Reklam
Reklam

9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü

Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
08 Şubat, 2017 14:22 tarihinde yayınlandı
0

Karabük İl Sağlık Müdürü Dr. Ahmet Sarı, dünya üzerinde yaşayan insanların sağlığını tehdit eden en önemli etkenlerden birisinin sigara olduğunu söyledi.
9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü adı altında düzenlenen etkinliklerin amacının, sigaranın zararları konusunda toplumsal farkındalık oluşturmak olduğunu belirten Dr. Sarı, “Önemli sağlık sorunlarına yol açan sigara kullanımı aynı zamanda vatandaşlarımızı ve ülke ekonomimizi de olumsuz yönde etkilemektedir” dedi.
“SİGARA KULLANANLAR DAHA SIK GRİBE YAKALANIRLAR”
Sarı, sigara içildiği andan itibaren vücudun olumsuz yönde etkilenmeye başladığını dile getirerek, “Nabız sayısı yükselir, kişi daha hızlı nefes alıp vermeye başlar, kan dolaşımı yavaşlar. Sigara, içine yaklaşık 3 bin 700 zehirli madde barındıran bir karışımdır. Bunların büyük bir bölümü kanserojendir. Bu maddelerin en zararları karbonmonoksit, hidrojen siyanid ve amonyaktır ve bu zehirli kimyasal maddeler, bir nefes sigarayla kan dolaşımına karışmaktadır. Bunun sonucunda zaman içinde birtakım akciğer ve diğer organlarla ilgili rahatsızlıklara yol açmaktadır. Sigara kullanan kişiler daha sık grip ve soğuk algınlığı gibi hastalıklara maruz kalmaktadırlar” ifadelerini kullandı.
“SİGARAYI BIRAKMAK İÇİN KANSER OLMAYI BEKLEMEMELİYİZ”
Her yıl dünyada yaklaşık 2 milyon 500 bin kişinin sigaranın sebep olduğu hastalıklar yüzünden hayatını kaybettiğini hatırlatan Müdür Sarı, “Sigaranın sebep olduğu en önemli ölüm sebebi akciğer kanseridir, bunu kalp hastalıkları ve diğer kanser türleri takip etmektedir. Tüm bu olumsuz etkilerine rağmen sigara bırakıldığı andan itibaren vücut kendi kendini tamir etmeye başlar. Ancak on yıl içinde vücut hiç sigara içmemiş bir insanın vücudu haline gelebilmektedir. Sigarayı bırakmak için kanser ya da kalp hastası olmayı beklememeliyiz. Zira böyle bir durumda vücudunuzun kendini tamir etmesi için yeterli vaktimiz olmayabilir” dedi.
“ALO 171 SİGARA BIRAKMA HATTI ARANARAK DESTEK İSTENMELİDİR”
Dr.Sarı, sigara içilen bir ortamda bulunmanın ve bu ortamdaki kirli havayı teneffüs etmenin pasif sigara kullanımı olarak ifade edildiğini belirterek, “Pasif sigara kullanımı, yani sigara içilen bir ortamda bulunmakta, aktif sigara kullanımının sebep olduğu hastalıklara aynı oranlarda yol açabilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü tarafından sigara ile mücadele kapsamında 1987 yılından bu yana 9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü olarak anılmaktadır. 9 Şubat tarihi, sigaradan kurtulmak isteyen bireyler için önemli bir başlangıç olabilir. Bir bağımlılık türü olan sigaradan kurtulma yönündeki en önemli adım, kişinin sigarayı bırakma konusundaki kararlılığıdır. Bu konudaki kararlılık en önemli adım olmakla birlikte, bir hastalık olarak kabul edilen sigara kullanma alışkanlığından kurtulabilmek için sağlık çalışanlarımızın desteğine de çok ihtiyaç duyulabilir. Bu durumda en yakın sağlık kurum ve kuruluşlarımıza müracaat edilerek veya Bakanlığımızın ‘Alo 171 Sigara Bırakma Hattı’ aranarak destek istenmelidir” diye konuştu.
“SİZLER SİGARAYI BIRAKMAYA DAVET EDİYORUM”
Kapalı alanlarda ve toplu yaşam alanlarında, sigara ile mücadele konusunda vatandaşların desteğine ihtiyaçları olduğuna değinen İl Sağlık Müdürü Ahmet Sarı, “Vatandaşlarımız tarafından kapalı alanlarda sigara içildiğinin tespit edilmesi halinde, Sağlık Bakanlığımızın ‘184’ numaralı telefonu aranmalıdır. Sizler de hemen Sağlık Bakanlığımızın 7 gün 24 saat hizmet veren ALO 171 Sigarayı Bırakma Danışma hattını arayabilirsiniz ya da Karabük KETEM’e başvurabilirsiniz. 9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü’nde sizleri sigarayı bırakmaya davet ediyorum. Ailenizi, çocuklarınızı sevindirin, torunlarınızı görme şansınız olsun ve onlara anlatabilecek birçok anınız olsun” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin

KBÜ KAPGEM’den afet yönetimine yerli model: MEYAM

s 4
Haber Merkezi Avatarı
Haber Merkezi tarafından
18 Haziran, 2026 13:14 tarihinde yayınlandı
0 0

Karabük Üniversitesi KAPGEM tarafından hazırlanan 16’ncı politika raporunda, afet ve acil durum yönetiminde merkezi koordinasyon ile yerel kapasiteyi bütünleştiren MEYAM modeli tanıtıldı. Model, risklerin azaltılması, müdahale süreçlerinin güçlendirilmesi ve güvenli bilgi akışının sağlanmasına yönelik çözüm önerileri sunuyor.

Karabük Üniversitesi (KBÜ) Kamu Politikaları Araştırma ve Geliştirme Merkezi (KAPGEM), afet ve acil durum yönetiminde merkezi koordinasyon ile yerel kapasiteyi bütünleştirmeyi hedefleyen MEYAM modelini tanıttı. KAPGEM’in 16’ncı politika raporunda ortaya konulan “Merkez-Yerel Afet ve Acil Durumlarla Mücadele Modeli (MEYAM)”, düzenlenen tanıtım toplantısıyla kamuoyuna sunuldu.

Şehit Fırat Yılmaz Çakıroğlu Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen toplantıda, afet süreçlerinde yerel verilerin merkezi yönetim mekanizmalarıyla entegre edilmesini hedefleyen modelin etkin kriz yönetimi, hızlı müdahale ve kurumlar arası koordinasyona sağlayacağı katkılar paylaşıldı.

Rektör Prof. Dr. Fatih Kırışık: “Türkiye için uygulanabilir modeller üretiyoruz”

Toplantının açılışında konuşan Karabük Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Kırışık, KAPGEM’in kamu politikalarının geliştirilmesi ve uygulanabilir modeller üretilmesi amacıyla faaliyet gösterdiğini söyledi. Türkiye’de kamu politikaları alanında kurulan ilk merkez olma özelliğini taşıyan KAPGEM’in; hükümete, bakanlıklara, kamu kurumlarına, yerel yönetimlere ve özel sektöre yönelik bilimsel temelli politika önerileri hazırladığını belirten Kırışık, farklı ülkelerdeki uygulamaların incelenerek Türkiye’nin ihtiyaçlarına uygun modeller geliştirildiğini ifade etti. Kırışık, merkezin uluslararası deneyimleri analiz ederek Türkiye’ye özgü ve sürdürülebilir çözüm önerileri ortaya koyduğunu kaydetti.

Türkiye’nin Afet Tecrübesi MEYAM’a Yön Verdi

Rektör Prof. Dr. Fatih Kırışık, MEYAM modelinin çıkış noktasının 6 Şubat 2023 depremlerinin ortaya koyduğu tecrübeler ve ihtiyaçlar olduğunu belirterek, büyük ölçekli afetlerde merkezi koordinasyonun yanı sıra yerel kapasitenin de güçlü olmasının önemine dikkat çekti. Kırışık, “Her bir yerleşim biriminin kendi içerisinde, kendi ölçeğine göre afet ve acil durumları karşılayabilecek bir sistem geliştirmemiz gerekiyor” dedi.

Rektör Kırışık, sosyal medyanın güçlenmesiyle birlikte yanlış bilgi ve psikolojik savaşın afet yönetiminde ayrı bir risk oluşturduğunu belirterek, doğrulanmış bilgi akışının ve güvenli iletişim mekanizmalarının önemine dikkat çekti.

EM-DAT Verileri Afetlerin Kapsamını Ortaya Koyuyor

Yerel Yönetim Politikaları Masası Başkanı Prof. Dr. Kemal Yaman, Dünya Sağlık Örgütü ile çeşitli akademik kuruluşların katkılarıyla oluşturulan EM-DAT Uluslararası Afet Veri Tabanı’nın, afetlerin tanımlanması ve izlenmesinde önemli bir kaynak olduğunu belirtti. Afetlere ilişkin verilerin uzun yıllardır sistematik olarak kayıt altına alındığını ifade eden Yaman, bu tür veri tabanlarının politika geliştirme süreçlerine önemli katkılar sunduğunu söyledi.

Afetlerin yalnızca fiziksel yıkımla sınırlı olmadığını ifade eden Yaman, ekonomik, sosyal ve psikolojik etkilerin de dikkate alınması gerektiğini belirtti. Afetlerin yol açtığı ekonomik kayıpların buzdağının görünen kısmı olduğunu söyleyen Yaman, travmalar, zorunlu göçler ve psikolojik sorunlar gibi etkilerin ise çok daha derin sonuçlar doğurduğunu kaydetti. Sunumunda ayrıca afet türleri ve dünyadaki önemli örnekler hakkında bilgi veren Yaman, afet yönetimine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

MEYAM Modeli Tanıtıldı

Toplantıda Arş. Gör. Muhammed Kasım Kavak, modelin çıkış noktasının büyük afet ve acil durumlarda merkezi yönetimin koordinasyon gücü ile yereldeki saha bilgisinin daha hızlı, düzenli ve güvenli şekilde nasıl bir araya getirilebileceği sorusuna dayandığını belirtti.

Çok Paydaşlı Yönetişim Yaklaşımı

MEYAM’ın yalnızca teknik bir yazılım ya da veri tabanı olmadığını vurgulayan Kavak, “Bu model; merkezi kurumları, yerel yönetimleri, valilikleri, kaymakamlıkları, muhtarlıkları, sivil toplum kuruluşlarını, gönüllüleri ve vatandaşları aynı afet yönetimi anlayışı içerisinde buluşturan bir yönetişim modelidir.” dedi. Kavak, model kapsamında mahalle ölçeğinde üretilen nüfus, yapı stoku, toplanma alanları, sığınak kapasitesi ve yerel risklere ilişkin verilerin ortak bir sistemde toplanarak merkezi koordinasyonun kullanımına sunulmasının öngörüldüğünü söyledi.

 

Bizi sosyal medyadan takip edin