Rize’nin Çayeli ilçesinde yaşanan heyelanda toprak kütlesinin dolduğu apartmanda 1 kişi öldü, 4 kişi yaralanırken çevrede 64 dairenin tahliye çalışmaları tamamlandı. İlçe merkezinde incelemelerde bulunan Rize Valisi İhsan Selim Baydaş, heyelan riskinin devam ettiğini belirterek, 64 dairenin tedbir amaçlı tahliye edildiğini söyledi.
Çayeli ilçesinde sabaha karşı meydana gelen heyelanın ardından yamaçta kopan kütlelerin dolduğu apartmanda 1 kişi öldü, 4 kişi yaralandı. Bölgede incelemelerde bulunan Rize Valisi İhsan Selim Baydaş, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. 1 kişinin toprak altında kalarak hayatını kaybettiğini belirten Vali Baydaş, “Bugün saat 06.30-06.40 civarında Çayeli ilçemiz merkezimizde bulunan mahallede bir binamızın arkasında meydana gelen heyelanın binanın birinci katına gelmesi neticesinde bir hasar meydana geldi. 1 vatandaşımız toprak altında kalıp rahmetli oldu. Allah rahmet eylesin. 2 vatandaşımız hayati tehlikeleri olmamak şekilde tedavi altında. 2 vatandaşımız da ayakta tedavi sürecinden sonra hastaneden ayrıldı. Şu anda bu sıra boyundaki binalarda 64 daireyi tedbir amaçlı tahliye ediyoruz. Yan yana binalar olduğu için herhangi bir problem yaşanmasın diye kamu misafirhanelerinde misafir edeceğiz. İncelemeler sonrası yapısal hasar yoksa vatandaşlarımız tekrar dairelerine dönmelerini sağlayacağız. 112 ihbar hattına yansıyan herhangi bir afet, taşkın, heyelan, sel yok. Yükseklere kar yağdığı için sel ve taşkın riski beklemiyoruz. Uzun süredir yağış devam ettiği için toprak da suya doyduğu için heyelan riski var. Geçtiğimiz ay 600 kilo yağmur yağmıştı. Heyelan riski konusunda uyarılarımızı sürdürmeye devam ediyoruz” dedi.


Vali Baydaş: “Heyelan riski konusunda uyarılarımızı sürdürmeye devam ediyoruz”
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

