Özellikle Milli Eğitim Müdürlüğünde yıllardır okullar bazında Milli Eğitim Müdürlüğü bazında proje hazırlamakla ilgili belli bir kapasite oluşmuş birkaç kuruluşumuzda daha var. Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Koordinasyon Merkezimizde 2 arkadaş vardı diğer kurumlardan destek alarak bazılarını tam zamanlı bazılarını da haftanın belli günleri bazı arkadaşların buraya dahil olmasıyla bu büromuzu biraz daha güçlendirmeye çalıştık, arkadaşlarımızda belli kapasiteye ulaştı. İnşallah bundan sonrada güzel işlere imza atacaklar. Şunun özellikle tespitini söylemek istiyorum. Avrupa Birliği ve Dış Finansmanla ilgili, projelerle ilgili faaliyetlerimizin bir kısmını maalesef bir kalkınma ajansına yönelme var. Yani böyle bir hazırlanan projelerin büyük bir kısmında sanki dış finansman çok fazla yok ya da eskiden ulusal ajans vardı, şimdi Dışişleri Bakanlığına bağlandı. Oralardan çok da kaynak üzerinde uğraşmaya gerek yok zaten kalkınma ajansında yeterince kaynak var orada elde edelim bu projelerimizi oraya sunalım anlayışı çok hakim ama oranında sınırlı kaynakları var. Oradaki projeler de biraz daha genç ortam bilemiyorum ama bence proje yazmasını, proje hazırlamasını öğrendikten sonra artık her türlü projeyi her türlü kaynağı fırına müracaat etmekte fayda var” dedi.
Projenin kabul edilirliği, hazırlanış şekli, sürdürülebilirliği ne kadar iyi hazırlanmış ne kadar sorunlara çözüm üretiyorsa aslında bir o kadarda değerli olduğu ve daha fazla kaynağı ülkeye çekme açısından önemli olduğunu aktaran Gürel, şunları kaydetti:
“Burada asıl olan sizin proje hazırlama kapasitesine kavuşabilmeniz. Belli aralıklarla bir araya gelip karşılıklı bir fikir alışverişinde bulunmakta da fayda var. Çünkü hiç fark etmediğiniz bir iki husus size puan kaybettirebilir. Geçen yıl arkadaşlarımız iki proje hazırladılar, çok da umutluyduk aslında. Birkaç ülkeyle beraber ortak bir proje hazırlandı ama bir iki eksikten dolayı bu projeyi bitiremedik. Belki bu işi bilen başka arkadaşlar bizim gözden kaçırdığımız hususları dikkate alıp onların tamamlamasını sağlayabilirdi ve projemiz geçebilirdi. Onun için belli aralıklarla bir araya gelip, projelerinizi masaya yatırıp bunun üzerinden belki düzeltmeler, geliştirmeler yapabilirsiniz. Bu Avrupa Birliği Koordinasyon Merkezimizin geliştirilmesi biraz daha bir üst kurum gibi Koordinasyon Merkezi gibi algılanmasında fayda var. Bütün kurumlarımızın bu büroyla, birimle iletişim halinde olmasında fayda var diye düşünüyorum. Sizin hazırladığınız projeler size seyahat hakkı sunuyorsa bile çok güzel, çok değerli. Buradaki uygulamaları sadece görsel görmeniz bile size ufuk kazandıracaktır. Bu yüzden önemseyip, değer gösteriyoruz.”
Eğitim semineri AB Türkiye Delegasyonu Proje Yönetimi Uzmanı Zafer Günal tarafından verilen proje yazma semineri ile devam etti.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin