Vali Baydaş: "Heyelan riski konusunda uyarılarımızı sürdürmeye devam ediyoruz" - Karabük Haber Postası
vali baydas heyelan riski konusunda uyarilarimizi surdurmeye devam ediyoruz rSXNzDZX
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
20 Kasım, 2024 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

Vali Baydaş: “Heyelan riski konusunda uyarılarımızı sürdürmeye devam ediyoruz”

Rize’nin Çayeli ilçesinde yaşanan heyelanda toprak kütlesinin dolduğu apartmanda 1 kişi öldü, 4 kişi yaralanırken çevrede 64 dairenin tahliye çalışmaları tamamlandı. İlçe merkezinde incelemelerde bulunan Rize Valisi İhsan Selim Baydaş, heyelan riskinin devam ettiğini belirterek, 64 dairenin tedbir amaçlı tahliye edildiğini söyledi.

Çayeli ilçesinde sabaha karşı meydana gelen heyelanın ardından yamaçta kopan kütlelerin dolduğu apartmanda 1 kişi öldü, 4 kişi yaralandı. Bölgede incelemelerde bulunan Rize Valisi İhsan Selim Baydaş, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. 1 kişinin toprak altında kalarak hayatını kaybettiğini belirten Vali Baydaş, “Bugün saat 06.30-06.40 civarında Çayeli ilçemiz merkezimizde bulunan mahallede bir binamızın arkasında meydana gelen heyelanın binanın birinci katına gelmesi neticesinde bir hasar meydana geldi. 1 vatandaşımız toprak altında kalıp rahmetli oldu. Allah rahmet eylesin. 2 vatandaşımız hayati tehlikeleri olmamak şekilde tedavi altında. 2 vatandaşımız da ayakta tedavi sürecinden sonra hastaneden ayrıldı. Şu anda bu sıra boyundaki binalarda 64 daireyi tedbir amaçlı tahliye ediyoruz. Yan yana binalar olduğu için herhangi bir problem yaşanmasın diye kamu misafirhanelerinde misafir edeceğiz. İncelemeler sonrası yapısal hasar yoksa vatandaşlarımız tekrar dairelerine dönmelerini sağlayacağız. 112 ihbar hattına yansıyan herhangi bir afet, taşkın, heyelan, sel yok. Yükseklere kar yağdığı için sel ve taşkın riski beklemiyoruz. Uzun süredir yağış devam ettiği için toprak da suya doyduğu için heyelan riski var. Geçtiğimiz ay 600 kilo yağmur yağmıştı. Heyelan riski konusunda uyarılarımızı sürdürmeye devam ediyoruz” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
xa2
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
24 Mart, 2026 10:38 tarihinde yayınlandı
0
0

PARADOKSAL BİR ŞEKİLDE DERİN BİR İLETİŞİMSİZLİK YAŞIYORUZ

İletişim çağında, dijitalleşmenin sağladığı sınırsız imkânlara rağmen, paradoksal bir şekilde derin bir iletişimsizlik yaşıyoruz. Elektronik cihazlar uzakları yakınlaştırsa da, yüz yüze iletişimi azaltarak en yakınımızdakileri (aile, dostlar) bizden uzaklaştırıyor. Bilgi akışı çok hızlı olsa da, duygusal derinlik ve gerçek etkileşim azalıyor.

Bir bayramı daha geride bıraktık. Uzakta olan Arkadaşlarımızın, dostlarımızın, akrabalarımızın bayramlarını elimizdeki telefonlarla aramak yerine bilindik cümlelerle toplu mesajlar çekerek güya kutladık.
Bazılarımıza en yakın bildiklerimizden o mesajlar da gelmedi.

İletişimin en zor olduğu çocukluk ve gençlik yıllarımızda bugünkünden çok daha güçlü iletişim kuruyorduk. O yıllarda mektup ve bayram kartları vardı. PTT bunları bir haftada adresine ulaştırırdı. Saklardık koklardık onları, defalarca okurduk. Samimiyet, sıcaklık, içtenlik kokardı o kağıt parçaları.

İnsanı değerlerimizi o kadar hızlı yitirdik ki, ne eski dostluklar kaldı, ne samimiyet ne de vefa kaldı.

Oysaki, vefa, dostluğun ve insanlık onurunun en kıymetli hazinesi, sevgiyi kalıcı kılan sadık bir bağlılıktır. Sözünde durmayı, zor günde yanında olmayı ve iyilikleri unutmamayı ifade eden vefa, vefasızın meclisinde aranmayacak kadar ağır bir yüktür.

Bizim çocukluk ve gençlik yıllarımız; Komşuluk. Arkadaşlık, Dostluk. gibi kavramların gerçekten anlam bulduğu yıllardı. Sözün senet olduğu, insanların birbirine güven duyduğu yıllardı.

Kredi kartlarımız, internetimiz, cep telefonlarımız, bilgisayarlarımız, evlerimizde kombilerimiz yoktu. Televizyonla bile çok sonra tanıştık. Fakat çok mutluyduk.
Hayallerimiz vardı, yarınlardan umutluyduk.
Ülkemiz, ailemiz ve çocuklarımızın geleceği için kaygılarımız yoktu.,…

Şarkı sözleri bile bambaşkaydı;
“Nasılda koşuşurduk bahçelerde.
Şarkı söylerdik mehtaplı gecelerde.
Sen bana, ben sana komşu evlerde…
Kök sarmaşıklar gibi sarıldık o yaz…”

“Okul yolu sensiz ölüm kadar sessiz…
Eylül’de gel okul yoluna
Konuşmadan yürüyelim.
Gireyim koluna…
Görenler dönmüş, hemde mutlu desinler.
Ağaçlar sevinçten başımıza konfeti gibi yaprak dökecekler
Yaprak dökecekler…”
Ne güzel sözler değil mi?

Şimdi öyle mi?
“Tadı yok ne baharın ne yazın.
Kalmadı tesellisi ne şarkının ne sazın…”
Yaşam artık, Muzaffer İlkan’ın bu hicaz bestesindeki gibi…
Savaşlar, depremler, afetler, ruhunu yitirmiş beton şehirler. Tüm bunlara rağmen yaşama tutunmaya çalışan insanlar…

Ne oldu bize böyle? Artık anılar da teselli etmiyor…

İlyas Erbay