ZBEÜ’de YÖKAK ve MÜDEK değerlendiricisi Prof. Dr. Mualla Yalçınkaya, tarafından “Program Akreditasyonu” başlıklı bir eğitim toplantısı gerçekleştirildi.
Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Mühendislik Fakültesi öğretim üyesi ve aynı zamanda Yükseköğretim Kalite Kurulu (YÖKAK) ve Mühendislik Eğitim Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği (MÜDEK) değerlendiricisi Prof. Dr. Mualla Yalçınkaya, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (ZBEÜ) Tahir Karauğuz Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen eğitim toplantısında, “Program Akreditasyonu” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. Toplantıya ZBEÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu, Genel Sekreter ve Kalite Koordinatörü Prof. Dr. Zehra Safi Öz, dekanlar ve çok sayıda akademisyen katıldı.
“Program Akreditasyonu” başlıklı sunuşunda Yalçınkaya, akreditasyona duyulan ihtiyaç, program akreditasyonunun önemi, program akreditasyonlarında yurtiçi ve yurtdışı bağlamda gerekli kriterler ile akreditasyon başvurularında sık yapılan hatalara değinerek ilgili bölümlerin akredite olmaları için gerekli temel kriterleri anlattı. Sunuşun ardından soru ve cevap bölümüyle devam eden etkinlikte Yalçınkaya, akademisyenlerin akreditasyon süreçleri ve kriterleri ile ilgili merak ettikleri soruları yanıtladı. Yalçınkaya ayrıca, program akreditasyonu başvurularında yetersizlikler/sorunlar ve katılımcılara akreditasyon başvurularında yapılması gerekenler konusunda önemli tavsiyelerde bulundu.
Etkinliğin kapanış konuşmasını gerçekleştiren ZBEÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu, kalite ve akreditasyon süreçlerinde istekli olunması ve takım çalışmasının önemine dikkat çekerek Prof. Dr. Mualla Yalçınkaya’ya verdiği değerli bilgilerden dolayı teşekkür etti.


ZBEÜ’de “Program Akreditasyonu” Konulu Eğitim Toplantısı Gerçekleştirildi
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

