Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
20 Nisan, 2017 14:14 tarihinde yayınlandı
0

4.Avrupa Ekoturizm Konferansı Sona Erdi

Karabük Üniversitesi (KBÜ) ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından ortaklaşa düzenlenen “4. Avrupa Ekoturizm Konferansı” sona erdi.

Konferans coğrafya, peyzaj mimarlığı, turizm, ekonomi, eğitim, orman mühendisliği, şehir ve bölge planlama, tarım, gibi farklı disiplinlerden gelen akademisyenleri, uygulamacıları, sivil toplum örgütü temsilcilerini ve ekoturizm alanlarında politikalar üreten resmi kurumları bir araya getirdi.

Safranbolu Fethi Toker Güzel Sanatlar Fakültesi Toplantı Salonu’nda yapılan değerlendirme ve kapanışın ardından Konferans’ta ortaya çıkan sonuçlar paylaşıldı. Yapılan açıklamada şunlar aktarıldı:

Ekoturizm çok boyutlu bir konudur. Farklı disiplinlerdeki akademisyenler; peyzaj mimarları, şehir plancıları, mimarlar, turizm sektörü, rehberler, coğrafyacılar ile sivil toplum örgütleri ve kamu kurumları ekoturizm üzerinde farklı bakış açılarından çalışmalar yürütmektedirler. Bu nedenle bu tip konferanslar çok farklı disiplinlerin bir araya gelmesi için yararlıdır ve gereklidir. Ekoturizm alanında çalışmalar yürüten paydaşların çabaları bireysel olmaktan öteye gitmemektedir. Resmi kurumlar çalışmalarını kurumsal çerçevede, girişimci ve yatırımcılar gelir elde etme bakış açılarından, akademisyenler ise bilimsel olarak ele aldığından farklı çalışmaların uyumlaştırılması zor olmaktadır. Bu bağlamda ortak bir vizyon oluşturmak, Türkiye için bir ekoturizm gelişim rotası çizmek güçleşmektedir. Çünkü devletin kurumlarından uygulamacılara kadar her paydaşın kendi rotası bulunmaktadır. Örneğin; Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü korumacılık konusunda ciddi çalışmalar yürütmektedir. Doğal alanların korunması üzerine odaklanırken insanın da doğanın bir parçası olduğu bazen gözden kaçmaktadır. Bir alanda ekoturizm faaliyetleri ancak o yörede yaşayan insanlarla gerçekleştirilebilir. Ekoturizm çabaları uygulamacılar ile bütünleşemediğinde ortak hedefe ulaşmada zorluklar yaşanmaktadır. Bu nedenle sinerjik bir etki yaratabilmek için ekoturizm alanında her paydaşının katkısının olacağı kollektif çalışmalar yürütmek, herkesin aynı amaç etrafında toplandığı politikaları belirlemek ve çabaların uyumlaştırılması zorunludur.

Ülkemizde en önemli sorunlardan birisi yapılan işlerin sürdürülebilirliğini sağlamaktır. Çeşitli düzeylerde yapılan çok başarılı ekoturizm projeleri olmasına karşın değişen yönetimler örneğin yerel yönetimler uygulanan projelere ya destek vermemekte ya da sonlandırmaktadırlar.

Planlama ekoturizmle ilgili en önemli sorunlardan biridir. Planlayıcılar ile uygulayıcılar arasında ciddi uyuşmazlıklar bulunmaktadır. Uygulayıcıların fikirleri planlama çalışmalarında yeterince kabul görmemektedir.

Ekoturizmin temel kaynakları olan hassas alanlarda kaldırma kapasitesinin üzerinde turist kabul edilmesi sürdürülebilirliği tehdit etmektedir. Günümüzde bazı yörelerde ekoturizm/doğa turizmi ile başlayan turizm faaliyetleri kitle turizmine dönüşmüştür. Bu nedenle bu alanlar koruma-kullanma dengesi gözetilerek doğru yönetilmelidir. Bu tür konferansların temel amaçlarından biri de nasıl doğru tüketebiliriz, nasıl koruyup geleceğe taşıyabiliriz sorularına cevap aramaktır.

Günümüzde ekoturizm kavramının tekrar tanımlanmasına ihtiyaç bulunmaktadır. Ekoturizm konusundaki en etkili sivil toplum örgütlerinden olan TIES (Uluslararası Ekoturizm Topluluğu) da ekoturizmin yeniden tanımlanmasına ihtiyaç duyulduğunu kabul etmektedir.

