Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
02 Mayıs, 2019 13:58 tarihinde yayınlandı
0

Yaya geçidini kullanan engelliye otomobil çarptı 

Trafikte yaya önceliğine rağmen sürücülerin dikkatsizliği bir kez daha ortaya çıktı

Karabük’te meydana gelen trafik kazasında tekerlekli sandalyesi ile yaya geçidini kullanarak yolun karşısına geçmeye çalışan engelli bir kişi yaralandı. Yaşanan kazanı ise bir işyerinin güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı.
2019’un “Yaya Öncelikli Trafik Yılı” ilan edildiği Türkiye’de sürücülerin yaya geçitlerindeki kurallara riayet etmediğinin son örneği Karabük’te yaşandı. Karabük’ün Zonguldak caddesi üzerinde bulunan yaya geçidini kullanarak tekerlekli sandalye ile yolun karşısına geçmeye çalışan engelli Mustafa Koraman’a (46) hızla gelen Murat Gül idaresindeki 34 HG 6642 plakalı hafif ticari araç çarptı. Çarpmanın etsiyle yola savrulan Koraman’ın yardımına önce çevredeki vatandaşlar yetişti. İhbar üzerine olay yerine gelen 112 ekipleri tarafından Karabük Eğitim ve Araştırma hastanesine kaldırılan engelli Murat Gül’ün durumunun iyi olduğu öğrenildi.
‘Kaza anı güvenlik kamerasında’
Öte yandan, yaşanan kaza anı ise bir işyerinin güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı. Görüntülerde yaya geçidini kullanarak yolun karşısına geçmeye çalışan Mustafa Koraman’a bir başka yaya da yardımcı olarak gelen araca yavaşlaması yönünde uyarıda bulunuyor. Hızla gelen araç karşısında Koraman’a yardımcı olan yaya kendini son anda aracın altında kalmaktan kurtarırken, engelli yaya ise otomobilin çarpması sonrası tekerlekli sandalyesinden fırlayarak yola savruldu.
Polis kazayla ilgili soruşturma başlattı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin