Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
13 Nisan, 2019 14:11 tarihinde yayınlandı
0

YÜKSELİŞ TERCİHLERİ KÜÇÜLTTÜ

Düğün mevsimi başladı. Yükselen altın fiyatlarıyla, düğün, nişan, sünnet, doğum ve diğer kutlamalara sık sık hediye olarak götürülen çeyrek altının fiyatı 400 liraya yaklaştı. Bu fiyatı yüksek bulanların yeni tercihi ise 0,25 gram olan “çeyrek gram altın”  oldu.

Başlıksız 6 kopya 7

Yaz aylarının yaklaşıp düğün, nişan ve sünnet gibi kutlama ve törenlerin artmasıyla kuyumcularda da  hareketlilik yaşanmaya başladı. Akraba ve yakınlarının kutlama ve törenlerine katılmak isteyen düşük ve orta gelirli vatandaşların hediye tercihi, çeyrek altının fiyatı ortalama 400 liraya yükselince değişti. Geleneklere göre oldukça yaygın bir adet olarak hediye edilen çeyrek altın, yerini 1 gram, 0,5 gram ve 0.25 gram olan altınlara bıraktı. 55 lira ile 255 lira arasında fiyatları değişen bu altınlar son günlerde en çok satılan altın çeşitlerinden oldu.

Fiyatların yükselmesinden dolayı altında seçenek sayısının arttığı belirtilirken, gazetemizin görüş aldığı kuyumcu esnafı, “Çeyrek altının alternatifi olarak gram altınlar bir süredir revaçta. Gram altının yarısı olan 0.50 gram ve 0.25 gramlık altınlar mevcut. Çeyrek altının fiyatı 390-400 lira civarında seyrediyor. Gram altın 230-235 lira, yarım gram altın 118 lira dolaylarında seyrediyor. Onun da yarısı olan 0,25 santim ya da 0,25 gram diye tabir ettiğimiz çeyrek gram altın da 55-60 lira civarında seyrediyor. Fiyatlar giderek yükseldiği için insanların da gram altına olan talebi günden güne artıyor. Bu nedenle gram altın tercih ediliyor. Bu yaz düğün mevsiminde tercih çeyrek gram altın olacaktır diye düşünüyoruz” diye konuştu.

SET TAKIMLAR YÜKSELİŞİN KURBANI OLDU

Altın fiyatlarındaki yükselişle birlikte ailelerin daha hesaplı hareketli ettiği belirtilirken, daha önce düğünlerin vazgeçilmezi olan bilezik, kolye ve küpeden oluşan set takımlar artık tercih edilmiyor. Onun yerine tek tuğra kolyelerin tercih edildiği ifade edildi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin