Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
02 Mayıs, 2016 13:01 tarihinde yayınlandı
0

Yeşil sahada futbolcudan tekme yiyen Güvenlik Amiri konuştu

Güvenlik Amiri Aydın Ekmekçi;  “Futbolcunun gelip de taraftara ya da bana tekme atma lüksü yok. Sahada futbolcuları korumaya çalışırken şiddeti biz görüyoruz. Çoluk çocuğuma kepaze oldum”

Geçtiğimiz hafta sonu PTT 1. Lig’de oynanan Kardemir Karabükspor – Vartaş Elazığspor maçında Tom’un uçarak tekme atması sonrası 7 gün iş göremez raporu alan ve futbolcudan şikayetçi olan özel güvenlik amiri Aydın Ekmekçi, “Futbolcunun gelip de taraftara ya da bana tekme atma lüksü yok. Sahada futbolcuları korumaya çalışırken şiddeti biz görüyoruz” dedi.
Kardemir Karabükspor ile Vartaş Elazığspor arasında oynanan maçın ardından çıkan olaylarda sahaya girerek elindeki davul tokmağını Elazığspor’lu futbolcu Tom’a ve maçın hakemi Tolga Özkalfa’ya doğru fırlatan taraftar Hamit Su’ya engel olmaya çalıştığı sırada futbolcunun uçan tekmesiyle yaralanan maraton tribününün güvenlik amiri Aydın Ekmekçi, Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne tedavisinin devamı için geldi.
Gazetecilere maç sonunda yaşananları anlatan Ekmekçi, “Maçın bitiş düdüğü ile birlikte sahaya giren bir seyirciyi gördüm. Müdahale etmek için peşinden koştum. Taraftarı yakalayıp yere doğru yatırmaya çalışırken futbolcu bana uçan tekme attı. Tekme sol çeneme geldi ve boynumda bir kütleme oldu. Güvenlik amirimiz Zeki beye bana bir şeyler oluyor dedim ve o an bayılmışım. Gözlerimi açtığımda ambulansta buldum kendimi. Tekme direkt olarak bana atılmış olmayabilir ama bir futbolcunun taraftarla hiçbir zaman diyaloğa girmemesi lazım. Futbolcu taraftara ya da bana tekme atmış, bu hiç önemli değil. Biz seni orada korumuşuz, sana hiçbir müdahale olmadan seni kurtarmışım. Futbolcunun gelip de taraftara ya da bana tekme atma lüksü yok. Biz sahada futbolcuları korumaya çalışırken şiddeti futbolculardan biz görüyoruz. Biz onları koruyoruz, onların da bize karşı böyle bir terbiyesizliğini istemiyoruz” dedi.
7 gün iş göremez raporu aldığını, boynunda ve çenesinde sağlık sorunu nedeniyle mağduriyetini ifade eden Ekmekçi, şunları söyledi:
“7 yaşında oğlum var televizyondan izlemiş. Baba futbolcudan dayak mı yedin diye sordu. Bu benim çok zoruma gitti. Ben bunu kaldıramıyorum. Çoluk çocuğuma kepaze oldum. Annem ve babam maç gününden bu yana ağlıyor. Şikayetimin sonuna kadar arkasındayım. Gereğinin yapılmasını istiyorum.”

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin