Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
13 Ekim, 2021 10:09 tarihinde yayınlandı
0

Ziraat Odaları’ndan İş Bankası ile İşbirliği Protokolü

Türkiye İş Bankası ile Karabük Ziraat Odası, Yenice Ziraat Odası, Eflani Ziraat Odası, Eskipazar Ziraat Odası ve Safranbolu Ziraat Odası Oda üyelerinin tarımsal finansman ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla bir İş Birliği Protokolü imzaladı.

Türkiye İş Bankası Karabük Şube Müdürü Sami Yiğit, Safranbolu Şube Müdürü Sinan Çakır ve Karabük Ziraat Odası Başkanı Hasan Benlioğlu, Yenice Ziraat Odası Başkanı Cemal Karakaş, Eflani Ziraat Odası Başkanı Mehmet Karadeniz, Eskipazar Ziraat Odası Başkanı Fahri Akbaş ve Safranbolu Ziraat Odası Başkanı Fedai Acar tarafından imzalanan protokol kapsamında İmece Kart sahibi oda üyeleri tarımsal ihtiyaçlarına yönelik yapacakları alışverişlerde hasat dönemlerine uygun olarak 3 aydan 12 aya varan vadelerde faizsiz dönem avantajından yararlanabiliyor. İş Birliği Protokolü çerçevesinde Oda üyelerine aynı zamanda İmece Kart, Tarım Kredileri, TARSİM Sigortası vb. muhtelif ürünlerden de uygun koşullarda faydalanma imkânı sunuluyor.

Karabük Şube Müdürü Sami Yiğit, imza töreninde yaptığı konuşmada İş Bankası olarak tarım bankacılığı çalışmaları kapsamında üreticilerin ihtiyaçlarını sağlıklı ve doğru bir şekilde karşılamak için tarım kurum ve kuruluşları ile iş ortaklıkları geliştirilmesini çok önemsediklerini ve Karabük Ziraat Odası, Yenice Ziraat Odası, Eflani Ziraat Odası, Eskipazar Ziraat Odası ve Safranbolu Ziraat Odaları ile imzaladıkları protokolden dolayı memnun olduklarını ifade etti.

Karabük Ziraat Odası Başkanı Hasan Benlioğlu da imza töreni sonrasında yaptığı açıklamada, İş Bankası ile imzaladıkları bu protokolün tüm üyelere faydalı olmasını dileyerek işbirliklerinin artarak devam etmesini temenni ettiklerini belirtti.

 

 

Bizi sosyal medyadan takip edin
xa 1
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay tarafından
07 Mayıs, 2026 14:51 tarihinde yayınlandı
0

MÜJDE, ULTRA ZENGİN SAYIMIZ 4208 OLMUŞ !

Türkiye’de gelir dağılımı adaletsizliği, son yıllarda belirgin bir şekilde derinleşmiş durumda. Güncel verilere göre Türkiye, Avrupa’da gelir eşitsizliğinin en yüksek olduğu ülke konumunda. En yüksek gelire sahip %20’lik grup, toplam gelirin yaklaşık %48’ini alırken; en düşük gelire sahip %20’lik kesim toplam gelirden yalnızca %6,4 pay alabilmekte. En zengin %10’luk kesimin geliri, en yoksul %10’luk kesimin gelirinden yaklaşık 15 kat daha fazla. Gelir dağılımı eşitliğini ölçen Gini katsayısı Türkiye’de 0,461 seviyesinde. Avrupa Birliği ortalaması 0,29

ULTRA ZENGİN SAYIMIZ SON 5 YILDA %93.5 ARTMIŞ

İngiliz gayrimenkul danışmanlık şirketi Knight Frank’ın The Wealth Report 2026 verilerine göre Türkiye’de 30 milyon dolar üzeri servete sahip kişi sayısı son 5 yılda %93.5 artmış.2174 ten 4208’e çıkmış. Milyarder sayımızın aynı dönemde 35 ten 46 ya çıkacağı öngörülüyor.
Milyonlarca insan açlık ve yoksulluk mücadele ederken, milyarderlerimizin sayısı hızla artıyor.

GELİR DAĞILIMI ADALETSİZLİĞİNİ ÖNLEME ÇABALARI YETERSİZ

Dünya Bankası verilerine göre Türkiye, gelir eşitsizliği bakımından 130 ülke arasında 28. sırada yer alarak birçok gelişmekte olan ülkeden daha kötü bir tablo sergiliyor. Bu adaletsizlik, orta sınıfın zayıflamasına ve halkın büyük bir kesiminin ( yaklaşık her 10 kişiden 6’sı ) borçlu bir şekilde yaşamını sürdürmesine neden olan sosyoekonomik bir krizin temel taşlarından biridir.

Gelir dağılımdaki adaletsizliği önlemek için devletler tarafından uygulanan en temel yöntem, maliye politikası araçlarını kullanarak geliri piyasada oluştuğu halinden (birincil dağılım) daha adil bir seviyeye (ikincil dağılım) taşımaktır.
Bu adaletsizliği önlemek için kullanılan başlıca stratejiler şunlardır:

– Yüksek gelir gruplarından daha yüksek oranda vergi alınarak, toplanan kaynağın alt gelir gruplarına aktarılmasıdır.

– Düşük gelirliler üzerindeki vergi yükünü azaltmak amacıyla asgari ücretten vergi alınmaması veya temel gıdada vergi indirimleri yapılmasıdır.

– Gelirin ötesinde, birikmiş servet üzerinden alınan vergilerle servet yoğunlaşmasının önlenmesi hedeflenir.

– Yoksulluk sınırı altındaki ailelere yönelik doğrudan nakdi transferler ve sosyal güvenlik ödemeleridir.

– Sağlık, eğitim ve barınma gibi temel hizmetlerin devlet tarafından ücretsiz veya sübvansiyonlu sunulması, alt gelir gruplarının harcamalarını azaltarak dolaylı gelir artışı sağlar.

– Asgari ücretin yaşam standartlarını karşılayacak düzeyde belirlenmesi, Gini katsayısını (eşitsizlik ölçütü) düşüren doğrudan bir araçtır.

– Eğitim ve mesleki eğitim politikalarıyla düşük nitelikli işgücünün verimliliği artırılarak daha yüksek ücret alabilmeleri sağlanır.

– İşsizliğin azaltılması, hanehalkı gelirlerini doğrudan artırarak eşitsizliği azaltan en kritik faktörlerden biridir.

– Vergi kaçakçılığının önlenmesi ve çalışanların sosyal güvenlik şemsiyesi altına alınması gelir dağılımını iyileştirir.

– Eğitim ve sağlığa erişimde adaletin sağlanması, bireylerin ekonomik basamakları tırmanma şansını (sosyal mobilite) artırır.

Bu konularda bir takım çalışmalar olsa da gelir dağılımı adaletsizliğini önlemede son derece yeteresiz.

Ne yazık ki, yoksulla zengin arasındaki makas her geçen gün daha da açılıyor.
24 yılın sonunda geldiğimiz durumun özeti budur.

İlyas Erbay

Bizi sosyal medyadan takip edin