8 kadından 1’inde görülen meme kanserinde erken teşhis hayati önem taşıyor - Karabük Haber Postası
8 kadindan 1inde gorulen meme kanserinde erken teshis hayati onem tasiyor h14zbZTy
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
27 Ekim, 2024 08:15 tarihinde yayınlandı
0
0

8 kadından 1’inde görülen meme kanserinde erken teşhis hayati önem taşıyor

Meme kanseri Haftası sebebiyle açıklamalarda bulunan Tıbbi Onkoloji Uzmanı Uzm. Dr. Erkan Özcan, meme kanserinin her 8 kadından 1’inde görülebildiğini belirterek, hastalığa yakalanan kadınların yüzde 98’inde erken teşhis sağlandığını söyledi.

Kastamonu İl Sağlık Müdürlüğü tarafındanMeme Kanseri Bilinçlendirme ve Farkındalık Ayı dolayısıyla yapılan paylaşımda, erken teşhisin önemine dikkat çekildi. Yapılan paylaşımda, Tıbbi Onkoloji Uzmanı Uzm. Dr. Erkan Özcan’ın açıklamalarına yer verildi. Dünya genelinde her 8 kadından 1’inde meme kanserinin görülebildiğini belirten Uzmanı Uzm. Dr. Erkan Özcan, hastaların yüzde 98’ine tarama programları sayesinde erken teşhis konulabildiğine vurgu yaptı. Erken teşhis sayesinde hastalığın hızlıca yenilebileceğine vurgu yapan Özcan, KETEM ve hastanelerde her yıl testlerin yapılabileceğini söyledi.

Her ay kadınların kendi kendine meme muayenesi yapması gerektiğini kaydeden Özcan, “Bilindiği üzere meme kanseri ülkemizde ve dünyada kadınlarda en sık görülenler türüdür. En sık başvuru nedeni de memedeki kitle ve şişlik şikayetidir. Bunun yanı sıra memede ve meme başında çekilme gibi yakınmalarla da ortaya çıkmaktadır. Tabii ki yakınmalar ortaya çıktığında başvurmak şart değil. Meme kanseri çok sık görülmesi ve her 8 kadından 1’inin ömür boyu meme kanserinden etkilenme ihtimali nedeniyle ulusal ve uluslararası kanser taramalarına tabi tutulmuş bir kanser türüdür. Ülkemizde de KETEM başta olmak üzere yılda bir hekim muayenesi, yılda bir ya da iki yılda bir mamografi ile tarama programları, ayda bir kişinin kendi elle muayenesi tarama programı kapsamında önerilmektedir” dedi.

Tarama programları sayesinde hastaların yüzde 90’ında kanserin erken teşhisinin sağlandığını belirten Özcan, “Erken evre hastalıkta, cerrahi, medikal onkolojisi ve radyasyon onkolojisi sayesinde uygulanan tedaviler sayesinde hastalıkta kür sağlanabilmekte, bu da hastalıksız bir ömür sağlamaktadır. Ama maalesef bazı hastalarımız dördüncü evrede gelmekte. Bu durumda da hedefe yönelik çeşitli tedaviler mevcut olmakta. Bu tedaviler sayesinde daha iyi yaşam kalitesi ve yaşam süresi beklemedeyiz. Bu tedaviler sayesinde hastalığı kontrol altına alabiliyoruz. Meme kanserinin tarama programları ile erken evrede tespit edilebileceğini, fakat metastatik evrede de hastalığın tedavi ile kontrol altına alınacağını bilmenizi istiyorum” diye konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
gw 1
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
16 Nisan, 2026 13:19 tarihinde yayınlandı
0
0

ŞİRKET İFLASLARINDA ENDİŞE VERİCİ ARTIŞ

Dun & Bradstreet (D&B), işletmeler için ticari veri, analitik ve iş zekası çözümleri sunan küresel bir Amerikan şirketidir.
Şirketin açık ismi, Data Universal Numbering System (Veri Evrensel Numaralandırma Sistemi).
Yaklaşık 200 yıllık bir geçmişe sahip olan bu şirket, dünya genelindeki yüz milyonlarca işletmeye dair devasa bir veri tabanını yönetiyor.
Dun & Bradstreet’in Türkiye’deki faaliyetleri CRIF grubu tarafından yürütülüyor.

Dun & Bradstreet geçtiğimiz hafta Küresel İflas Raporunu açıkladı. Rapor, 2025 yılında küresel ölçekte şirket iflaslarının yüzde 7 artarak yükselişini sürdürdüğünü ortaya koydu.
Bir önceki yıla göre; küresel ölçekteki ortalama iflas yüzde 7 iken, bu oran Türkiye % 29

Türkiye’de 2024 yılında toplam 465 şirket iflas etmişti.
Şirket iflasları bir önceki yıla (2023) göre %23 oranında artış göstermişti. İflaslardaki artış artarak devam ediyor.

