blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
29 Eylül, 2025 12:00 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Vargitler açtı, yaylalar sessizliğe büründü

Arap turistlerin ağır ilgi gösterdiği yaylalar turizm döneminin bitmesiyle adeta sessizliğe büründü.
Yaylalarda hizmet veren turizm işletmecileri, bilhassa Arap turistlerin büyük çoğunluğunun ülkelerine dönmesiyle dönemin kapandığını belirtirken, şu an yalnızca hafta sonları yerli turistlere hizmet verdiklerini söylediler.
Yılın sırf iki ayı tam kapasiteyle hizmet verdiklerini kaydeden işletmeciler en büyük sorunun dönem müddetinin kısalığı olduğunu vurguladılar.
Vargit çiçeklerinin açtığı Kayabaşı Yaylasında işletmecilik yapan Ali İhsan Aktaş, dönemin eylül sonu prestijiyle tamamlandığını belirterek "Eylül sonu prestijiyle dönem bitti. Burası daha çok Arap turistlere yönelik olduğu için, onlar gidince turizm dönemi da sona ermiş oluyor. Dönemimiz tam kapasiteyle yaklaşık iki ay sürüyor. Münasebetiyle bugünlerde, hafta sonları yerli turistler geliyor. Dönemimiz üzücü geçmiyor; her dönem çabucak hemen tıpkı. Tek dert, mühletin kısa olması; yalnızca iki ay kadar. İşletmemiz daha çok Arap turistlere yönelik. Genelde Suudi Arabistan, Katar, Kuveyt ve Umman’dan turistler geliyor. Gelen turistler, daha çok yöresel yemekleri tercih ediyorlar. Buraları adeta cennet üzere görüyorlar; zira kendi ülkelerinde bu türlü yeşillik olmadığı için buraya hayran kalıyorlar. Daima gelen müşterilerimiz var, neredeyse onlarla ahbap olduk. Hatta daima görüştüğümüz turistler bile var. On günlük çeşidin beş gününü burada geçirenler bile oluyor. Şu anda artık meyyit dönem başladı diyebiliriz. Bundan sonra kışa yönelik kapatma hazırlıkları yapıyoruz. Seneye beşinci ayda tekrar açarız" dedi.
Turizmcilerden Ertan Yılmaz ise bölgedeki sessizliğe dikkat çekerek, "Kayabaşı Yaylası’nda turizm dönemi bittiği için maalesef şu anda sessizlik hakim. Meğer dönem içinde burası çok hareketli oluyor; adeta iğne atsanız yere düşmezdi. Daha çok Suudi Arabistan, Katar ve Kuveyt’ten gelen turistler ilgi gösteriyor. Dönemin sonuna hakikat genelde Umman ve Ürdünlü turistler geliyor. Turizm dönemi çoklukla beşinci ayda başlıyor ve bu aylarda sona eriyor. Lakin tek tük gelenler de oluyor. Şu anda çok sessiz. Yaylalarımız çok hoş; vargit çiçekleri açtığında, artık buraları terk etme vakti geldiği anlaşılır" biçiminde konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Berkay Doğan tarafından
30 Ocak, 2026 09:30 tarihinde yayınlandı /Güncelleme: 29.01.2026 16:44
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

TARİHİ PROJEDE GÖZLER KARDEMİR’DE!

Türkiye ve Suriye, Osmanlı döneminin en sembolik projelerinden biri olan İstanbul’dan Medine’ye uzanan Hicaz Demiryolu’nu yeniden canlandırmak için harekete geçti.  İki ülke arasında başlayan bu tarihi işbirliğinde, Türkiye’nin ray ve demiryolu tekeri üretimindeki tek milli markası Karabük Demir Çelik İşletmeleri’nin (KARDEMİR) projeye nasıl bir rol üstleneceği merak ediliyor.

Türkiye ve Suriye, Osmanlı İmparatorluğu döneminin en önemli sembollerinden biri olan İstanbul'dan Medine'ye uzanan Hicaz Demiryolu'nu yeniden inşa etmek için tarihi bir adım attı. İki ülke arasındaki yakınlaşma sürecinde demiryolu ağının yeniden canlandırılması ön plana çıktı.

Türkiye'nin Şam Büyükelçisi Nuh Yılmaz ile Suriye Ulaştırma Bakanı Yarub Bedir'in gerçekleştirdiği görüşmede, Hicaz Demiryolu'nun ihya edilmesi ana gündem maddelerinden biri olarak ele alındı. Büyükelçi Yılmaz, yaptığı açıklamayla projenin iki ülkenin gündeminde olduğunu teyit etti.

KARDEMİR'DEN YERLİ VE MİLLİ TEKNOLOJİ

Projenin uygulama aşamasında Türkiye'nin demiryolu sektöründeki tek milli markası Karabük Demir Çelik Fabrikaları'nın  (KARDEMİR) kritik rol üstleneceği ifade ediliyor.  Demiryolu altyapısının yeniden inşasında raylar, traversler ve vagon tekerleri gibi temel bileşenlerin temininde KARDEMİR'in yerli üretim kapasitesi ve tecrübesinin projenin bel kemiğini oluşturacağı belirtiliyor.

KARDEMİR, sahip olduğu ileri teknoloji üretim tesisleriyle projenin teknik ihtiyaçlarını karşılamaya hazır olduğu belirtilirken, yıllık 200 bin adet üretim kapasitesine sahip Demiryolu Tekeri Üretim Tesisi'nde 700 mm'den 1250 mm'ye kadar farklı çaplarda yük, yolcu, YHT ve lokomotif tekerleri üretilebiliyor.

AVRUPA STANDARTLARINDA ÜRETİM

Şirketin 2007 yılında devreye aldığı Ray-Profil Haddehanesi ise yıllık 450 bin ton kapasiteyle bölgenin en önemli üretim merkezleri arasında yer alıyor. 12-75 metre uzunlukta, 46-60 kg/m ağırlığında rayların yanı sıra R350 HT sertleştirilmiş raylar ile oluklu raylar bu tesiste üretiliyor. Avrupa'da sayılı üreticide bulunan HPQ belgesine sahip tesis, milimetrenin yüzde biri hassasiyetle üretim yapabiliyor.

STRATEJİK ENTEGRASYON PROJESİ

Tarihi Hicaz Demiryolu'nun yeniden hayata geçirilmesi, sadece nostaljik bir hat olmanın ötesinde Türkiye-Suriye hattında ekonomik ve lojistik entegrasyonu güçlendirecek stratejik bir girişim olarak değerlendiriliyor. Projenin teknik ve endüstriyel altyapısının büyük ölçüde KARDEMİR öncülüğünde şekillenmesi bekleniyor.

Öte yandan bu projenin iki ülke arasındaki ticari ve kültürel bağları güçlendireceği, bölgesel kalkınmaya önemli katkı sağlayacağı ifade ediliyor.

Öte yandan konuyla ilgili olarak KARDEMİR yetkililerinden açıklama yapılması bekleniyor.

HİCAZ DEMİR YOLU PROJESİ'NİN ÖNEMİ

Sultan II. Abdülhamid’in en önemli girişimlerinden biri olan Hicaz Demir yolu, 117 yıl önce hizmete açıldı. Abdülhamid, bu projeyle hem dini hem de siyasi bir hedef gözetti.

1 Eylül 1900’de temeli atılan hat, Abdülhamid’in tahta çıkışının 25. yılına denk geldi. Şam’dan başlayarak Medine’ye kadar uzanan 1464 kilometrelik demiryolu, hac yolculuğunu kolaylaştırmasının yanı sıra Osmanlı’ya askeri ve ekonomik katkılar sağladı.

İnşa süreci için İstanbul’da Komisyon-ı Ali kuruldu. Çalışmalar sırasında binlerce köprü, tünel ve istasyon yapıldı. Projenin finansmanı büyük ölçüde Osmanlı içinden ve dünyanın farklı bölgelerindeki Müslümanlardan gelen bağışlarla karşılandı. İlk bağışı ise 50 bin lira ile Sultan Andülhamid  yaptı.

1908’de açılan hatta Medine-Mekke arasındaki 450 kilometrelik bölüm bedevi saldırıları ve siyasi engeller yüzünden tamamlanamadı. Ancak hat, Osmanlı’nın asker sevkiyatında ve bölgesel ticarette kritik bir rol oynadı. Sultan Abdülhamid, Medine yakınlarındaki kısımlarda ise hassasiyet göstererek rayların altına keçe döşetti. Bunun nedeni, gürültünün Hazreti Peygamber’in ruhaniyetini rahatsız etmemesi içindi.

Bizi sosyal medyadan takip edin