Türkiye’nin ve Doğu Karadeniz Bölgesi’nin en önemli turizm merkezlerinden biri olan Trabzon’un Çaykara ilçesi sınırları içerisindeki Uzungöl’ün imar planı sorunu uzun yıllardır çözüm beklerken, bölgenin eski görünüme kavuşturulması çalışmaları sürüyor.
Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, Uzungöl’le ilgili iç düzenleme çalışmalarının devam ettiğini belirterek imar yönüyle birlikte çok daha güzel bir hale getirileceğini söyledi. Sezon yoğunluğu nedeniyle ara verilen çalışmaların bu ay sonu, Ekim ayı başı itibariyle yeniden başlayacağına dikkat çeken Genç, “Toplu Konut İdaremiz ile birlikte iç düzenleme çalışmalarımız devam ediyor. Şu an sezon yoğunluğu itibariyle biraz ara verdik. Eylül ayı sonuyla yeniden başlayıp bu sene tamamlayacağız. Ancak imarla ilgili yargı kararları neticesinde oluşacak durumla birlikte yeni bir çalışma yapıp Uzungölümüzü artık bu nadide çekim merkezimizi turizm alanımızı imar yönüyle beraber çok daha güzel bir hale getireceğiz. Bu manada da Çevre ve Şehircilik Bakanımız Murat beye hakikaten çok teşekkür ediyoruz. Çevre Bakanlığımız, Büyükşehir Belediyemiz, Çaykara Belediyemiz, Valiliğimizle beraber bu nadide bölgemize vaziyet edeceğiz. İnşallah bir gelişme daha olacak ona çalışıyoruz. Çok büyük bir trafik sirkülasyonu oluyor. TOKİ Başkanımız ile görüştüm yeni TOKİ Başkanımızla da paylaştım. Üzerinde çalışıyoruz. Uzungöl’e varmadan önemli bir otopark alanı oluşturup tıpkı Sümela Manastırı’nda olduğu gibi ring sistemiyle beraber araçları doğrudan Uzungöl’ün içerisine sokmadan orayı yormadan ring sistemiyle beraber böyle bir düşüncemiz var. İnşallah bunu da projelendirip bu alanımıza kazandırmak istiyoruz. Bu çaplı bir proje onun gayreti içerisinde olacağız diyebilirim” diye konuştu.


Uzungöl’ün eski görünümüne kavuşturulması için çalışmalar Ekim ayı başından itibaren yeniden başlayacak
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