2025 yılında iflas sayısı biraz daha arttı, 573 şirkete ulaştı. Yıllık artış hızı ise %29 oldu
İflas kararlarının yanı sıra, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) verilerine göre 2025 yılında toplam 33 bin 270 şirket kapanmış, esnaf tarafında ise günde ortalama 330 iş yeri faaliyetlerini sonlandırmış.

Türkiye’de iflaslardaki artışın nedenleri; yüksek reel faiz ortamı, krediye erişimdeki zorluklar ve sıkı finansal koşulların özellikle KOBİ’ler üzerinde yarattığı baskı olarak görülüyor.

Sayıları az da olsa, şirket iflaslarında bizden daha kötü ülkeler de var.
Türkiye’nin de içerisinde bulunduğu 45 ülkeden 28’inde (yüzde 62) bir önceki yıla kıyasla şirket iflaslarında artış yaşandığı, 17 ülkede ise düşüş yaşandığını ortaya çıktı. Rapora göre, 2025 yılında Dun & Bradstreet tarafından incelenen 45 ülkede, 627 bin 575 şirket iflas etti.
2025 yılında bir önceki yıla kıyasla şirket iflaslarında,
Arjantin, yüzde 65 artışla ilk sırada.
Yüzde 49 artışla Yunanistan incelenen ülkeler içerisinde ikinci olurken, Hong Kong yüzde 45 ile üçüncü sırada yer aldı. Hong Kong’u, yüzde 44 ile Suudi Arabistan, yüzde 41’lik artışla İsviçre takip etti. 2024 yılında bir önceki yıla göre şirket iflaslarında yüzde 6 gibi sınırlı bir artışın yaşandığı ABD’de ise, geçen yıl şirket iflaslarında yüzde 26 artış yaşandı.

Trump’ın Hürmüz Boğazı’nı ablukaya alması,
İnşaat, perakende ve hizmet sektörlerinde iflas baskısının artırdı
Dun & Bradstreet’in, “2025 Küresel İflas Raporu”, iflas baskısının özellikle belirli sektörlerde yoğunlaştığını ortaya koydu. Raporda, inşaat, perakende, konaklama ve hizmet sektörlerinin yüksek faiz ve talep hassasiyeti nedeniyle birçok ülkede iflasların önemli bölümünü oluşturmaya devam ettiği belirtildi.

2025 yılının küresel ekonomi açısından belirgin bir normalleşme ve dengelenme sürecine işaret ettiğinin belirtildiği raporda, enerji ve gıda fiyatlarındaki gerileme, enflasyon baskılarının azalması ve önde gelen merkez bankalarının parasal gevşeme yönünde attığı adımların küresel ölçekte finansal koşulları görece iyileştirdiği vurgulandı. Türkiyede durum bunun tam tersi. Bizde gıda ve enerji fiyatları düşmediği için şirket iflasları daha da artacaktır

Raporda ayrıca, sektörel anlamda şu analize yer verildi: “Özellikle yüksek faiz oranlarının proje finansmanını zorlaştırması, maliyet enflasyonu ve talepteki yavaşlama, inşaat sektörü şirketlerinin bilançoları üzerinde ciddi baskı yaratıyor.

Perakende ile konaklama ve hizmet sektörlerinde ise tüketici talebindeki dalgalanma, artan operasyonel maliyetler ve sınırlı fiyatlama gücü başlıca risk unsurları arasında yer alıyor.

Bazı büyük ekonomilerde ise üretim ve hizmet sektörleri de talep zayıflığı ve maliyet baskıları nedeniyle risk altında kalmayı sürdürüyor.

Jeopolitik gelişmeler, ticaret modellerindeki değişim, döviz piyasalarındaki oynaklık ve politika belirsizliklerinin, şirketlerin finansal risk yönetimini şekillendirmeye devam edecektir.

Şirketlerin; müşterilerini, tedarikçilerini ve iş ortaklarını ortaya çıkabilecek stres sinyalleri açısından sürekli izlemek için yapay zekâ destekli, gerçek zamanlı veri ve içgörü araçlarından yararlanması gerekiyor. Kredi risklerinin, güvenilir ve temiz verilerle düzenli olarak yeniden değerlendirilmesi; şirketleri koruyacak sağlıklı finansal risk kararlarının alınması açısından önem taşıyor.
Ayrıca iş ortaklarını çeşitlendirmek ve makroekonomik ile jeopolitik senaryolara yönelik alternatif planlar oluşturmak, şirketlerin dayanıklılığını önemli ölçüde artırabilir. En önemlisi ise karar alma süreçlerinin, piyasa algısı ya da kısa vadeli dalgalanmalardan değil; veri temelli içgörülerden beslenmesi gerekiyor.

Enerji fiyatlarındaki anormal artış, kontrolden çıkan ve artmaya devam eden enflasyon, dövizdeki dalgalanmalar ve piyasalardaki belirsizlik Türkiye’de şirket iflaslarının 2026 yılında da artmasına neden olacaktır.

İlyas Erbay