Yazarımız Fikret Gökçe'den Tarihe Işık Tutacak Çalışma - Karabük Haber Postası
Ramazan Öztürk Avatarı
Ramazan Öztürk tarafından
11 Ocak, 2024 12:15 tarihinde yayınlandı
0
0

Yazarımız Fikret Gökçe’den Tarihe Işık Tutacak Çalışma

1970 Yılı’nın Nisan ayında ilk köşe yazısını Gazetemizde yazan ve halen Köşe Yazarlığına devam eden Kıbrıs Gazisi Fikret Gökçe, tarihe ışık tutacak önemli bir çalışmaya imza attı.

Gökçe’nin Tarihi bilgi ve belgelere dayanarak hazırladığı  “Yerli ve Milli Uçakları 100 Yıl Önce Biz Yapıyorduk” adlı kitabının basımı Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. yılı olan 2023’ün 30 Aralık günü tamamlanırken, kitabın önsözünü ise Anayasa Mahkemesi Emekli Başkanı Yekta Güngör Özden yazdı.

Gökçe kitabın yazımına 3 Ağustos tarihinde başladığını ifade ederek, “Bu kitap, Büyük Önderimiz ATATÜRK’ün ” İSTİKBAL GÖKLERDEDİR ” hedefiyle başlayan kendi uçağımızı yapma girişimlerini ve ölüm – kalım savaşı verilerek kurulan bir devletin yorgun ve yoksul halkının birlikte başardığı bir mucizeyi konu almaktadır” dedi.

Kitapta “Çılgın Tayyareci” Vecihi HÜRKUŞ’la başlayan TOMTAŞ, Kayseri, DEMİRAĞ, THK uçak fabrikalarıyla havacılık alanında çağın önemli devletleri arasına giren ülkemizde bu mucizevi başarının içimizden ve dışarıdan nasıl baltalandığını da anlatan Gökçe; “Aynı zamanda THK Türkkuşu’nda planör ve paraşütçülük eğitimleri alan eski bir havacı olmam nedeniyle bu kitap, benim için bir vefa borcu niteliğine de sahip bulunuyor” dedi.

Kıbrıs Gazisi Fikret Gökçe yaptığı açıklamada; “Kitabımda; Wilson Prensipleri Cemiyeti kurucularından, Milli Mücadele sırasında ABD mandası olunmasını isteyen ve Şeyh Sait İsyanı’nı destekleyen yazıları nedeniyle Diyarbakır İstiklal Mahkemesi’nde yargılanan ünlü gazeteci Ahmet Emin YALMAN’ın GOOD YEAR oto lastikleri bayiliği ile başlayan ticari yaşamında devlete nasıl Amerikan uçakları sattığı,

Mareşal Fevzi ÇAKMAK’ın damadı Hava Kurmay Binbaşı Şefik Beyin başkanlığında oluşan heyetin ABD’ye davet edilerek iki ay süren eğlenceli geziler ve ziyaretler sonrası Genel Kurmay’a sundukları raporların etkisiyle  kendi uçaklarımızı yaptığımız süreçte  40 Amerikan uçağının nasıl satın alındığı,

Truman Doktrini ve Marshall yardımının bizi üretimden ve kalkınma çabalarımızdan uzaklaştırmasının yanı sıra Thornborg, Baker ve Dorr gibi Amerikalı iş insanları ve yetkililerin verdikleri raporlarla başta Karabük Demir-Çelik Fabrikaları olmak üzere tüm sanayi kuruluşlarının kapatılarak Türkiye’nin bir tarım ülkesi olmasının, sadece basit tarım araçları üretmesinin dayatıldığı,

“Benim çok önemli işlerim ve sorumluluğum var zaman ayıramam” diyerek KARDEMİR Yönetim Kurulu Üyeliğini kabul etmeyen, jet motorları ile milli muharip uçağımızın yapımına odaklanan, NATO ve General Electrik gibi bazı şirketlerin çağrılarını da reddeden TEİ Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Sayın Mahmut Faruk AKŞİT’in anlatıldığı,

Kayseri’de üretilen uçaklar toprağa gömüldü iddiasının yalan ve kara propaganda olduğu ve ayrıca Kayseri Tayyare Fabrikası’nda 212 uçak üretildiği,

8 Ekim 1944 tarihinde gaz borusunda kaynak yapılırken meydana gelen patlama sonucu duruşa geçen KARDEMİR’in  tek yüksek fırını Fatma’nın üretim yapamayacağı için mutluluk duyan ABD Ankara Büyükelçisi’nin 3 Kasım 1944 günü Washington’a “müjde” telgrafı çektiği gibi konuları anlattım” dedi.

