8 Okula Bilişim Teknoloji Laboratuarları Kuruluyor - Karabük Haber Postası
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
04 Temmuz, 2022 13:32 tarihinde yayınlandı
0
0

8 Okula Bilişim Teknoloji Laboratuarları Kuruluyor

Temel Eğitimde 10 Bin Okul Projesi kapsamında Karabük’teki 8 Okula Bilişim Teknoloji Laboratuarı kuruluyor. İl Milli Eğitim Müdürü Nevzat Akbaş, bu 8 okuldan 4’ünde Bilişim Teknoloji Laboratuarı kurulumunun tamlandığını söyledi.

Şube Müdürü Ahmet Kabadayı ile birlikte Kapullu Ertuğrul Gazi Ortaokulu’nu ziyaret eden İl Millî Eğitim Müdürü Nevzat Akbaş Temel Eğitimde 10 Bin Okul Projesi kapsamında kurulan Bilişim Teknolojileri Laboratuarında incelemelerde bulundu.

İnceleme esnasında Okul Müdürü Ramazan Akyüz’den ve BT İl koordinatörü Taner Bekçi ve Bilgisayar Mühendisi Gürcan Yıldırım’dan Bilişim Teknolojileri Laboratuvarı hakkında kapsamlı bilgi alan İl Millî Eğitim Müdürü Nevzat Akbaş, Bilişim Teknolojileri Laboratuarı’nın hazır hale getirilmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.

İl Millî Eğitim Müdürümüz Nevzat Akbaş, Karabük’te  projenin hızlı ve başarılı bir şekilde devam ettiğini vurgulayarak, “Proje kapsamında İlimizde belirlenen 8 okulumuzdan 4 okulumuza Bilişim Teknolojileri Laboratuarı kurulumu tamamladı. Öğrencilerimiz bu laboratuardan yaz döneminde de faydalanacaklardır. “Temel Eğitimde 10.000 Okul Projesi” kapsamında İlimiz genelinde önemli kazanımlar ile büyük aşama kaydettik.

Temel Eğitimde 10.000 Okul projesi ile okul fiziki durum iyileştirmesinden, öğretmenlerimize hizmet içi eğitimler düzenlenmesine, veli işbirliğinden sosyal etkinlik programlarına kadar çok yönlü bir projedir. Bu kapsamda İlimizde belirlenen temel eğitim okullarının altyapısının güçlendirilmesinden eğitim ortamlarının zenginleştirilmesine kadar çok sayıda desteğini uygulamaya geçirdik. Çalışmalarımız başarılı bir şekilde devam etmektedir” dedi.  (Nurettin Acar)

Bizi sosyal medyadan takip edin
1
Peri Dilbaz Avatarı
Peri Dilbaz
23 Nisan, 2026 09:46 tarihinde yayınlandı
0
0

Enerji ve Psikoloji: Görünmeyeni Anlamak

İnsan, sadece etten ve kemikten ibaret değildir. Duyguları, düşünceleri ve fark edilmesi daha zor olan bir yönüyle enerjisiyle var olur. Peki sıkça duyduğumuz bu “enerji” kavramı nedir? Gerçekten var mıdır, yoksa yalnızca soyut bir anlatım biçimi midir?  Bilimsel açıdan baktığımızda enerji var olan her şeyin temel yapı taşıdır. Bedenimiz biyolojik bir sistem olarak elektriksel ve kimyasal sinyallerle çalışır. Kalbimizin ritmi, beynimizin dalgaları, sinir sistemimizin iletimleri… Tüm bunlar aslında birer enerji akışıdır. Ancak mesele yalnızca fiziksel enerjiyle sınırlı değildir. Psikolojik açıdan enerji, çoğu zaman kişinin duygu durumu, zihinsel yükü ve içsel dengesiyle kendini gösterir. “Bugün enerjim yok” dediğimizde aslında tükenen şey kas gücümüz değil ruhsal kapasitemizdir. Ya da birinin yanındayken kendimizi iyi hissedip, bir diğerinin yanında daralmamız… Bu da kişiler arası psikolojik enerji alışverişinin bir yansımasıdır. İnsan bedeni, yalnızca biyolojik değil aynı zamanda anlam üreten bir sistemdir. Bu sistemin kendine ait bir zekası vardır. Beden, zihnin fark etmediğini hisseder. Bazen açıklayamadığımız bir huzursuzluk, bazen sebepsiz bir rahatlama… Bunlar beden enerjisinin verdiği sinyallerdir. Örneğin, uzun süre bastırılmış duygular bedende gerginlik olarak birikir. Omuz ağrıları, mide sorunları ya da kronik yorgunluk çoğu zaman sadece fiziksel değildir; duygusal yüklerin bedendeki izleridir. Bu noktada “beden zekâsı” kavramı önem kazanır. Beden zekası, insanın kendini dinleyebilme kapasitesidir. Aç mı, yorgun mu, üzgün mü, güvende mi.  Bunları fark edebilmek, aslında enerjiyi doğru yönetebilmenin ilk adımıdır. Çünkü enerji, yönlendirilmediğinde dağılır  fark edildiğinde ise dönüşür.

Modern yaşamın en büyük sorunlarından biri, insanın kendi enerjisiyle bağını koparmasıdır. Sürekli dış uyaranlara maruz kalmak, hız, stres ve beklentiler… Tüm bunlar kişinin içsel dengesini zayıflatır. Bu yüzden bugün birçok insan “neden bu kadar yorgunum?” sorusunu sormaktadır. Oysa cevap çoğu zaman dışarıda değil, içeridedir.

Enerji yönetimi, aslında psikolojik dayanıklılığın bir parçasıdır. Kişi sınır koyabildiğinde, duygularını bastırmak yerine ifade edebildiğinde ve kendine temas edebildiğinde enerjisini korur. Aksi halde tükenmişlik kaçınılmaz hale gelir.

Sonuç olarak; enerji mistik bir kavramdan ziyade, insanın hem biyolojik hem de psikolojik varoluşunun bir bütünüdür. Onu anlamak için uzaklara bakmaya gerek yok. Bedenin verdiği sinyallere kulak vermek, duyguları inkâr etmemek ve kendine alan açmak… Belki de en gerçek enerji çalışması budur.

Çünkü insan, en çok kendisiyle temas ettiğinde dengelenir.