43 yaşındaki Gülümser Kahveci, üniversite birincisi olup kep attı - Karabük Haber Postası
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
03 Haziran, 2024 04:07 tarihinde yayınlandı
0
0

43 yaşındaki Gülümser Kahveci, üniversite birincisi olup kep attı

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi’nin 100. yılında 3 bin 200 öğrenci mezuniyet coşkusu yaşadı. Üniversiteyi birincilikle bitirerek kürsüye ismini yazdıran 43 yaşındaki Gülümser Kahveci, kep atarak mezun oldu.

1924 yılında Maden Mektebi olarak kurulan Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, kuruluşunun 100. yılında 3 bin 200 öğrenci ile birlikte mezuniyet töreni düzenledi. Kemal Köksal Stadı’nda gerçekleştirilen törende, Tarih Bölümü’nü ve üniversiteyi birincilikle bitiren 43 yaşındaki bir çocuk annesi Gülümser Kahveci, diğer öğrencilerle birlikte mezuniyet heyecanı yaşadı.
“Dünya bu sene mezun veremedi”
Kortej geçişi ile başlayan mezuniyet töreninde saygı duruşunda bulunulmasının ardından İstiklal Marşı okundu. Öğrenciler ellerindeki pankartlarla Filistin’e destek verdi. “Bu sene mezun veremedi; dünya sınıfta kaldı”, “Kelebeklerin bile çocuklardan daha uzun yaşadığı yerdir Gazze”, “Son Durak, Son İlahi Ferman bizden yanadır. Dünya düşman olsa da iman bizden yanadır”, “Nehirden denize özgür Filistin”, “İsrail bir devlet değil, terörist işgalci bir örgüttür”, “Filistinli kardeşlerimizin haklı ve şanlı direnişini selamlıyoruz” yazılı pankartlar taşıyan öğrenciler, saldırılarda yaralanan Filistinli çocukların fotoğraflarını taşıdı.
ZBEÜ Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer de İsrail’in Filistin’e saldırılarının son bulmasını dileyerek şöyle dedi:
“Filistin halkına karşı başlayan ve adeta tüm dünyanın insanlık sınavı haline gelen zulmü anmak istiyorum. İnsanlığın tüm değerlerini ayaklar altına alarak kadın, çocuk, sivil hatta bebek ölümlerinin son bulmasını diliyorum. Yıllardır devam eden İsrail sorunu karşısında sessiz kalan sözde gelişmiş devletlerin tarihe bir kara leke olarak geçeceklerini biliyorum. Tüm mazlum coğrafyalarda yaşanan zulümlerin en kısa sürede bitmesini diliyorum.”
Öğrencilerin bir taraftan başarıyla tamamladıkları eğitim öğretim hayatını temsil ederken bir taraftan da kazandıkları üstün donanımlarla birlikte insanlığa, vatana, millete sağlayacakları değerleri temsil ettiğini ifade etti. Özölçer, “Bilgi üreten üniversiteler aynı zaman araştırma yapan bu araştırmalar; temelinde eğitim veren teknoloji geliştiren, gençlerin meslek sahibi olmasını sağlayan, topluma hizmet üreten yapılardır” ifadelerini kullandı.
Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu ise öğrencilerin mezuniyet coşkusunu paylaşarak, “Bu anlamlı günde başarı dolu bir yolculuğun sonuna gelmiş olmanın gururunu yaşayan öğrencilerimizle paylaşıyorum. Mezunlarımızın elde ettiği başarıları kutlamak ve onları yeni hayatlarına uğurlamak için bir araya gelmiş bulunuyoruz. Üniversitemizin kökleri 1924 yılında kurulan Zonguldak Maden Mühendislik Mektebi’ne dayanmaktadır” şeklinde konuştu.
20 yıl sonra hayalini üniversite birinciliğiyle gerçekleştirdi
Şehir merkezinde esnaflık yapan 43 yaşındaki bir çocuk annesi Gülümser Kahveci, üniversite birincisi olarak sahneye davet edildi. Teşekkür konuşması yapan Kahveci, mezuniyet kütüğüne adını üniversite birincisi olarak çaktı.
Mezuniyet belgesini Vali Osman Hacıbektaşoğlu’nun elinden alan Kahveci, 20 yıl sonra hayalini gerçekleştirdiğini söyledi. Kahveci, gazetecilere yaptığı açıklamada şöyle dedi:
“Dört yıl önce üniversite hayatına başladım. 4 yıl sonra amaç edindiğim gibi üniversite birincisi olarak bugün mezun oluyorum ve çok mutluyum. Hayatta her şeyin eğitimle olabileceğine inanıyorum. Bu nedenle yirmi yıl sonra üniversite okumaya karar verdim ve bu hayalimi gerçekleştirdim, mutlu ve gururluyum.”
Törene Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu, Zonguldak BEÜ Rektörü İsmail Hakkı Özölçer, Karadeniz Bölge Komutanı Tuğamiral Niyazi Uğur, İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Cezmi Yalınkılıç, İl Emniyet Müdür Yardımcısı Selçuk Yılmaz, akademisyenler ve mezun öğrencilerin aileleri katıldı. Törenin sonunda hep birlikte yemin eden öğrenciler ardından kep atttı.
Tören dolayısıyla şehir merkezine 13 bini aşkın araç geldi. Önceden planlanan otoparklara yönlendirilen öğrenci aileleri, otobüslerle stada taşındı. Trafik ekipleri oluşan yoğunluk sebebiyle yoğun çaba sarf etti.
(OA

Bizi sosyal medyadan takip edin
swwsws
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
23 Nisan, 2026 10:40 tarihinde yayınlandı
0
0

RTÜK GÖREVİNİN GEREĞİNİ YAPIYOR MU ?

Televizyon kanallarında yayınlanan bazı diziler ve gündüz kuşağı programları; çarpık ilişkiler, şiddet ve ahlaki erozyona yol açan sahnelerle toplumsal yapıyı tehdit ediyor.
Bu içeriklerin meşrulaştırılması, özellikle çocukların ve gençlerin değerlerinden kopmasına sebep oluyor.
Sanırım toplum olarak bu konuda hemfikiriz.

Bir şeyleri düzeltmek istiyorsak işe buradan başlayabiliriz. Zira TV ler ve telefonlar yoluyla ulaştığımız kontrolsüz ve denetimsiz yayınlar, toplum sağlığını ve ahlaki yapıyı ciddi şekilde tehdit ediyor.

Tehlikenin farkında olan sağduyulu vatandaşlardan RTÜK’e yoğun şikâyetler gittiğini biliyoruz. Buna rağmen bu tür yayınlar devam ediyor.

Ahlaksızlığı özendirdiği için şikayet konusu olan yayınları,
* Toplumsal değerlerin yozlaşması, iffetsizliği sıradanlaştıran ve meşrulaştıran, aile yapısını zayıflatan diziler.
* Toplumun manevi yapısını bozan, şiddet ve suç temalarını işleyen programlar.
* İnanç ve ahlak değerleri hedef alarak, İslam’ı sembolize eden kişileri “kötü karakter” olarak gösteren programlar olarak sıralayabiliriz.

Toplumda, bu tür içeriklere karşı RTÜK’ün yetersiz kaldığı, nadiren ceza uyguladığı görüşü hakim.
Şiddet sahneleri içeren dizilerin genç izleyiciler üzerindeki olumsuz etkileri tartışılmaz bir gerçek.
Bu yapımlara dair eleştiriler, öz değerlerden kopuşu ve aile yapısının dinamitlenmesini gerekçe göstermektedir. En tehlikelisi de, genç kuşakların dizi karakterlerini rol model alarak şiddete özenmesidir.

RTÜK NE İÇİN VAR?
RTÜK ÜYELERİ TV İZLEMİYOR MU?

RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilen 9 üyeden oluşuyor. RTÜK Türkiye’deki radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini (internet platformları dahil) düzenlemek ve denetlemek amacıyla kurulmuş, idari ve mali özerkliğe sahip tarafsız(!) bir kamu kurumudur.

Kurumun temel varlık nedenleri ve görevleri şunlardır:
Yayın Denetimi: Yayınların kanunlara ve toplumsal değerlere uygunluğunu kontrol eder.
Medya kuruluşlarının yayın yapabilmesi için gerekli olan yayın izin ve lisanslarını tahsis eder.
BURAYA DİKKAT !
Çocukların ve gençlerin gelişimini olumsuz etkileyebilecek içeriklere karşı koruyucu tedbirler (akıllı işaretler gibi) alır.
Yayın ilkelerine aykırı hareket eden kuruluşlara uyarı, para cezası veya program durdurma gibi cezalar verir.
Toplumu ve kamu düzenini koruma gerekçesiyle kritik durumlarda yayın yasağı kararları alabilir veya duyurabilir.

RTÜK’ü tek sorumlu olarak göremeyiz. Toplumda şiddetin artması, insanların birbirine olan saygısının azalması, tabiiki tek bir nedene bağlı değil. Bu, toplumsal, teknolojik ve psikolojik birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıkan karmaşık bir durumdur.
* Teknoloji, insanları ekranlara bağlarken gerçek dünyadaki etkileşimlerini kısıtlıyor. Sosyal medyada anonim kimliklerin arkasına sığınan bireyler, daha sabırsız ve saygısız davranışlar sergileyebiliyor.
* Temel nezaket kurallarının ve görgü kurallarının zamanla unutulması, saygısız davranışların artmasına neden olabiliyor.
* Ekonomik zorluklar, bireylerin stres seviyesini artırarak birbirlerine karşı tahammülsüz ve saygısız davranmalarına yol açabiliyor.
* İnsanların birbirine güvenmemesi, iyi niyetin azalması ve empati kurma yeteneğinin zayıflaması saygıyı azaltan önemli faktörlerdendir.
* Kendine saygısı olmayan bireyler, iç dünyalarındaki huzursuzluğu ve öfkeyi çevrelerine yansıtarak başkalarına saygı duymakta zorlanabiliyor.
* Bireysel farklılıkları (inanç, düşünce, yaşam tarzı) kabul etme konusundaki eksiklikler, toplumsal huzuru bozuyor ve çatışmayı artırıyor.

Saygının yok olması, toplumda birlik ve beraberliği sağlayan manevi değerlerin kaybolmasına, nesiller arası çatışmalara ve insanların birbirini ezdikleri, huzursuz bir ortama yol açıyor.

Toplum ahlakını yeniden tesis etmek, bireysel bilinçlenmeden kurumsal yapıların iyileştirilmesine kadar uzanan çok boyutlu bir süreçtir.

Ahlakın temeli ailede atılır. Çocuklara küçük yaşta sorumluluk bilinci, haya ve adalet duygusu aşılanmalıdır.
Kitle iletişim araçlarının yozlaştırıcı etkilerine karşı farkındalık oluşturulmalı ve kamu yayıncılığında ahlaki değerler ön plana çıkarılmalıdır.

Zordur yitirileni yerine koymak.
İşimiz hiç kolay değil.

İlyas Erbay