Bu kitapta ayrıca; 60 Yıl önce Zonguldak Mehmet ÇELİKEL Lisesi’nde yapılan havacılık çalışmaları ile Cumhuriyetimizin 75. Yılının nasıl görkemli bir şekilde kutlandığı ve yazarın sosyal ve kültürel alanlarda yaptığı-katıldığı çalışma ve etkinliklerden bazı notlar yer alıyor.

(Ramazan Öztürk)

Bizi sosyal medyadan takip edin
araclarinda ve evdeki hava fritozu icerisindeki uyusturucuyla yakalanan saniklarin yargilanmasina baslandi J6GybZZP
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
10 Nisan, 2026 20:52 tarihinde yayınlandı
0
0

Araçlarında ve evdeki hava fritözü içerisindeki uyuşturucuyla yakalanan sanıkların yargılanmasına başlandı

Kastamonu’nun Tosya ilçesinde jandarma ekipleri tarafından düzenlenen uyuşturucu operasyonunda yakalanan 3 sanığın yargılanmasına başlandı. Tutuklu sanıklardan O.D., uyuşturucuyu arkadaşı H.C.Ş.’nin kardeşlerine bakabilmek için sattığını söyledi.

Olay, 2025 yılında Tosya Sanayi Sitesinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Tosya İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, bir ihbarı değerlendirerek şüphelendikleri bir aracı durdurdu. Durdurulan araçta yapılan aramada araç içerisinde şoför kapısı ile koltuk arkasında tütün paketi içerisinde 90 gram bonzai maddesi ele geçirildi. Araçta bulunan M.A., O.D. ile H.C.Ş.’nin üzerinden 2,30 gram bonzai maddesi bulundu. Olay sonrası uyuşturucu madde ile yakalanan M.A., H.C.Ş. ile O.D.’nin ev ve eklentilerinde jandarma ekiplerince yapılan aramalarda mutfakta 1 adet hassas terazi, fritöz içerisinde 5 gram bonzai maddesi, ayrı bir poşetin içinde 2,90 gram bonzai maddesi ve aseton kutusunda bonzai maddesi ile 5 adet sentetik ecza hapı ele geçirildi.

Operasyonun ardından gözaltına alınan H.C.Ş. ile O.D., çıkarıldıkları adli makamlarca tutuklanırken, M.A. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Olay sonrasında sanıklar M.A., H.C.Ş. ile O.D. hakkında Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinde “Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama” suçundan dava açıldı.

Duruşmada kendisini savunan tutuklu sanık O.D., “Olay günü H.C.Ş. beni aradı. Yeni malzeme yaptığını söyledi. Çalıştığım için yemek molasına çıkabileceğimi söyledim. Öğlen yemek molasına çıktığımda yanına gittim. İşten çıktığımda üzerimden çıkan uyuşturucu maddeyi bana o verdi, parayı akşama verebileceğimi söyledim, o da kabul etti. Biz, yemek yerken jandarma ekipleri geldi. Üzerimde suç unsuru olup olmadığını sorduklarında cebimde bulunan uyuşturucu maddeyi teslim ettim. H.C.Ş., maddeyi benim hırkamdan çıkardığımı söylemiş, güvenlik kamerası kayıtları izlendiğinde üzerimde sadece tişört olduğu görülmektedir. O maddeyi koyabilecek hiçbir yer yok üzerimde. Affınıza sığınarak beraatımı talep ediyorum” dedi.

