Yenice Belediye Başkanı Zeki Çaylı ve çalışma arkadaşlarının en büyük projelerinden birisi olan Yenice Belediyesi Ihlamur Teras ( Seyir Terası) Restaurant ve Bungalov Evler Projesi, kısa adı BAKKA olan Batı Karadeniz Kalkınma Ajansı ile ortaklaşa yürütülecek 1 milyon 300 bin lira bedelli yatırımın startı verildi.
Yenice Belediyesi, bir önceki yıl içinde BAKKA’nın hibe desteğinden faydalanmış ve 14 adet bungalov ev, konferans salonunun iç dizaynının teşrifatı, yangın sistemi, güvenlik ağı, elektrik altyapısı, ses sistemi, internet ve TV sistemini başarı ile bitirerek hizmete sunmuştu. Belediye, Batı Karadeniz Kalkınma Ajansının 2018 yılı proje teklif çağrısına yeni bir proje sunmuş ve 1 milyon bedelli hibe projesi, örnek proje olarak kabul görmüştü. Bir önceki yıl yürütülen ve başarı ile bitirilen proje, çalışmaları kontrol ve takip eden BAKKA yetkililerinden takdir ve övgüler almıştı.
Yenice Belediye Başkanı Zeki Çaylı, “ Toplam 1 milyon 300 bin lira bedelli projeye BAKKA 1 milyon lira hibe verirken belediye de 300 bin lira projeye ek finansman desteği sağlayacak. Yeni sunulan ve kabul gören, 31 Aralık 2019 ‘da tamamlanması gereken ve içinde 2 cep müze olmak üzere 7 bungalov ev, hediyelik eşya satış dükkanı, organik ürün pazarı tezgahları, kamelya ve oturma bankları, çevre düzenlemesi ve tanıtım materyalleri ile projede eksiklik görülen bölümler olan projenin imzalarının atılmasının ardından startı da verildi. Proje süresinde tamamlanacak.Yenice Belediyesi ve BAKKA işbirliği ile yürütülecek proje, Ihlamur Terasın tamamen tamamlanmasına vesile olacak.” dedi.


Yenice Belediyesinin 1 Milyon 300 bin TL bedelli projesinin startı verildi
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.


