Yeni yönetmelikle aile sağlığı sistemi daha etkin hale gelecek - Karabük Haber Postası
yeni yonetmelikle aile sagligi sistemi daha etkin hale gelecek WTp6v6TB
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
28 Kasım, 2024 16:45 tarihinde yayınlandı
0
0

Yeni yönetmelikle aile sağlığı sistemi daha etkin hale gelecek

Yeni aile hekimliği sözleşme ve ödeme yönetmeliği değişikliğiyle ilgili açıklamalarda bulunan Bolu İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Abdullah Danışman, “Son düzenleme ile toplumun hastalık yüküne göre hizmet planlaması yapılmış oldu. Özellikle kronik hastalarımızın ve 65 yaş üstü hastalarımızın etkin takibi ile hastalık yükünün azaltılması ve halk sağlığının korunması amaçlandı” dedi.

Bolu İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Abdullah Danışman, yeni aile hekimliği sözleşme ve ödeme yönetmeliği değişikliğiyle ilgili açıklamalarda bulundu. Oluşan yanlış algıların önüne geçmek için açıklamalarda bulunan Müdür Danışman, vatandaşlara akılcı ilaç kullanımına karşı uyardı.

“6 ayda bir aile hekimlerini ziyaret etmelerini istiyoruz”

Vatandaşların aile hekimlerine yakın iletişim kurması için 6 ayda bir ziyaret etmeleri gerektiğini ifade eden Bolu İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Abdullah Danışman, “Sağlık Bakanlığı olarak vatandaşımızın sağlığa eriştiği ilk kapının, aile hekimi olmasını istiyor ve aile hekimlerimizin sağlığın nabzını tutmasını bekliyoruz. Bu sebeple aile hekimi ile kayıtlı nüfus arasındaki bağın güçlendirilmesi ve vatandaşlarımızın seçtikleri aile hekimlerine yılda en az 2 kez başvurmalarının sağlanması yeni yönetmelikle hedeflenen önemli adımlardan biridir. Dolayısıyla halkımızın aile hekimleriyle yakın iletişim içinde olmalarını, 6 ayda bir aile hekimlerini ziyaret etmelerini istiyoruz” dedi.

“Aile hekimliği sistemimizin etkinlik ve verimliliğini artırmaktır”

Yeni yönetmeliğin verimliliği artıracağını ifade eden Uzm. Dr. Abdullah Danışman, “Yeni yönetmelikle hedeflenen aile hekimliği sistemimizin etkinlik ve verimliliğini artırmaktır. Bunu sağlamak amacıyla hekim başına düşen kayıtlı kişi sayısı 2700’e düşürülerek hasta memnuniyetinin artırılması, hastanelere gereksiz başvuruların azaltılarak sağlık sistemi üzerindeki yükün azaltılması, kronik hastalıkların ve lohusalık döneminin daha etkin bir şekilde takibi gerçekleştirilecektir. Bu süreci desteklemek için de aile hekimleri kendi hastalarına gereken hallerde hastanelerden öncelikli randevu alabilir hale getirilmiştir” diye konuştu.

“Hastalık yükünün azaltması ve halk sağlığının koruması amaçlandı”

Danışman, Türkiye’de bin kişiye düşen günlük antibiyotik kullanım miktarının, OECD ortalamasından 2,5 kat daha yüksek olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Dünyanın en büyük sorunlarından biri olan gereksiz antibiyotik kullanımının azaltılması dolayısıyla akılcı ilaç kullanımının sağlanması, bu yönetmelikle hedeflenen diğer bir gayedir. Halk sağlığını korumak Bakanlığımızın asli vazifesidir. Bu noktada yeni yönetmelikte yer alan düzenlemelerle aile hekimlerimizin akılcı ilaç kullanımı teşvik edilmektedir. Ancak bunu yaparken kesinlikle bir gelir kaybı ya da mali cezalandırma planlanmamıştır. Mevcut nüfusu ve ilaç kullanım durumuna göre, bir önceki döneme göre aynı oranı koruyan ya da daha düşük ilaç kullanımını sağlayan aile hekimlerimize, ilave bir teşvik ödemesi eklenmiş oldu. Akılcı ilaç kullanımı, hastaların, tanısına göre en uygun ilacı en uygun doz ve sürede kullanmasıdır. Halkımızın sağlığı ve geleceği açısından büyük önem taşıyan bu konuda hekimlerimizin önerdiği doz ve sürede ilaç kullanımına vatandaşlarımız da gerekli hassasiyeti göstermelidirler. Yeni yönetmelikle birlikte ilave teşvik ödemesiyle çalışan memnuniyetinin artırılması amaçlanmaktadır. Tüm bunlar ile daha sağlıklı bireyler ve daha sağlıklı bir toplum hedeflenmektedir. Özetle yeni düzenlemeyle hekim başına düşen hasta sayısını azaltarak vatandaşlarımıza aile hekimliklerince ayrılan süre arttırılmış oldu. Burada hekim-hasta ilişkisini güçlendiren ve vatandaşlarımıza kaliteli hizmet sunan bir uygulama hayata geçirilmiş oldu. Son düzenleme ile toplumun hastalık yüküne göre hizmet planlaması yapılmış oldu. Özellikle kronik hastalarımızın ve 65 yaş üstü hastalarımızın etkin takibi ile hastalık yükünün azaltılması ve halk sağlığının korunması amaçlandı.”

Bizi sosyal medyadan takip edin
gw 1
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
16 Nisan, 2026 13:19 tarihinde yayınlandı
0
0

ŞİRKET İFLASLARINDA ENDİŞE VERİCİ ARTIŞ

Dun & Bradstreet (D&B), işletmeler için ticari veri, analitik ve iş zekası çözümleri sunan küresel bir Amerikan şirketidir.
Şirketin açık ismi, Data Universal Numbering System (Veri Evrensel Numaralandırma Sistemi).
Yaklaşık 200 yıllık bir geçmişe sahip olan bu şirket, dünya genelindeki yüz milyonlarca işletmeye dair devasa bir veri tabanını yönetiyor.
Dun & Bradstreet’in Türkiye’deki faaliyetleri CRIF grubu tarafından yürütülüyor.

Dun & Bradstreet geçtiğimiz hafta Küresel İflas Raporunu açıkladı. Rapor, 2025 yılında küresel ölçekte şirket iflaslarının yüzde 7 artarak yükselişini sürdürdüğünü ortaya koydu.
Bir önceki yıla göre; küresel ölçekteki ortalama iflas yüzde 7 iken, bu oran Türkiye % 29

Türkiye’de 2024 yılında toplam 465 şirket iflas etmişti.
Şirket iflasları bir önceki yıla (2023) göre %23 oranında artış göstermişti. İflaslardaki artış artarak devam ediyor.

2025 yılında iflas sayısı biraz daha arttı, 573 şirkete ulaştı. Yıllık artış hızı ise %29 oldu
İflas kararlarının yanı sıra, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) verilerine göre 2025 yılında toplam 33 bin 270 şirket kapanmış, esnaf tarafında ise günde ortalama 330 iş yeri faaliyetlerini sonlandırmış.

Türkiye’de iflaslardaki artışın nedenleri; yüksek reel faiz ortamı, krediye erişimdeki zorluklar ve sıkı finansal koşulların özellikle KOBİ’ler üzerinde yarattığı baskı olarak görülüyor.

Sayıları az da olsa, şirket iflaslarında bizden daha kötü ülkeler de var.
Türkiye’nin de içerisinde bulunduğu 45 ülkeden 28’inde (yüzde 62) bir önceki yıla kıyasla şirket iflaslarında artış yaşandığı, 17 ülkede ise düşüş yaşandığını ortaya çıktı. Rapora göre, 2025 yılında Dun & Bradstreet tarafından incelenen 45 ülkede, 627 bin 575 şirket iflas etti.
2025 yılında bir önceki yıla kıyasla şirket iflaslarında,
Arjantin, yüzde 65 artışla ilk sırada.
Yüzde 49 artışla Yunanistan incelenen ülkeler içerisinde ikinci olurken, Hong Kong yüzde 45 ile üçüncü sırada yer aldı. Hong Kong’u, yüzde 44 ile Suudi Arabistan, yüzde 41’lik artışla İsviçre takip etti. 2024 yılında bir önceki yıla göre şirket iflaslarında yüzde 6 gibi sınırlı bir artışın yaşandığı ABD’de ise, geçen yıl şirket iflaslarında yüzde 26 artış yaşandı.

Trump’ın Hürmüz Boğazı’nı ablukaya alması,
İnşaat, perakende ve hizmet sektörlerinde iflas baskısının artırdı
Dun & Bradstreet’in, “2025 Küresel İflas Raporu”, iflas baskısının özellikle belirli sektörlerde yoğunlaştığını ortaya koydu. Raporda, inşaat, perakende, konaklama ve hizmet sektörlerinin yüksek faiz ve talep hassasiyeti nedeniyle birçok ülkede iflasların önemli bölümünü oluşturmaya devam ettiği belirtildi.

2025 yılının küresel ekonomi açısından belirgin bir normalleşme ve dengelenme sürecine işaret ettiğinin belirtildiği raporda, enerji ve gıda fiyatlarındaki gerileme, enflasyon baskılarının azalması ve önde gelen merkez bankalarının parasal gevşeme yönünde attığı adımların küresel ölçekte finansal koşulları görece iyileştirdiği vurgulandı. Türkiyede durum bunun tam tersi. Bizde gıda ve enerji fiyatları düşmediği için şirket iflasları daha da artacaktır

Raporda ayrıca, sektörel anlamda şu analize yer verildi: “Özellikle yüksek faiz oranlarının proje finansmanını zorlaştırması, maliyet enflasyonu ve talepteki yavaşlama, inşaat sektörü şirketlerinin bilançoları üzerinde ciddi baskı yaratıyor.

Perakende ile konaklama ve hizmet sektörlerinde ise tüketici talebindeki dalgalanma, artan operasyonel maliyetler ve sınırlı fiyatlama gücü başlıca risk unsurları arasında yer alıyor.

Bazı büyük ekonomilerde ise üretim ve hizmet sektörleri de talep zayıflığı ve maliyet baskıları nedeniyle risk altında kalmayı sürdürüyor.

Jeopolitik gelişmeler, ticaret modellerindeki değişim, döviz piyasalarındaki oynaklık ve politika belirsizliklerinin, şirketlerin finansal risk yönetimini şekillendirmeye devam edecektir.

Şirketlerin; müşterilerini, tedarikçilerini ve iş ortaklarını ortaya çıkabilecek stres sinyalleri açısından sürekli izlemek için yapay zekâ destekli, gerçek zamanlı veri ve içgörü araçlarından yararlanması gerekiyor. Kredi risklerinin, güvenilir ve temiz verilerle düzenli olarak yeniden değerlendirilmesi; şirketleri koruyacak sağlıklı finansal risk kararlarının alınması açısından önem taşıyor.
Ayrıca iş ortaklarını çeşitlendirmek ve makroekonomik ile jeopolitik senaryolara yönelik alternatif planlar oluşturmak, şirketlerin dayanıklılığını önemli ölçüde artırabilir. En önemlisi ise karar alma süreçlerinin, piyasa algısı ya da kısa vadeli dalgalanmalardan değil; veri temelli içgörülerden beslenmesi gerekiyor.

Enerji fiyatlarındaki anormal artış, kontrolden çıkan ve artmaya devam eden enflasyon, dövizdeki dalgalanmalar ve piyasalardaki belirsizlik Türkiye’de şirket iflaslarının 2026 yılında da artmasına neden olacaktır.

İlyas Erbay