Zonguldak’ta 2026 Yılı Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı Başvuruları Başlıyor - Karabük Haber Postası
zonguldakta 2026 yili yerel kalkinma hamlesi tesvik programi basvurulari basliyor pbFchAlN
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
23 Şubat, 2026 12:45 tarihinde yayınlandı
0
0

Zonguldak’ta 2026 Yılı Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı Başvuruları Başlıyor

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda hayata geçirilen Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı’nın 2026 yılı çağrısı Zonguldak Valiliği tarafından duyuruldu. TR81 Batı Karadeniz Bölgesi’ni kapsayan program ile Zonguldak, Karabük ve Bartın illerindeki girişimcilerin desteklenmesi hedefleniyor.

Zonguldak Valiliğinden yapılan resmi açıklamada, bölgenin sanayi altyapısını güçlendirecek projelere öncelik verileceği vurgulanarak, “Üretim kapasitesini artıracak, katma değeri yüksek ve teknoloji odaklı yatırımları teşvik edecek, bölgesel rekabet gücünü güçlendirecek, nitelikli istihdam oluşturacak öncelikli yatırım alanları desteklenecektir” ifadelerine yer verildi.

Söz konusu teşvik programından yararlanmak isteyen yatırımcılar için başvuru takvimi 2 Mart ile 15 Mayıs 2026 tarihleri olarak belirlendi. Yatırım planı olan bölge esnafı ve iş insanları; teknik bilgilendirme, süreç yönetimi ve yönlendirme hizmetleri için Batı Karadeniz Kalkınma Ajansı (BAKKA) bünyesindeki Zonguldak, Karabük ve Bartın Yatırım Destek Ofislerine davet edildi.

Programa ilişkin detaylı çağrı metni ve başvuru rehberinin, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının Yerel Kalkınma Hamlesi resmi internet platformu üzerinden erişime açıldığı bildirildi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
xa2
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
24 Mart, 2026 10:38 tarihinde yayınlandı
0
0

PARADOKSAL BİR ŞEKİLDE DERİN BİR İLETİŞİMSİZLİK YAŞIYORUZ

İletişim çağında, dijitalleşmenin sağladığı sınırsız imkânlara rağmen, paradoksal bir şekilde derin bir iletişimsizlik yaşıyoruz. Elektronik cihazlar uzakları yakınlaştırsa da, yüz yüze iletişimi azaltarak en yakınımızdakileri (aile, dostlar) bizden uzaklaştırıyor. Bilgi akışı çok hızlı olsa da, duygusal derinlik ve gerçek etkileşim azalıyor.

Bir bayramı daha geride bıraktık. Uzakta olan Arkadaşlarımızın, dostlarımızın, akrabalarımızın bayramlarını elimizdeki telefonlarla aramak yerine bilindik cümlelerle toplu mesajlar çekerek güya kutladık.
Bazılarımıza en yakın bildiklerimizden o mesajlar da gelmedi.

İletişimin en zor olduğu çocukluk ve gençlik yıllarımızda bugünkünden çok daha güçlü iletişim kuruyorduk. O yıllarda mektup ve bayram kartları vardı. PTT bunları bir haftada adresine ulaştırırdı. Saklardık koklardık onları, defalarca okurduk. Samimiyet, sıcaklık, içtenlik kokardı o kağıt parçaları.

İnsanı değerlerimizi o kadar hızlı yitirdik ki, ne eski dostluklar kaldı, ne samimiyet ne de vefa kaldı.

Oysaki, vefa, dostluğun ve insanlık onurunun en kıymetli hazinesi, sevgiyi kalıcı kılan sadık bir bağlılıktır. Sözünde durmayı, zor günde yanında olmayı ve iyilikleri unutmamayı ifade eden vefa, vefasızın meclisinde aranmayacak kadar ağır bir yüktür.

Bizim çocukluk ve gençlik yıllarımız; Komşuluk. Arkadaşlık, Dostluk. gibi kavramların gerçekten anlam bulduğu yıllardı. Sözün senet olduğu, insanların birbirine güven duyduğu yıllardı.

Kredi kartlarımız, internetimiz, cep telefonlarımız, bilgisayarlarımız, evlerimizde kombilerimiz yoktu. Televizyonla bile çok sonra tanıştık. Fakat çok mutluyduk.
Hayallerimiz vardı, yarınlardan umutluyduk.
Ülkemiz, ailemiz ve çocuklarımızın geleceği için kaygılarımız yoktu.,…

Şarkı sözleri bile bambaşkaydı;
“Nasılda koşuşurduk bahçelerde.
Şarkı söylerdik mehtaplı gecelerde.
Sen bana, ben sana komşu evlerde…
Kök sarmaşıklar gibi sarıldık o yaz…”

“Okul yolu sensiz ölüm kadar sessiz…
Eylül’de gel okul yoluna
Konuşmadan yürüyelim.
Gireyim koluna…
Görenler dönmüş, hemde mutlu desinler.
Ağaçlar sevinçten başımıza konfeti gibi yaprak dökecekler
Yaprak dökecekler…”
Ne güzel sözler değil mi?

Şimdi öyle mi?
“Tadı yok ne baharın ne yazın.
Kalmadı tesellisi ne şarkının ne sazın…”
Yaşam artık, Muzaffer İlkan’ın bu hicaz bestesindeki gibi…
Savaşlar, depremler, afetler, ruhunu yitirmiş beton şehirler. Tüm bunlara rağmen yaşama tutunmaya çalışan insanlar…

Ne oldu bize böyle? Artık anılar da teselli etmiyor…

İlyas Erbay