Karabük Postası tarafından
08 Ekim, 2016 13:16 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 1dk
Yorum: 0

1000 Kişilik Yüksek Öğrenim Yurdu için çalışmalar başladı

Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Genel Bütçe Yatırımı olarak ihale edilen ve bittiğinde 1000 Yüksek Öğrenim gören öğrencinin yararlanacağı yurt inşaatında hafriyat çalışmaları başladı. Karabük Üniversitesi Kampüsü içerisinde hafriyat çalışmalarına başlanan 1000 kişilik yurt ile ilgili değerlendirmelerde bulunan AK Parti Karabük Milletvekili Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkan Vekili Prof. Dr. Burhanettin UYSAL “Yer teslimi yapılan ve Karabük Üniversitesi’nde öğrenim gören 1000 öğrencinin yararlanacağı yurt inşaatında hafriyat çalışmaları bugün itibariyle başladı" dedi. Toplam 26 bin 082  metrekarelik alan üzerine 4 adet yurt bloğu, 1 adet sosyal bina, 1 adet danışma binası halinde yapılacak olan yurt inşaatı için yüklenici firmaya 1200 günlük bir süre verildiğini de belirten Milletvekili UYSAL, " İnşaatın sözleşme bedeli 25 milyon 920 bin TL’dir. Üniversite öğrencilerimizin yurt ihtiyacı ilimizin en önemli meselelerinden biridir. Bu ihtiyacı karşılamak için devletimizin tüm kurumları koordinasyon içerisinde çalışmalarına devam etmektedir. Yapımına başlanan bu yurt inşaatı da bu çalışmaların bir ürünüdür. Yurt inşaatının en kısa sürede bitirilerek Yüksek Öğrenim öğrencilerimizin hizmetine açılması için yakından takip edeceğiz. Kampüs içerisinde hizmete açılan 795 kişilik Yüksek Öğrenim yurdunun ardından hafriyat çalışmalarına başlanan 1000 kişilik Yüksek Öğrenim yurdunun da tamamlanmasıyla daha önceden belirtmiş olduğumuz Karabük Üniversitesi kampüs alanı içerisinde “YURT KÖY” Projesi gerçekleşmiş olacak. Hizmete giren ve yapılacak olan yurtların kentimize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum” dedi.    

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.