H.C.Ş.’nin uyuşturucu maddeyi M.A.’dan aldığını söylediğini ifade eden O.D., “’Ben senin arkadaşınım, benden de mi para alacaksın’ dediğimde, ‘ben de 9 bine 3 gram ham madde halinde Muhammet’ten alıyorum’ diye söyledi. Ben ondan hiç para karşılığında uyuşturucu almadım. Önceki ifademde, uyuşturucunun etkisinde olduğum için ’aldım’ demiş olabilirim. Sentetik ecza hapı ve bonzai kullanıyorum. İlk cezaevine girdiğimizde 3 gün beraber kaldık, babası cezaevine girdiği zaman kardeşlerine bakmak için zorluk çektiğini, onun için bu işi yaptığını söyledi. H.C.Ş., arabaya benim koyduğumu söylüyor, torpido varken neden onun tarafına koyayım? Bana vermesi için arabaya bindik. H.C.Ş. daha önce bana para gönderdi ama borç olarak gönderdi. Beraatımı talep ederim” dedi.

“Babam cezaevine girince boşluğa düştüm, uyuşturucuyla avuttum kendimi”

Tutuklu sanık H.C.Ş. ise, “Babamın cezaevine girmesinden dolayı boşluğa düştüm, kendimi uyuşturucuyla avutuyordum. M.A. ve O.D. ilk uyuşturucuyu içirdi. Sigaranın içine esrar koymuş, ben de bunu içtim, sonra bağımlı oldum. Bunun karşılığında ücret talep etmediler, daha sonra benden para talep etmeye başladılar. Para karşılığında M.A. ve O.D.’den uyuşturucu satın aldım. M.A. ve O.D. bana IBAN gönderdi, ben hesaplarına havale yaptım, mesaj konuşmaları da yaptı. Yakalandığımız gün O.D. beni motosikletiyle almaya geldi, benim arabam başkasındaydı. Ben ona emanet etmiştim, ’arabayı almaya gidelim’ dedim. Arabam M.A.’nın dükkanının önündeydi. Arabayı aldıktan sonra O.D. tütün paketini gösterdi. Ben de merak edip aldım, içini açtığımda yaş tütün vardı. Olay günü biz bakkala gittik, sigara aldık, sanayiye gittik. Ben araçtan indim, selamlaşırken O.D. 3-4 dakika sonra aşağı indi arabadan, ondan sonra onlar yemek yiyordu. ‘Okan gel, biz de yemek yiyelim’ dedim, lokantaya gittik. Lokantadayken yemeği söyledik, o sırada O.D., M.A.’nın dükkanına tekrar girdi, araç da M.A.’nın dükkanındaydı. Daha sonra yemek yedik, ardından jandarma ekipleri geldi, bizi aldı. O.D.’den çıkan uyuşturucuyu ben zaten ondan alacaktım. O.D. bana vermek için hazırlamıştı. Arabada çıkan 90 gram bonzai O.D.’ye ait” diye konuştu.

“Annem ve ablam fritöz içine koymuş, evde olduğundan hiç haberim yok”

Evinde çıkan uyuşturucunun ise M.A.’ya ait olduğunu ileri süren H.C.Ş., “İki gün önce M.A.’nın dükkanında alkol almıştık. Uyuşturucu da vardı bunun yanında, biz bunu içtik. Ben alkollü, uyuşturuculu olduğum için sızmışım. M.A., beni evin önüne bırakmış, ben yan koltukta oturuyorum, o tütün ve boş aseton kabını benim tarafıma atmış, ben de çöpe atmak amacıyla cebime koymuştum, eve o vaziyette çıktım. Daha sonra ailem onu almış, saklamışlar, babam cezaevinden çıkınca ona göstermek için bunu yapmışlar. Teraziyle benim hiçbir alakam yok, hiç kullanmadım. Mutfakta görünce belki dokunmuşumdur ama hiç uyuşturucu satmakta kullanmadım. Ablam onu evde kullanmak için almış. Annem ve ablam fritöz içine koymuş, evde olduğundan hiç haberim yok” diye konuştu.

Tutuksuz yargılanan sanık M.A. da, “Ben sanıkların iddialarını kabul etmiyorum. Olayla alakalı en ufak bir bilgim yoktur. Eve bıraktığımda ben tek değildim, yanımda arkadaşım vardı. Kesinlikle uyuşturucu madde yoktu, alkolden sızdı” şeklinde konuştu.

Tanıkları ve sanık avukatlarını da dinleyen mahkeme heyeti, tutuklu sanıkların tutukluluğunun devamına karar vererek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.

Bizi sosyal medyadan takip edin