KARDEMİR A.Ş Genel Müdürü Uğur Yılmaz, Filyos’a yapılması planlanan liman projesinin itiraz edilmesi ve dosyanın sürekli KİT’e gidip gelmesinden dolayı, ihalenin iptal edilme durumunun söz konusu olduğunu ifade ederek, acil olarak alternatif liman arayışı içinde olmaları gerektiğini söyledi
KARDEMİR A.Ş Genel Müdürü Yılmaz, Filyos’a yapılması planlanan liman projesinin itiraz edilmesi ve dosyanın sürekli KİT’e gidip gelmesinden dolayı, ihalenin iptal edilme durumunun söz konusu olduğunu belirterek, acil olarak alternatif liman arayışı içinde olmaları gerektiğini söyledi.
“TÜRKİYE’DE ÖRNEĞİ YOK”
Gazetecilerle sohbet eden Yılmaz, fabrikanın yatırımları hakkında bilgiler verdi. Yılmaz, KARDEMİR Fabrikaları içinde devam eden tren tekeri ve kangal fabrikaları yatırımlarının fabrika için önemine değinerek, “ Teker fabrikası ile ilgili arkadaşlarımız Almanya’da incelemelerde bulundu ve makinelerin montajlar bitmiş ve inanılmaz bir ekipman geliyor. Türkiye’de örneği olmayan devasa presler geliyor. Binası da bitmek üzere. Bu uzun soluklu getirisi olan bir yatırım. 10 bin tonluk presler ve Türkiye’de böylesi bir tesis yok. Hemen yarın bittiğinde millet sıraya girip teker ver demez. İhraç etmeye yönelik bir yatırım. Ondan daha kıymetlisi Kangal fabrikası yatırımımız var ve buda devam ediyor. Bu bittiğinde Türkiye’nin en iyi kangal fabrikası olacak. Çok farklı ürün üretmiş olacağız. Cıvata, somun, elektrot içindeki tel, lastik teli gibi bunların hammaddesini de üreteceğiz. Çok temiz ve katma değeri yüksek ürünler üreteceğiz. Bunları üretmeye başladığımızda KARDEMİR fark oluşturacak” dedi.
“RAY ÜRETİMİ”
Ray üretimi konusunda da bilgiler veren Yılmaz, “Ray konusunda bu yıl 180 bin ton Ray sattık. Liman meselesi ray için ve diğer ihraç ürünler içinde önemli. Şuan 72 metre uzunluğunda ray üretiyoruz ama bu ülke içine satıyoruz. İran’a Ray satıyoruz ama 18 metre uzunlukta satmak zorundayız. Yurt dışından zaman zaman tedarikçi listesine eklemek için geliyorlar. Onlar Avrupa’da uzun ray talep ediyorlar. Buradan oraya tek parça gönderme şansımız yok. Ancak liman olduğu zaman bunları aşmış olacağız” ifadesinde bulundu.
ACİL ALTERNATİF ÜRETMEMİZ LAZIM”
‘Birkaç sene limanla birlikte mücadelemiz olacak’ diyen KARDEMİR Genel Müdürü Yılmaz, “Hepimizin mücadele etmesi gereken alan bir an önce Filyos’ta Liman ya da liman alternatifini hayata geçirmek olmalıdır. Kardemir açısından tabii bizim için gelecekte Kardemir’i Türkiye’de ve Dünyada en iyi yere taşıyacak olan en önemli proje Filyos Liman Projse’dir. Maalesef bugüne kadar hayata geçmemiş olması KARDEMİR açısından son derece büyük bir zafiyete düşmüştür. Bu gidişle Filyos limanı 10 senede bitmeyebilir bizimde bekleyecek durumumuz yok. Bunun için acil alternatifler üretmemiz lazım. Dere ağzına liman yapmanın ne kadar doğru bunu bilmiyoruz ama sürekli tramaya maruz kalacak bir yer. Yer müsait ve kimseyi taciz etmiyor. Bizim için çok uzun süre. Derhal bir çıkış bulmamız lazım. Ben göreve geleli 5 ay geçti bir ilerleme yok. Sürekli dosya KİT’e gidip geliyor. Bu gidişle ihale iptal edilebilir ve yeniden de ihale süreci yapılabilir. Yap – İşlet Devret modeli olabilir, başka şeyler de olabilir. Şuan görünen tek müşteri biziz. Oraya entegre tesis, Enerji yatırımı gibi tesisleri ile birlikte limanı bütün düşünürlerse daha anlamlı olabilir. Şuan Eren Holding’in limanı bize hizmet ediyor. Oraya 105 tonluk gemilerle kömür ve cevher getiriyoruz ama çok maliyetli oluyor. 5 kilometrelik alanı kamyonlarla geçiyoruz. Demir yolunu bir türlü oraya bağlayamadık. Türkiye’de iş yapmak biraz zor. Orada koordineli çalışmak lazım. Karayolları ve Demir yolu ile koordineli olursak biz her şeyini yapmaya hazırız. Orası aynı zamanda Filyos’tan Zonguldak’a bağlantı yolu. Bu izin süreçleri her tarafta sıkıntı oluyor. Bir sene önce geçilebilirdi. Bizim kendi limanımızın olması şart. Bartın ve Zonguldak’ta 10 bin tonluk gemiyi zor sokar ve çıkarırsınız. Şuan dünyanın en iyi kömürü Avustralya, Kanada, ABD’de ve uzun yol. Liman projesini biran önce çözüme kavuşturmamız lazım. Şuan taşıma suyu ile değirmen döndürüyoruz. Karabük – Zongduldak arasındaki demir yolu 15 Ağustos’ta sinyalizasyon sistemi bitiyor ve trenler biraz daha hızlanacak. Demiryolunun raylarının tamamı değişmiş ve KARDEMİR rayları üzerinde gidiliyor. Hızda 2-3 misli artacağı söyleniyor. Buda bizim yük taşımamızı biraz hızlandırır” dedi.
“İHRACATIMIZ ARTAR”
Liman sorunun çözülmesi ile birlikte başta Ray olmak üzere bir çok ürünün ihracatında artış sağlayacaklarını da kaydeden Yılmaz, “ İran, İran olalı orada 10 bin 500 kilometre ray yapılmış ve toplam kullanılan ray ağırlığı 600 bin ton. KARDEMİR’in oraya yaptığı ihraç ise 60 bin tonun üzerinde. KARDEMİR’in rayı dünya standartları üzerinde bir ray. Avustralya Devlet Demir Yolları satın alam direktörü buraya geldi ve tedarikçi listesini genişletmek istiyor. Liman meselesi çözülürse bunların hepsi yoluna girer. Karabük ve bölge olarak buraya odaklanmamız lazım. Ülkenin menfaati de bu yönde. KARDEMİR olarak biz vesile oluyoruz” dedi.
Genel Müdür Mesut Uğur Yılmaz, ayrıca KARDEMİR olarak Çevre Yatırımı için 38 milyon 500 bin dolarlık yatırım planlamalarının olduğunu bunla ilgili fiyat toplamaya başlayacaklarını da sözlerine ekledi.


Yılmaz: “Kangal Fabrikası ile Kardemir Fark Oluşturacak”
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.


