Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan Emekli Sandığı emeklisine müjdeli haber geldi. Emekli Sandığından emekli olan 2 milyon 14 bin hak sahibine 1 Temmuz’dan itibaren geçerli olacak fark ödemesinin Ağustos ayında yapılacağı açıklandı. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun sitesinden yapılan açıklamada bayram öncesi yapılan ödemelerde yansıtılmayan farkların Ağustos maaşlarında verileceği belirtildi. SGK’dan yapılan açıklama şu şekilde: “Kurumumuzdan (5434 sayılı Emekli Sandığı Kanununun mülga hükümlerine göre-4/1-c) emekli, malullük, vazife malullüğü, dul veya yetim aylığı alan 2 milyon 14 bin 79 kişinin 1 Temmuz 2015 tarihinden geçerli olmak üzere aylıklarının fark tutarı, 2015 Ağustos ayı içerisinde aylık almakta oldukları banka ve PTT Şubelerinden aylıklarını aldıkları gün itibariyle ödenecektir. Buna göre;
A- Aylıklarını üçer aylıklar halinde almakta olanlardan;
1. Grupta Mayıs-Haziran-Temmuz Döneminde aylık alanlara; Temmuz ayı olmak üzere 1 aylık tutarında,
2. Grupta Haziran-Temmuz-Ağustos Döneminde aylık alanlara; Temmuz ve Ağustos ayları olmak üzere 2 aylık tutarında,
3. Grupta Temmuz-Ağustos-Eylül Döneminde aylık alanlara; Temmuz, Ağustos ve Eylül ayları olmak üzere 3 aylık tutarında,
B- Aylıklarını her ay alanlara; Temmuz ayına ait bir (1) aylık tutarında aylık farkı tahakkuk ettirilmiştir.
Kurumumuz (SGK), Emekli Sandığı emekli, malullük, vazife malullüğü, dul veya yetim aylığı alan 2 milyon 14 bin 79 kişiye, 220 milyon 342 bin 127 lira 85 kuruş fark ödemesini yapacaktır.


2 milyon emekliye farkları Ağustos’ta ödenecek
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.


