ZONGULDAK Platformu Yürütme Kurulu Üyeleri, Mithatpaşa Tüneli’nin akıbeti ile ilgili olarak “Hiçbir ilerlemenin olmadığını görmek, endişelerimizin artmasına neden olmuştur” açıklamasında bulundu. Zonguldak Platformu Üyeleri, geçtiğimiz ay gerçekleştirdikleri toplantıda Mithatpaşa Tüneli’nin akıbetini gündeme almış ve çalışmaların durması konusundaki endişeleri kamuoyu ile paylaşmıştı. 2013 yılı Ağustos ayında törenle başlayan çalışmaların bir süre önce durdurulmasının Zonguldak’ın moralini bozduğunu ifade eden platform adına açıklama yapan platform sözcüsü Osman Sav, “Ödenek sıkıntısı ve tünelin çıkışındaki bölümün istimlak çalışmalarının yapılmaması nedeniyle çalışmaların durdurulması yetkililerin konuya ne derece duyarsız yaklaştığının bir göstergesidir. Özellikle toplanan 40 bin imzanın ardından başlayan süreçte Sayın Bakan başta olmak üzere birçok kesimin tünelin yapılacağını söylemesi özellikle “Kent adına Sivil Toplum Kuruluşlarının isteklerine kayıtsız kalınmadığının” simgesi haline gelmişken çalışmanın durdurulması bizleri umutsuzluğa sürüklemektedir. İlk ihalesi 1974 yılında yapılmasına rağmen “Müteahhit faciaları” yaşanarak hala daha bitirilemeyen Ereğli-Zonguldak yolu, Ankara güzergâhındaki duble yol çalışmalarının 13. Yılını doldurmasına rağmen bitirilememesi, Kilimli ve Filyos yollarının yapımının hala sürmesi şehir insanının gelecekten umudunu da hızla tüketmektedir. Umarız; Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı başta olmak üzere siyasetçiler ve ilgili bürokratlar ödenek ve istimlak sorununun bir an önce aşılarak çalışmaların yeniden başlamasını sağlar. Mithatpaşa Tünelinin, kentimizde bir işin başlayıp zamanında bitirilmesi açısından da simge olmasını istediğimizden belirlenen tarih olan 2015’in sonuna kadar bu işin bitirilmesi en büyük arzumuzdur. Yetkilileri bu konuyla ilgili daha duyarlı olmaya ve sonuç alıcı çalışma yapmaya davet ediyor saygılarımızı sunuyoruz.”


Zonguldak Platformu’ndan Mithatpaşa Tüneli Açıklaması
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.


