Yalçın: “Kulak Kopardınız, Yerine Takalım” - Karabük Haber Postası
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
30 Ekim, 2015 14:40 tarihinde yayınlandı
0
0

Yalçın: “Kulak Kopardınız, Yerine Takalım”

Kültür ve Turizm Bakanı Yalçın Topçu, Karabük’te Yerli Düşünce Derneği tarafından düzenlenen ‘Terör ve İstikrar’ konulu konferansa katıldı. Konferansta konuşan Bakan Yalçın; “Siyasi istikrara fırsat verelim, ondan sonra denetimimizi ve eleştirimizi yine yapalım. Yanlış yaptıkları zaman yine yakalarından yapışalım. 1 Kasım seçimleri siyaseten İstiklal Savaşı’nın aynısıdır” dedi
Kültür ve Turizm Bakanı Yalçın Topçu, “Ülkeyi bir maceraya sürüklemenin anlamı var mı? Kulağı zaten yeterince çektiniz. Hatta çekmekle kalmadınız, kopardınız. Kulağı yerine takalım inşallah. Siyasi istikrara fırsat verelim, ondan sonra denetimimizi ve eleştirimizi yine yapalım” dedi.
Kültür ve Turizm Bakanı Yalçın Topçu, Karabük’te Yerli Düşünce Derneği tarafından düzenlenen ‘Terör ve İstikrar’ konulu konferansa katıldı.
“MEDENİYET COĞRAFYAMIZDA BİR HARİTA BELİRLEMEK İSTİYORLAR”
Konferansta konuşan Bakan Topçu, ülkenin Cumhuriyet’ten bu tarafa her 10 yılda bir süngülerle ve tüfeklerle meşgul edildiğini söyleyerek, “Bilahare sağ-sol kavgalarına itilmiş, daha sonra Alevi-Sünni kavgaları tezgahlanmaya çalışılmış ve neticede 33 yıldır da bölücü terör başımıza bela musallat edilmiş. Bunlara baktığımızda, derinliğine indiğimiz zaman sırada toplum katmanları arasındaki bir takım muhalefetten kaynaklanmış, bir takım hadiseler olarak düşünürsek yanılırız. Bu işlerin başımıza gelmesinin nedeni, ciddi bir küresel proje olmaktan kaynaklanmakta. Şimdi etrafımızda dün Çanakkale’de karşımızda olanlar, Çanakkale’nin 100. yıl dönümü etraf coğrafyada yaptıkları ameliyat ve o ameliyattan sonra cetvellerle belirledikleri sınırların yenisini kendi hak ve menfaatlerine göre belirlemek için soyundular. Siz sanmayın ki; 3 bin, 5 bin ve 10 bin kilometre ötelerden bu bizim medeniyet coğrafyamıza gelerek kendi başkentlerinin güvenliklerini aradıklarını sakın sanmayın. Onların iddiası bu. Onlar buraya 100 yıl evvel cetvelle belirledikleri bu coğrafyayı tekrar yeniden kendi hak ve menfaatlerini göre dizayn etmeye geliyorlar. 100 yıl sonra gelme nedenleri de tekrar bizim medeniyet coğrafyamızda bir harita belirlemek istiyorlar. Bu harita belirlenirken Türkiye ne durumda olmak isteniyor oraya bakalım. Bölücü terör ve diğer terör olaylarına veya mezhep olaylarına vereceğimiz cevap bunun içinde gizli” dedi.
“100 YIL SONRA TEKRAR YAPMAK İSTEDİKLERİ AMELİYAT SIRASINDA ANKARA MASADA OLMASIN”
Topçu, bu savaşın adının Kürt ve Türkmen savaşı olmadığını da anlatarak, “Bizim medeniyet coğrafyamızda 100 yıl sonra tekrar yapmak istedikleri ameliyat sırasında Ankara masada olmasın. Kim diyebilir ki, bin yıl medeniyet kazanında bir ve beraber pişmiş, kaynamış Kürt ve Türkmen’in savaşıdır bu diyebilir. 5 milyon hane birbirinden kız alıp kız vermiş. Ümmetin her bir bahadır evladı bu coğrafyada, Kürt’ü, Türkmen’i, Çerkez’i, Laz’ı, Arap’ı, Arnavut’u kim kendini nasıl ifade ediyorsa etsin birbirine kız alıp vermiş. Bu sayı üçün ikisi kendini nasıl ifade ediyorsa kız alıp kız vererek kan kana karışmış. Bin yıl çok yüksek ve bir muazzam medeniyet kazanında pişmişiz. Bu savaşın adı Kürt ve Türkmen savaşı değildir. Bu savaşın adı, dedelerimiz Çanakkale’de kiminle karşı karşıya ise adı odur. O günde onlar bir yerlerden birini topladılar Çanakkale’ye geldiler. Dedelerimiz; Kürt’ü, Türkmen’i, Çerkez’i, Arap’ı, Alevi’si ve Sünni’siyle onları geldikleri yere gönderdi. Şimdi ikinci bir Çanakkale, bu da siyasetin Çanakkale’si. Ben bu seçimleri onun için siyaseten İstiklal Savaşımızdır diye adlandırıyorum. 