blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
13 Eylül, 2024 00:07 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 3dk
Yorum: 0

23. Uluslararası Kömür Kongresi

Zonguldak’ta düzenlenen 23. Uluslararası Kömür Kongresi’nde konuşan Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Kemal Barış, kömürün sıklıkla kirli bir enerji kaynağı olarak gösterildiğini Rusya-Ukrayna savaşı sonrası kömür ocaklarını devreye alma tartışmalarına başladığına dikkat çekti. Barış, batının iki yüzlülüğüne rağmen kömürün 50 yıldır enerji payındaki yerinin aynı olduğunun altını çizdi.
Zonguldak’ta bir otelde gerçekleştirilen 23. Uluslararası Kömür Kongresi’nde, hem ulusal hem de uluslararası düzeyde birçok davetli katılımcı yer aldı. Kongre, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından açılış konuşmalarıyla başladı. Kongrenin açılışında konuşan Kongre Düzenleme Kurulu Başkanı ve Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi’nde (BEUN) Madencilik Teknolojisi Üyesi Prof. Dr. Kemal Barış, son 20 yılda küresel ısınma ve çevre kaygıları nedeniyle kömürün geleceği hakkında önemli tartışmaların yapıldığını belirtti. Barış, Batı tarafından kömürün sürekli "kirli" bir enerji kaynağı olarak gösterildiğini fakat bu ülkelerde kullanılmaya devam etmesinin Batı’nın iki yüzlülüğünü ortaya koyduğunu ifade etti.
Prof. Dr. Barış, kömürden yararlanan ülkelerin günümüzde küresel ısınma gerekçesiyle kömürden vazgeçme açıklamaları yaptıklarını ve bu konuda birçok belge yayınladıklarını vurguladı. Özellikle Avrupa Birliği’nin bu konuda birçok inisiyatifte bulunduğunu ancak Rusya-Ukrayna savaşının ardından Avrupa’nın enerji krizine karşı kömür ocaklarını yeniden devreye alma tartışmalarına başladığını belirtti. Almanya’nın konvansiyonel enerjiden vazgeçme söylemleri ile birlikte bu tartışmaların başladığını, İngiltere’nin ise 35 yıl aradan sonra kömür madenciliğine 200 milyon pound yatırım yaparak yeniden başladığını söyledi.
Barış, “Son 20 yılda küresel ısınma ve çevre kaygıları nedeniyle kömürün geleceği hakkında önemli tartışmalar yürütülüyor, dünyada. Kömürle ilgili tartışmalar devam ederken, sanki diğer enerji kaynakları çok temizmiş gibi kömür sürekli ‘kirli’ bir enerji kaynağı gibi lanse ediliyor. Batının iki yüzlülüğü burada da ortaya çıkıyor. Neredeyse 200 yıl kömürün her türlüsünden yararlanıp sanayiyi artık büyüyemeyecek seviyeye getiren ülkelerin günümüzde küresel ısınma nedeniyle kömürden vazgeçeceklerini deklare ettiklerini hatta bununla ilgili çok sayıda belge yayınladılar. Özellikle Avrupa Birliği çok yapıyor bunu, inisiyatifler falan yapıyor. Fakat bir bakıyoruz, en ufak bir sorunda Rusya- Ukrayna savaşından sonra, batının Ukrayna desteği nedeniyle Rusya doğalgazı kesti Avrupa’ya. Bir anda kapatılan nükleer santralleri tekrar açılması, hatta kömür ocaklarının yeniden devreye girmesi tartışılıyor. Almanya konvansiyonel enerjiden vazgeçeceğini söylerken hemen bu tartışmaları başlattı. İngiltere 35 yıldır yeraltı madenciliğiyle kömür çıkarmıyordu, Cumbria bölgesine 200 milyon pound yatırımla bir ocak açtılar. Çok samimi olduklarını söyleyemem" dedi.

"Kömürün enerji tüketimindeki payı yüzde 26,47"
Barış, küresel ısınma ve çevresel kaygıların önemli olduğunu ancak kömürün enerji tüketimindeki payının 1980 yılında yüzde 26,77, 2000’lerin başında yüzde 25 civarında, 2010 yılında ise tekrar yüzde 30’un üzerine çıktığını belirtti. 2023 yılı itibarıyla kömürün enerji tüketimindeki payının yüzde 26,47 olduğunu ve 50 yıldır kömürün dünya enerji payındaki yerinin aynı kaldığını ifade etti.
Barış sözlerini şöyle sürdürdü:
"Küresel ısınma, çevresel kaygılar sonuçta hepsi bizim için de geçerli ama gibi ancak verilere baktığımızda söylemlerin altının dolu olmadığını görüyoruz. 2024 yılındaki verilerden bahsediyorum. Kömürün enerji tüketimindeki payı 1980 yılında yüzde 26,77’ymiş. 2000’lerin başında yüzde 25’lere doğru geldi. 2010 yılına geldiğimizde tekrar yüzde 30’un üzerine çıktı. 2023 yılında payı yüzde 26.47’de. 30 yıllık tartışmanın üzerine bakıyoruz ki 50 yıldır kömürün dünya enerji payındaki yeri aynı. Kömürden çıkış sıklıkla vurgulansa da en ufak krizden sonra, enerji dengesindeki değişime sebep olan bir olayın kömürden uzaklaşmayı mümkün kılmayacağını düşünüyorum. Yakın gelecekte kömürün özelliğini yitireceğini düşünmüyorum."

"Türkiye’nin enerji ihtiyacı yılda yüzde 2 ila 3 artıyor"
Türkiye gibi ülkelerin her yıl enerji ihtiyacının yüzde 3’e yakın arttığını aktaran Barış, "Ülkemiz gibi gelişmekte olan ülkelerin enerji ihtiyacının yılda yüzde 2 ila 3 artıyor. Bunun yerine konvansiyonel kaynakları kullanmazsanız, alternatif enerji kaynakları koymak son derece zor. Bunu Almanya yapabilir, çünkü sanayisi tepeye çıktı artık. Enerjiye daha fazla ihtiyaçları yok, dolayısıyla bir termik santrali kapatıp yerine alternatif enerji kaynağı koyabilir. Ama bizde böyle olamaz. 150 bin megavat kurulu gücümüz varsa her yıl 5 bin megavata ihtiyacımız var, bu seviye itibariyle. Dolayısıyla 5 bin megavatın karşısında bir alternatif enerji kaynağı oluşturmak pek de mümkün değil. Kömürün Türkiye için stratejik olduğunu yıllardır odamız çok sık söylüyor. Bunu tekrar dile getirmek gerekiyor. 2023 yılında 80,9 milyon ton linyit, 1,06 milyon ton taşkömürü üretimi yapılıyor. Linyit miktarımız dünya açısından da iyi ancak 37,7 milyon ton taşkömürü ithal etmişiz. Bunun ülkemize maliyeti 4.5 milyar dolar, sadece tek başına kömür ithalatının maliyeti. Sadece bu veriye bakarak, bırakın TTK’nin kapatılmasını, bu kadar stratejik bir kurumun aslında eski günlerine döndürülmesi gerektiğini düşünüyorum. Burada artık hangi politika üretilecekse hangi yeniden yapılanma olacaksa böyle stratejik konuda ivedilikle yapılması gerekiyor" şeklinde konuştu.
Kongre, diğer konuşmacıların da konuşmalarının ardından fuarın açılış kurdelesinin kesilmesi ve oturumlarla devam etti. Kongre, 13 Eylül günü sona erecek.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
19 Ocak, 2026 20:52 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

BEUN, Uluslararası Akademik Vizyonuyla Türkiye’nin önde gelen üniversiteleri arasında

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN), Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından açıklanan "EK-46 2023-2025 Yurt İçi" verilerine göre, en yüksek başvuru yapan üniversiteler arasında yer alarak önemli bir başarıya imza attı. BEUN’un bu listede bulunması, üniversitenin uluslararası akademik gücünü, nitelikli insan kaynağına verdiği önemi ve stratejik gelişim vizyonunu bir kez daha ortaya koydu.
Yükseköğretim Kurulu tarafından uygulanan EK-46 maddesinin "EK-46 2023-2025 Yurt İçi" verilerine göre; Orta Doğu Teknik Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Marmara Üniversitesi, Ege Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi ve İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi gibi Türkiye’nin köklü yükseköğretim kurumlarının yer aldığı listede BEUN’un da bulunması; üniversitenin bilimsel üretim gücü, araştırma odaklı yaklaşımı ve küresel akademik dinamizmi açısından dikkat çekici bir gösterge oldu.
EK-46 Programı, uluslararası yükseköğretim kurumlarında, Ar-Ge merkezlerinde ve sektörde başarıyla çalışan doktora derecesine sahip araştırmacıların üniversitelerde kısmi zamanlı görev almasına imkân tanıyarak, yükseköğretimde nitelikli insan kaynağı ile güçlü akademik kadroyu buluşturuyor. Günümüzde üniversitelerin ürettiği etkinin, kurumsal kapasitenin ötesinde, akademi, sektör ve uluslararası araştırma ekosistemleriyle kurulan nitelikli ilişkilerle ölçüldüğünü vurgulayan uzmanlar, EK-46 Programı’nın bu ihtiyaçlara doğrudan cevap verdiğini belirtiyor.
Konuya ilişkin açıklamada bulunan BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, şu sözleri dile getirdi:
"Üniversitemizin EK-46 Programı’na gösterdiği yüksek ilgi, hem akademik gücümüzün hem de ulusal ve uluslararası iş birliklerindeki vizyonumuzun açık bir göstergesidir. Bu kapsamda tıptan diş hekimliğe, fen bilimlerinden turizm ve sağlık bilimlerine kadar birçok alanda BEUN’a EK-46 kapsamında dahil olan akademisyenler, üniversitemizde uluslararası akademik kültürün ön plana çıkmasına önemli katkılar sağlamaktadır. BEUN olarak, alanında yetkin ve uluslararası deneyime sahip akademisyenlerle öğrencilerimizi buluşturmayı çok önemsiyoruz. Bu tür akademik iş birlikleri sayesinde öğrencilerimiz, farklı kültürel ve bilimsel bakış açılarıyla tanışma fırsatı buluyor; yalnızca teorik bilgiye değil, aynı zamanda araştırma kültürü, klinik tecrübe ve yenilikçi bilim anlayışıyla da yetişiyorlar. Nitekim alanında uluslararası düzeyde tanınırlığı olan akademisyenlerimizle öğrencilerimizi bir araya getirmek, onların hem akademik hem de profesyonel gelişimlerine büyük katkı sağlamaktadır. Bu duygu ve düşüncelerle bu süreçte bizlere her daim destek olan başta Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanımız Sayın Prof. Dr. Erol Özvar olmak üzere, değerli YÖK ailesine şükranlarımı sunuyorum. Üniversitemize katılan kıymetli hocalarımıza sundukları katkılardan dolayı tekrar canı gönülden teşekkür ediyor, sevgili öğrencilerimize üstün başarılar diliyorum. BEUN olarak eğitim ve araştırmada kaliteyi, ulusal ve uluslararası iş birlikleriyle daha da güçlendirmeye kararlılıkla devam edeceğiz."

Bizi sosyal medyadan takip edin