Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
01 Ağustos, 2023 10:45 tarihinde yayınlandı
0

Yazlıkçılar dikkat, kendi küçük tehlikesi büyük

Yazlık bölgelerde yaygın olarak görülen tatarcık sineğine karşı uyaran Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Bengisu Ay, “Tatarcık sineği ısırığından çeşitli enfeksiyon hastalıkları bulaşabilir. Belirtileri aylar hatta yılı bulabilir. Kala Azar hastalığı genellikle yüksek ateş, ciddi kilo kaybı, dalak ve karaciğer büyümesiyle seyreder, tedavi edilmezse yüzde 100 öldürücüdür” dedi
Medipol Pendik Üniversite Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Bengisu Ay, sivrisineğin 5’te 1’i büyüklüğünde olan tatarcık sineği ısırığının diğer sinek ısırıklarından farklı olmadığını ve yüzde 1’lik kesimin ısırıldığının farkında olduğunu söyledi. Tatarcık sineğinin enfeksiyon hastalığı etkenlerini taşıdığını aktaran Dr. Öğr. Üyesi Bengisu Ay, “Ülkemizde yaygın görülen tatarcık sineği, ‘Tatarcık Humması’ virüsü ile Layşmanyaz (Şark Çıbanı -Kala Azar) adı verilen bir hastalığın etkeni olan paraziti taşır” ifadelerini kullandı.

Tedavide geç kalınırsa öldürücü
Halk arasında “Yakağan” olarak bilinen tatarcık sineğinin ölümcül hastalıklara neden olabileceğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Bengisu Ay, bulaştırdığı çeşitli hastalıkları da şöyle özetledi;
“Tatarcık Humması; Tatarcık sineğinin ısırması sonucu yalnız insanlarda ortaya çıkan ve kendi kendini sınırlayan bir enfeksiyon hastalığıdır. Isırıktan 3-6 gün sonra ateş, döküntü, yaygın kas ağrısı, baş ağrısı, iştahsızlık, bulantı ve kusma gibi belirtilere yol açar. Menenjit yapabilir. Ciddi hasarlara yol açmaz ve destek tedavisi ile düzelir.
Şark Çıbanı; Sineğin ısırmasından birkaç hafta ve ay içerisinde deride görülen yara ile karakterizedir. Yaralar zamanla boyut ve görünüm değiştirebilir. Sivilce gibi başlayan yara sonrasında ülserlere (kenarları yükseltilmiş ve merkezi krater şeklinde bir yanardağ gibi) dönebilir. Bu yaralar genellikle ağrısız olmakla birlikte ağrılı da görülebilir. Bazı hastalarda yaralara yakın yerlerde lenf bezleri şişebilir. Cilt yaraları genellikle yüz, kollar ve bacaklar gibi ısırılmaya maruz kalan açık bölgelerde oluşur, genellikle iz bırakır ve birkaç ay içinde geçer.
Kala Azar ise sinek ısırığından sonra aylar içerisinde ortaya çıkar. Bu süre bazı durumlarda bir yıla kadar uzayabilir. Genellikle dalak, karaciğer ve kemik iliği gibi çeşitli iç organları etkiler ve hastalığın en ciddi formudur. Hastalarda; yüksek ateş, ciddi kilo kaybı, dalak ve karaciğer büyümesiyle seyreder ve tedavi edilmezse yüzde 100 öldürücüdür.”
Tatarcık sineği ısırığına alerjik durumlarda kullanılan kremlerin iyi geldiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Ay, Tatarcık Humması, Şark Çıbanı ve Kala Azar gibi enfeksiyonlar geliştiğinde hastaların enfeksiyon hastalıkları uzmanları ve dermatoloji hekimleri tarafından takip edilmesi gerektiğini söyledi. (İHA)

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin