Karadeniz bölgesinin yaylalarını gidenler bilr. Dünyada eşi benzeri yoktur. Yazın ortasında o eşsiz güzelliklerin zirvesinde kazakla bile üşürsünüz.
Dünyada koruma altına alınan 200 vadiden biri olan İşkencedere Vadisi de muhteşem bir doğa harikasıdır.
İşkencedere Vadisi, Rize'nin İkizdere ilçesinde bulunan bir vadidir. Şimşirli, Cevizlik, Gürdere köyleri arasında yer alır. Vadide çay tarımı ve bal üretimi yapılır. Bu vadi, 2020 yılından itibaren, hepinizin ismini tahmin ettiği malum inşaat şirketi tarafından yapılmak istenen taş ocağı projesi ile gündemden düşmüyor.
Taş ocağı için Rize'de binlerce ağaç kesildi. Doğa katledildi. Mahkeme Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu ( ÇED) için gerekli değildir kararını tam 5 yıl sonra iptal etti. O arada olan oldu. Doğada onarılmaz yaralar açıldı. Fotoğraflarını gördüğümde hissettiklerimi anlatacak kelime bulamadım.
Yöre halkının tüm direnişlerine, davalara ve bilir kişi raporlarına karşın firmanın Rize İkizdere deki çalışmaları devam etti.
İyidere Lojistik Limanı İnşaatına dolgu malzemesi sağlamak amacıyla malûm firmanın işlettiği taş ocağı ile, doğa yıkımı hız kesmeden devam etti.
Adalet iş işten geçtikten sonra tam 5 yıl sonra geldi. Dava 2021 yılından buyana devam ediyordu. Halen de sonuca varmış değil. Zira Danıştay yolu açık. Daha önce 2 kez Danıştay'a gitmiş ve bozulmuştu.
Bu tür projelerin ÇED raporu mutlaka yapılmalı ve sonucu beklenmeden başlanmamalı.
Bildiğim kadarıyla, ÇED Yönetmeliğine göre; Madenler ve Taş Ocağı işletmelerinde ÇED Raporu zorunluluğu var.
CED Raporu, uluslar arası akredite ve tam bağımsız firmalar tarafından titizlikle, adam gibi yapılmalı. Ülkede geri dönüşü olmayan tahribatlar ve doğa katliamlarını başka türlü önüne geçilemez.
Yıllar önce, ülkede daha ÇED in ne olduğunun bilinmediği bir dönemde, Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) Projesinde görev almıştım. ÇED Raporu nasıl yapılır? Tüm aşamaları ile şahit olmuş ve hayranlıkla takip etmiştim.
Projenin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporunu uluslararası akredite bir kurum (ILF) hazırlamıştı. Yıllar alan titiz bir çalışma sonucunda, binlerce sayfalık bir rapor ortaya çıkmıştı. Proje başlamadan çok önce ÇED çalışmaları başlamış, jeologlar, zoologlar, doğa ve çevre bilimciler gibi bir çok uzman ÇED faaliyetlerinde görev almıştı. Projede görev alacak tüm personele ODTÜ, Hacettepe ve Bilkent üniversitelerinde düzenlenen sertifikali eğitimler verilmişti. Ben de; projede görev alacak olan, kendi gurubumuzdaki arkadaşlara İş Sağlığı Güvenliği Eğitimlerini vermiştim.
Güzergahın geçtiği tüm alanlardaki yaban hayatı, kuşların kuluçka dönemlerine varana kadar incelenmişti. Bölgedeki zehirli yılan ve akrep türleri belirlenmiş. Bunların panzehirleri bölgedeki sağlık merkezlerine bırakılmıştı. Çalışanların kıyafetleri, barınma yerleri. çöplerin toplanma şekli, kullanılacak araç ve gereçlerin özellikleri, hız limitleri, gürültü seviyeleri. kısaca her şey, her detay tanımlanmıştı. ÇED kurallarına uymayan yüklenici firmaların ekiplerinin faaliyetleri derhal durduruluyordu. ÇED yaptırımları nedeniyle epey zorlanmıştık.
Geri dönüşü olmayan ve büyük maliyetler gerektiren bu tür projelerin getirisi götürüsü doğru hesaplanmalıdır. Çevresel etkiler, iklime ve jeolojik yapıya etkileri doğru değerlendirilmelidir.
Bu güzel ülke hepimizin. Doğal güzelliklerimiz gelecek nesillerin bizlere emanetidir.
Emanete hıyanet edemeyiz!
İlyas Erbay