Karabük Üniversitesi (KBÜ) Tıp Fakültesine başlayan 184 öğrenci beyaz önlüklerini törenle giydi.
KBÜ Safranbolu Fethi Toker Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Prof. Dr. Sadettin Ökten Konferans Salonu’nda düzenlenen törene, KBÜ Rektör Vekili Prof. Dr. Mustafa Yaşar, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İzzet Açar, İl Salık Müdürü Ahmet Sarı, Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Dr. Öğretim Üyesi İsmail Haskul, akademik personel, öğrenciler ve aileleri katıldı.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan törende konuşan Rektör Vekili Mustafa Yaşar, KBÜ’nün dünyanın en iyi bin üniversitesi arasında yer aldığını söyledi.
KBÜ’nün yeni bir üniversite olmasına rağmen büyük başarı elde ettiğini, bunun kolay olmadığını ifade eden Yaşar, “Bu her alanda çok mükemmeliz manasına da gelmiyor. Eğitimin, çevrenin, teknolojinin katkılarıyla biz bu hale geldi. Çok güzel bir başarı elde ettik, bunun da dünyada yansımasını görüyoruz. Karabük Üniversitesi gerçekten genç bir üniversite. Ama yatırımlarıyla, farklı bakış açısıyla ve ilkleri gerçekleştirerek çok büyük başarılar elde etti. Bu başarıyı elde ederken de biz hocaların, rektörlerin gayretiyle oldu. Karabük halkının da çok büyük katkısı oldu. Bizim binalarımızın birçoğunu Karabük halkı yaptı veya buranın sanayicileri yaptı. Bunu yapmasaydılar, biz inşaatla uğraşsaydık, bu başarıyı elde edemezdik. İlk teşekkürü hak edenler Karabüklüler ve halkı” diye konuştu.
İkinci başarının da öğretim elemanlarının olduğunu aktaran Yaşar, şunları kaydetti:
“Sağlık sektöründe ok iyi durumdayız, ama başlangıçta teknik bir üniversiteydik. Karabük Demir ve Çelik Fabrikalarından (KARDEMİR) dolayı demir-çelikle anılan bir yerdi. Herkes Karabük’ü biliyordu. Dünyada, Karabük Üniversitesi bilinen bir yer. Karabük Üniversitesinde şuanda yaklaşık 8 bin uluslararası arkadaşımız var. Dünyada 85 farklı ülkeden burada öğrencimiz var. 8 bin farklı bakış açısıyla bakmak zorunda kalıyoruz. Bazen Çad, Somali, Özbekistan’ın ihtiyacına göre bakmak zorunda kalıyoruz.”
Karabük İl Sağlık Müdürü Sarı da genç doktor adaylarına başarılar diledi.
Öğrencilerin hayatları boyunca gururla taşıyacakları, sorumluluğu ağır, vebali büyük ve şerefli bir mesleğe talip olduğunu vurgulayan Sarı, “Kapasitesi yeten herkes tıbbi bilimleri çağın şartlarının el verdiği düzeyde sahip olabilir. Ancak erdemli, ahlaklı olmayan hiç kimse gerçek manada hekim olamaz. Bunu hiçbir zaman aklınızdan çıkarmamanızı ve bugünden itibaren son nefesinize kadar iyi bir insan olma gayreti göstermenizi diliyorum” değerlendirmesine bulundu.
Konuşmaların ardından Yaşar, Açar, Sarı, Haskul ve diğer katılımcılar tarafından doktor adaylarına beyaz önlükleri giydirildi.
Törende ailelerde çocuklarının bu mutlu gününü ölümsüzleştirmek için telefonlarıyla o anları kaydetti.


184 Tıp öğrencisi beyaz önlük giydi
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.


