Reklam
Reklam

Üzüm tarımının tarihi yolculuğu gün yüzüne çıkarılacak

uzum tariminin tarihi yolculugu gun yuzune cikarilacak 6EGAUGuT
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
24 Temmuz, 2025 12:37 tarihinde yayınlandı
0

Bartın Üniversitesinin (BARÜ) TÜBİTAK tarafından desteklenen projesiyle, Pompeiopolis Antik Kenti’ndeki arkeolojik hafriyatlarda ele geçen kalıntılarla Anadolu’da üzüm tarımının tarihi gelişimine ışık tutulacak.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Kısmından Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Nuri Tatbul’un yürütücülüğünü üstlendiği araştırma projesi, TÜBİTAK 1002-A Süratli Takviye Modülü kapsamında desteklenmeye hak kazandı. “Orta Çağ’da Pompeiopolis Antik Kenti’nde Üzüm (Vitis vinifera L.) Kullanımı” başlıklı projeyle arkeolojik hafriyatlarda ele geçen karbonize üzüm kalıntıları arkeobotanik ve morfometrik prosedürlerle tahlil edilerek, üzüm çeşitlerinin geçmişteki kullanım formları ve ekonomik fonksiyonları araştırılacak.

Geçmiş ile günümüz ortasında bağ kurmak hedeflendi

Kastamonu ili Taşköprü ilçesinde yer alan Pompeiopolis Antik Kenti’nde yürütülecek çalışmalarda M.S. 6-10. yüzyıllar ortasına tarihlenen konut yapısından elde edilen bitki kalıntılarına odaklanılacak. Elde edilen özgün datalar ışığında Anadolu’da üzüm tarımının tarihi ve toplumsal evrim süreçleri ayrıntılandırılacak.

Proje hakkında bilgiler veren Dr. Öğr. Üyesi Tatbul, “Projede, gelecek antik DNA çalışmaları için altyapı oluşturabilecek seviyede ayrıntılı ölçümler, tahliller, SEM görüntüleme ve deneysel arkeobotanik sistemleri bir ortada kullanılacak. Arkeolojik üzüm cinsleri ile günümüzde Kuzey Anadolu’da yetiştirilen farklı cinsler ortasında karşılaştırmalar yapılarak geçmiş ile günümüz ortasında direkt bağlar kurulması noktasında çalışılacak. Türkiye’de arkeolojik üzüm çekirdeklerine yönelik gerçekleştirilecek bu sistematik tahlille, hem arkeoloji hem de botanik bilimlerine disiplinlerarası katkılar sunmayı hedefliyorum. Bu doğrultuda yenilikçi çalışmalara olan dayanakları için Rektörümüz Prof. Dr. Sayın Ahmet Akkaya’ya teşekkür ediyorum” dedi.

Rektör Akkaya teşekkür etti

BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya ise Anadolu coğrafyasına yönelik yapılan çalışmaları değerli bulduğunu belirterek ziraî geleneklerin izlerini bilimsel bilgilerle sürdürecek olan TÜBİTAK projesinden ötürü Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Nuri Tatbul’u tebrik ederek muvaffakiyetlerinin devamını diledi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
gwa
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
16 Haziran, 2026 11:33 tarihinde yayınlandı
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0

KALDIRIN ARADAKİ ASALAKLARI, ÜRETİCİ DE KAZANSIN, TÜKETİCİ DE.

Geçtiğimiz ay, Ticaret Bakanlığı tarafından zincir marketlere yönelik gerçekleştirilen denetimlerde, sebze ürünlerinde tarladan rafa uzanan tedarik zincirindeki fahiş fiyat artışları ve fahiş kâr oranları belgelenmişti.
Basında, çarşaf çarşaf haber oldu. Devletimiz milletin kanını emen fırsatçılara göz açtırmıyor diye sevinmiştik.

Denetimlerde, Çeri domates ve kırmızı kapya biber gibi ürünlerdeki astronomik fiyat artışları, Hal Kayıt Sistemi üzerinden yapılan incelemelerle ortaya çıkarılmıştı.
Antalya’da toptancıda kilogramı 50 TL olan çeri domatesin, İstanbul’daki bir zincir markette 225 TL ile 250 TL arasında değişen fiyatlarla satışa sunulduğunu basına yansıyan haberlerden öğrenmiştik. Adana’nın Karataş ilçesinde üreticiden veya komisyoncudan kilosu 7 TL’ye alınan kırmızı kapya biberin, aracıların ardından Diyarbakır’daki bir zincir markette tüketiciye 199,99 TL’ye satıldığı tespit edilmişti. Haksız fiyat artışı yaptığı tespit edilen firmaların dosyaları yaptırım uygulanmak üzere kurula iletilmiş, meyve ve sebze fiyatlarında olağanüstü artışlar yaptığı saptanan yüzlerce işletmeye milyonlarca lira idari para cezası kesilmişti.

Değişen ne oldu? Fiyatlar makul seviyelere indi mi? Hayır

Sebze ve meyve zincirindeki aracı tüccarların, ürünün tarladan sofraya gelirken fiyatının katlanmasına, fahiş fiyat artışlarına ve stokçuluğa yol açtıklarını bilmeyen var mı? Ürünlerin üreticiden tüketiciye geçene kadar birçok farklı aracı el değiştirmesi, her aşamada kâr payı eklenerek nihai satış fiyatının yapay şekilde yükselmesine neden oluyor. Bazı aracıların kayıt dışı alım-satım yapması, sahte fatura düzenlemesi veya gerçeğe aykırı beyanlarla piyasadaki fiyat dengesini manipüle etmesi vurgunlara yol açıyor. Ticaret Bakanlığı gibi kurumlar ve Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu, keyfi fiyat artışlarına karşı denetimler yaparak milyonlarca liralık cezalar uygulamakta. Buna rağmen millet fahiş fiyatlardan şikayetçi. Çünkü değişen hiç bir şey yok.

Bu tür haksız uygulamaların önüne geçmek için doğrudan üreticileri tüketiciyle buluşturan e-ticaret modelleri, Tarım Kredi kooperatifleri veya doğrudan üretici pazarları gibi destekleyici sistemleri hayata geçirmek zorundayız.

Denetleyip ceza, kesmek sorunu çözmüyor.
Tedarik Zincirinin Kısaltılması gerekiyor. Aracı sayısını azaltmak için üretici kooperatifleri doğrudan desteklenmeli, üreticinin ürettiği ürünü tüketiciye aracısız ulaştırabileceği dijital ve yerel lojistik ağlar (hal yasası düzenlemeleri ile) kurulmalıdır.

İşin eziyetini çeken üretici, kaymağını yiyen başkaları.
Yeter artık, üreticiyi en kısa yoldan buluşturun tüketiciyle.
Üreten de kazansın, tüketen de.

İlyas Erbay