63’üncü hükümetin bağımsız bakanı olarak adlandırıyorum. Ben her şeyden evvel bu ülkenin vatandaşıyım ve ülkemle alakalı, kaygılarım, derdim, sevdam var. Onun için 1 Kasım seçimleri siyaseten İstiklal Savaşı’nın aynısıdır. Dedelerimiz o gün Çanakkale’de bunlara karşı bunu yapmışlar. Şimdi sıra onların torunlarında. Onlar da inşallah 7 Haziran’dan itibaren siyaseten Çanakkale’de olanların oyunlarını görüyor, gördü. Türkiye’yi nasıl bir siyasi istikrarsızlığa mahkum ettiklerini gördü. İnşallah şimdi önümüzdeki seçimlerde bu istiklal savaşını kazanacak. İstiklal savaşını kazanınca siyaseten milletin iradesi tek başına bir iktidar olduğu zaman amansız bir bölücü terörle mücadelemiz var. Devlet hiçbir dönemde olmadığı kadar kararlı. Yılan beli kırıldı. Başı ayrı hareket kuyruğu ayrı hareket ediyor. Başıyla kuyruğunu ezmek için de 1 Kasım’da siyasi istikrar gerekiyor. Siyasi bir istikrar çıktığı zaman bu terörün kökü inşallah tekne kazır gibi nasıl kazılacağı hep birlikte görülür” dedi.
“YILAN İNİNDE VURULARAK BELİ KIRILDI”
Bakan Topçu, çözüm süreci ile çok eksik, aksak ve hataların da olduğunu kaydederek, “Hata da devlet bir taraftan vatandaşına Yunus gibi davranacak, diğer taraftan da eşkıyaya Yavuz gibi davranmaktan asla vazgeçmeyecek. Hata oradaydı. Çok şükür nusubet başladı, akıl başa geldi. Devletin tepesinden tırnağına bir kararlılık var. Yılan ininde vurularak beli kırıldı. Bu işin adı siyaset değil vatan millet meselesidir. Dün dedelerimiz Çanakkale’de topa tüfeğe karşı yapmışlar, bugün de siyasi projelere karşı yapacağız” diye konuştu.
“Ülkeyi bir maceraya sürüklemenin anlamı var mı?” diyen Topçu, “Kulağı zaten yeterince çektiniz. Hatta çekmekle kalmadınız, kopardınız. Kulağı yerine takalım inşallah. Siyasi istikrara fırsat verelim, ondan sonra denetimimizi ve eleştirimizi yine yapalım. Yanlış yaptıkları zaman yine yakalarından yapışalım. Siyasetçiyi de fazla boş bırakmaya gelmez, enselerinde olalım. Ülkemiz bu dar ateş çemberinden geçmesi için etrafımızda bir ameliyat yapılırken, siyasi istikrara her zamankinden daha çok muhtaç. Eksiği de olsa, gediği de olsa eleştirilecek yerleri de olsa tek başına bir iktidarın Türkiye’nin hayrına olduğuna inanıyor ve bunun için elimden gelen her şeyi yapıyorum. Biz gürlediğimiz zaman mutlaka yağarız. Biz bir misyondan geliyoruz. ‘Uzun adam’la ayrı sokaklarda büyümüş olabiliriz ama aynı mahallenin çocuklarıyız. Muhsin Yazıcıoğlu’nun misyonu ile ‘uzun adam’ın misyonu aynı mahallenin çocuklarının misyonudur. Çünkü bizim müşterek davamız; nizamı âlem için ilayı kelimetullahtır” ifadesinde bulundu.
“HER BİRİMİZİN SÜLALESİNİN BİR UCU MESCİTTE, BİR UCU MEYHANEDE”
Bakan Topçu konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“O cumhurun yerinde din, devlet, gelenek, görenek ve millet emhar oldu ve birleşti. Bununla iftihar etmek lazım. Biz bundan evvel çok resepsiyonlara katıldık. Sakın içki kullananlar bu lafımdan alınmasın. Benim onlarla falan bir problemim yok. Ben inançlarım gereği onun haram olduğu ile ilgili problemim var. Biz oralardan Cumhuriyet Bayramı resepsiyonlarında oraya katılanların yarısından çoğunun sarhoş çıktığını da biliyoruz. Bizim her birimizin sülalesinin bir ucu mescitte, bir ucu meyhanede. Allah hepimizi iyi etsin. Bir vakadan bahsediyorum. Şimdi cumhurun evinde dinimiz, devletimiz, milletimiz, geleneğimiz, göreneğimiz, tarihimiz her rengi ve çeşidi ile bir ve beraber.”
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin’in de katıldığı konferans sonrası Kültür ve Turizm Bakanı Yalçın Topçu, Karabük Valisi Orhan Alimoğlu’nu makamında ziyaret etti. Bakan Topçu daha sonra AK Parti Karabük Milletvekili adayı Prof. Dr. Burhanettin Uysal ile birlikte Hürriyet Caddesi üzerinde esnaf ziyaretinde bulunduktan sonra Ulu Cami’de Cuma namazı kıldı.
Bakan Topçu Cuma namazı sonrası kentten ayrıldı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
ahsabin cazibesi belgesel filmi ilk kez izleyiciyle bulustu 3jYNRpOQ
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
30 Mart, 2026 20:52 tarihinde yayınlandı
0
0

“Ahşabın Cazibesi” belgesel filmi, ilk kez izleyiciyle buluştu

Kastamonu Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinatörlüğü destekleriyle hazırlanan “Ahşabın Cazibesi” belgesel filminin ilk gösterimi izleyiciyle buluştu.

Kastamonu Üniversitesi Merkez Kütüphane Sezai Karakoç Salonu’nda Kastamonu Üniversitesi’nin 20. kuruluş yılı etkinlikleri kapsamında gerçekleşen programa Kastamonu Valisi Meftun Dallı, Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Mehmet Atalan ve Prof. Dr. Ömer Küçük, Kastamonu Belediye Başkanı Hasan Baltacı, Kastamonu Belediye Başkan Vekili Hasan Fehmi Taş’ın yanı sıra çok sayıda akademisyen, öğrenci ve sanatsever katıldı.

Program öncesinde Vali Meftun Dallı, Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, Kastamonu Belediye Başkanı Hasan Baltacı ve katılımcılar, Kastamonu Üniversitesi Güzel Sanatlar Galerisi’nde belgeselin yapım aşamasını anlatan resim sergisini ziyaret etti. Serginin ardından sanatseverler, belgesel gösteriminin yapılacağı salona geçti.

Yapım ve yönetmenliğini Kastamonu Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü Bölüm Başkanı Doç. Dr. Ersoy Soydan’ın üstlendiği belgeselin yardımcı yönetmenliğini Araştırma Görevlisi Salih Ertosun ve Araştırma Görevlisi Mehmet Oğuz Yıldırım yaptı. Görüntü yönetmenliğini Araştırma Görevlisi Salih Ertosun’un üstlendiği yapımın senaryosu Doç. Dr. Ersoy Soydan, Araştırma Görevlisi Abdullah Güray Basakcıoğlu, Araştırma Görevlisi Güzide Kayıtmazbatır ve Araştırma Görevlisi Mehmet Erol tarafından hazırlandı.

Yapımı iki yıl süren belgeselin seslendirmesini tiyatro sanatçısı ve yönetmen Rıza Sönmez gerçekleştirirken; Kastamonu Üniversitesi Turizm Fakültesi, Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi ile Orman Fakültesi öğretim üyelerinden oluşan geniş bir danışman kadrosu projeye katkı sundu.

İki yıl süren çekim sürecinde Kastamonu’nun kent merkezi, ilçeleri ve köyleri ziyaret edilerek tarihi konaklar, camiler, bağ evleri ve yayla yaşamı kayıt altına alındı. UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan Kasaba Köyü Mahmut Bey Camii başta olmak üzere aşı boyalı İnebolu evleri, Tosya gümeleleri ve geleneksel mimari örnekleri belgeselin ana temasını oluşturdu.

Belgesel; ahşabın sivil mimariden dini yapılara, günlük yaşamdan el sanatlarına kadar uzanan kullanım alanlarını ele alırken, aynı zamanda tarihi yapıların korunması, işlevlendirilmesi ve turizme kazandırılması gerekliliğine dikkat çekiyor.

Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşının okunmasıyla başlayan programın açılışında konuşan belgeselin yönetmeni Doç. Dr. Ersoy Soydan, projenin yalnızca bir belgesel/film çalışması değil, aynı zamanda kültürel sorumluluk taşıyan bir belgeleme süreci olduğunu belirtti.

Doç. Dr. Soydan, ekip olarak Kastamonu’nun farklı noktalarında binlerce kilometre yol kat ederek çekimler yaptıklarını belirtti. “İçinde yaşadığımız ve doyduğumuz kente borcumuz olduğunu düşünüyoruz” diyen Soydan, Kastamonu’nun ahşap mimarisini, doğal zenginliklerini ve kültürel belleğini kayıt altına almayı hedeflediklerini söyledi. Soydan, projeyle hem kültürel miras bilincini artırmayı hem de kentin uluslararası tanıtımına katkı sunmayı amaçladıklarını ifade etti.

Şehir genelinde bin 433 adet tescilli sivil mimari örneği bulunduğunu ve bunların korunarak geleceğe taşınması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Soydan, ahşap mimariyi ve tabiat varlıklarını belgeleme, bölgesel kalkınmaya katkı sağlama ve kültürel miras bilincini artırma amacıyla bu projeye başladıklarının altını çizdi.

Kastamonu’nun doğal ve kültürel mirasına dikkati çeken Soydan, “Bu değerlerin bir yandan korunması ve bir yandan da yeniden ahşap yapılan özendirilmesi ve Kastamonu’nun UNESCO Dünya Kültürel Miras Listesine alınmasının hedeflenmesi gerektiği için bu belgeselin ana fikrini oluşturuyor” dedi.

Program, açılış konuşmasının ardından gerçekleştirilen film gösterimi ve toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin