blank
Mustafa Akgün tarafından
20 Kasım, 2025 14:51 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 1dk
Yorum: 0

Vali  Yavuz’dan Cemil Meriç MTAL’de Restorasyon İncelemesi

Karabük Valisi Mustafa Yavuz, Safranbolu'nun tarihi ve kentsel kimliğinin önemli bir parçası olan, tescilli Cemil Meriç Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde devam eden restorasyon çalışmalarını yerinde inceledi.

Vali Yavuz'un gerçekleştirdiği inceleme ziyaretine; Vali Yardımcısı Mustafa Şahin, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Şenol Ayyıldız, İl Milli Eğitim Müdür Vekili Turgut Acarlı ve proje firmasının yetkilileri eşlik etti.

İncelemeler sırasında Vali Yavuz, yapılan güçlendirme çalışmaları, dış cephe yenilemesi, iç mekan düzenlemeleri ve tarihi dokunun korunmasına yönelik uygulamalar hakkında yetkililerden ayrıntılı bilgi aldı.

"GEÇMİŞLE GELECEK ARASINDA KÖPRÜ KURUYORUZ"

İncelemelerin ardından değerlendirmelerde bulunan Vali Mustafa Yavuz, okulun önemine vurgu yaparak, "Cemil Meriç Mesleki ve Teknik Anadolu Lisemiz, yalnızca bir eğitim kurumu değil; aynı zamanda Safranbolu’nun tarihine tanıklık etmiş, nesiller yetiştirmiş bir kültür hazinesidir. Bu restorasyon, yalnızca bir binayı onarmak değil; geçmişle gelecek arasında köprü kurmak, eğitimi tarihin dokusuyla buluşturmak anlamına geliyor" dedi.

Restorasyonun ana hedefinin, tarihi yapıyı aslına uygun şekilde restore ederek ilin eğitim ve kültür hayatına yeniden kazandırmak olduğunu belirten Vali Yavuz, "Diğer taraftan tarihi tescilli yapıları yeniden restore ederek kent hafızamızı canlı tutmayı hedefliyoruz" ifadelerini kullandı.

Vali Yavuz, restorasyona sağladığı katkılardan dolayı hayırsever iş insanı Şefik Yılmaz Dizdar'a da teşekkür ederek, "Kültürel ve tarihi mirasımızın korunmasında ve yaşatılmasında hayırsever iş insanlarımızın destekleri paha biçilemez. Bu anlamlı iş birliği, gelecek kuşaklara bırakacağımız en değerli miraslardan biridir" şeklinde konuştu. Restorasyon çalışmalarının planlanan takvim dahilinde ilerlediğini ve sürecin titizlikle yürütüldüğünü kaydeden Vali Yavuz, çalışmaların en kısa sürede tamamlanması için gereken tüm desteğin sağlanacağını sözlerine ekledi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.