Temel motivasyonları büyük şehirlerden, kalabalık ve rutinden kaçış olmayan doğal alanları deneyimlemek, içselleştirmek, kendini zenginleştirmek amacıyla seyahat eden yeni nesil turistler ortaya çıkmıştır. Seyahat sırasında bu alanlarda elde edilen deneyimler ekoturistlerin dönüşümüne neden olmakta, içselleştirilen çevreci yaklaşımlar, sürdürülebilirlik, doğal alanların korunması günlük yaşamın bir parçası haline gelerek doğal çevreye karşı olan davranışları değiştirmektedir.

Sürdürülebilirlik konusu ile ilgili olarak ekoturizmin gerçekten sürdürülebilir bir turizm türü olup olmadığı konusundaki fikirler çelişkilidir. Ekoturizm her ne kadar sürdürülebilir bir turizm türü olarak kabul edilse de bir alanın turizme açılması tüketimin de yolunu açmaktadır. Bu alanlardaki insan ve doğa tüketilmektedir. Bu alanlara dışarıdan gelen yatırımcıların olması sürdürülebilirlik konusundaki şüpheleri arttırmaktadır.

Ekoturizm ve eğitim ilişkisi ekoturizm faaliyetlerinin doğru yapılması için büyük önem taşımaktadır. Özellikle turizmin karar verici mekanizmalarında bulunan insanların ekoturizm konusunda eğitilmeleri zorunludur. Ekoturizme konu olan sahaların en iyi uygulamalarla nasıl turizme açılacağı ve neler yapılması gerektiği bu eğitimin en önemli hususlarıdır. Ayrıca, tur rehberleri misafirlerini doğada güvenli bir şekilde gezdirebilmeleri için doğa eğitimi almalıdır. Yerli halkın eğitilmesi de ekoturizm faaliyetlerinin sürdürülebilirliği açısından önem taşımaktadır.

Ekoturizm ilgili bu önemli sonuçlardan biri de uygulama ile teori arasındaki farklılıktır. Uygulamacıların gerçekleri ile akademisyenlerin gerçekleri birbirleri ile uyuşmamaktadır. Uygulamacıların işlettiği büyük ölçekli oteller ekoturizmin temel prensipleri ile uyuşmamaktadır. Seyahat işletmelerinin, girişimcilerin, işletmecilerin beklentileri ağırlıkla ekonomik kazanç üzerinedir.

Ekoturizm ile ilgili çalışmaların bütünleştirilememesinin, iletişim, koordinasyon ve işbirliği eksikliğinin asıl sorumlusu kamu kurumlarıdır. Ülkemizde ayrıca ekoturizm ile ilgili sivil toplum örgütleri yetersiz olup var olanlar da yeterince etkili değildir.

Bizi sosyal medyadan takip edin
w2
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
14 Mayıs, 2026 10:35 tarihinde yayınlandı
0

SODA GETİRİN HAZMEDEMEYENLER VAR !

Türkiye savunma sanayiinde son yıllarda gerçekleştirdiği yerli ve milli atılımlarla bölgesel ve küresel ölçekte gerçek bir caydırıcı güç haline geldi. Bunu tüm dünya görüyor ve kabul ediyor. Sırf muhalif olmak adına bu başarıyı görmezden gelenler var. Sosyal medyada; YILDIRIMHAN Balistik Füzesini, prototipti, maketti, motoru yoktu gibi argümanlarla küçümsediklerini görüyoruz. Bu zihniyet 3 yıl önce Tayfun füzesi için de aynı şeyleri söylüyordu. Tayfun bugün TSK envanterinde ve seri halde üretiliyor.

ROKETSAN tarafından geliştirilen Türkiye’nin en uzun menzilli balistik füzesi Tayfun 18 Ekim 2023 tarihinde Rize Artvin arasında test atışı ile kamuoyuna tanıtılmıştı. Tayfun Blok-4, başarılı test süreçlerinin ardından 2026 yılı içerisinde Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) envanterine girmeye başladı. Seri üretimi devam ediyor. Yaklaşık 10 metre uzunluğunda, 7.2 ton ağırlığında ve 1500+ km menzile sahip. Hız: 5 Mach (hipersonik) ve üzeri hızlara ulaşarak mevcut hava savunma sistemleri için durdurulması çok güç bir tehdit oluşturmaktadır.
Tayfun Türkiye’nin derin darbe ve stratejik caydırıcılık kabiliyetini bölgesel sınırların ötesine taşımaktadır.

Özellikle İHA/SİHA teknolojileri, füze sistemleri ve deniz platformlarındaki gelişmeler, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin operasyonel kabiliyetini artırarak uluslararası alanda dikkat çeken bir askeri güç oluşturmuştur. 2026 Global Firepower raporuna göre Türkiye, dünyanın en güçlü 9. ordusu olarak konumlanmıştır. Türkiye, geliştirdiği balistik füze ve yerli mühimmat sistemleriyle (örneğin 322 balistik füze kapasitesi ile) dünyada bu alanda 7. sıraya yerleşerek kritik bir eşiği aşmıştır. Türkiye, 2024 ve 2026 verilerine göre Orta Doğu’nun en güçlü ordusuna sahip ülke olarak öne çıkmaktadır. KAAN (Milli Muharip Uçak), Bayraktar SİHA’lar, Altay tankı ve CİDA (Otonom deniz aracı) gibi projeler, TSK’nın dışa bağımlılığını azaltarak bağımsız politika izleme kabiliyetini artırmıştır. TSK, personel sayısı ve teknolojik altyapısıyla NATO içerisindeki en büyük ikinci askeri güç konumundadır. Bu gelişmeler, 1970’lerdeki ambargoların yarattığı eksikliklerin giderilmesi amacıyla başlatılan yerli üretim hamlelerinin (TUSAŞ, ASELSAN, Roketsan vb.) bir sonucu olarak, Türkiye’nin hem sahada hem de masada etkili bir aktör olmasını sağlamıştır.

Türkiye’nin bugüne kadar ürettiği en büyük, en uzun menzilli füze olma özelliği taşıyan kıtalararası hipersonik balistik füze YILDIRIMHAN, Mayıs ayının ilk haftası sergilendi. Menzil: 6.000 kilometre. Hız: Mach 9 ile Mach 25 arası (Hipersonik) Kategori: Kıtalararası Balistik Füze (ICBM)
Yıldırımhan’ın en kısa sürede envantere girmesi için gereken ne ise yapılacaktır. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Daha öncekiler gibi O’da TSK silah sistemleri arasında yerini alacaktır.

Türkiye özellikle 2026 yılı itibarıyla savaş uçakları ve diğer hava platformları için yerli ve milli uçak motorları geliştirme konusunda çok kritik aşamaları geçmiş ve üretime başlamıştır.Mayıs 2026’daki güncel gelişmelere göre durum şöyledir:GÜÇHAN Turbofan Jet Motoru: Milli Savunma Bakanlığı (MSB) AR-GE merkezi tarafından geliştirilen ve 5. nesil savaş uçağı KAAN için tasarlanan yerli jet motorudur. 42.000 lbf itki gücüne sahip bu motorun 6 adet prototip üretimi gerçekleşmiştir ve test süreçlerinin Kasım 2026’dan itibaren başlaması planlanmaktadır.TF35000 Motoru: Savunma Sanayii Başkanlığı’nın (SSB) yerli motor yol haritası kapsamında geliştirilen ve KAAN’ın ileri versiyonlarında (Blok-30) kullanılması hedeflenen yerli motordur.TF-6000: Türkiye’nin daha önce geliştirip test ettiği, daha düşük itki gücüne sahip başka bir milli turbo jet motorudur.TEI-TS1400: GÖKBEY helikopteri için geliştirilen ve ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştiren yerli turboşaft motorudur.Özetle: Türkiye, KAAN gibi projelerde başlangıçta ABD yapımı F110 motorlarını kullansa da, GÜÇHAN ve TF35000 gibi projelerle savaş uçağı motorunu tamamen yerli imkanlarla üretme aşamasına gelmiştir.

Binlerce mühendis, teknisyen, işçi geceli gündüzlü canla başla savunma sanayi için çalışıyor. Bu zorlu bir prosestir. Prototiple, maketle başlarsın. Adım adım sabırla sonuca gidersin. Negatif söylemlerle gençlerimizin motivasyonunu bozmaya kimsenin hakkı yoktur. Bunu yapanlar kansızdır, vatansızdır.

Savunma sanayii siyaset üstüdür. Hiç kimsenin tekelinde değildir!

Savunma sanayii’nde alın teri döken tüm kardeşlerimi saygıyla selamlıyorum. Minnetle, şükranla hepsini ayrı ayrı alınlarından öpüyorum. Başarıları daim olsun.

İlyas Erbay