Reklam
Reklam

Uzmanlardan fırtınadan zarar gören Karadeniz Sahil Yolu ve mendirekler için uyarı

Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
07 Aralık, 2023 04:24 tarihinde yayınlandı
0

Doğu Karadeniz Bölgesinde geçtiğimiz hafta etkili olan fırtınadan dolayı yüksek dalgalar özellikle limanlar başta olmak üzere Karadeniz Sahil Yolu’na zarar verirken, konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) İnşaat Mühendisliği Bölümü Hidrolik Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ömer Yüksek, Doğu Karadeniz’de böyle yükseklikteki dalgaları her zaman beklediklerini belirterek yapıları yüksek dalgalara göre projelendirmek gerektiğini vurguladı.

Yüksek, son olarak 1999 yılının Şubat ayında böyle yükseklikteki dalgaların yine sahil kısmına zarar verdiğini dolayısıyla suya çok müdahale etmemek gerektiğine dikkat çekti.

KTÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü Hidrolik Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ömer Yüksek, geçtiğimiz hafta 27 Kasım günü başta olmak üzere Doğu Karadeniz Bölgesi’nde fırtınanın etkili olduğunu hatırlattı. Fırtınada beklenenden daha büyük dalgalar oluştuğunu belirten Yüksek “Doğu Karadeniz’de son olarak geçtiğimiz hafta olduğu gibi 1999 yılının Şubat ayında büyük bir fırtına olmuştu, büyük tahribat olmuştu. Doğu Karadeniz’de böyle yükseklikteki dalgaları biz her zaman bekleriz. Dolayısıyla bu tür dalgalar geldiği zamanda dalga enerjisini bir şekilde boşaltacak. Nerede? derseniz maalesef yapıyı tahrip ediyor limanı aşarak içerisine giriyor yollara zarar veriyor. 1990 yıllarda bu yol sahilden geçmesin diye çok uğraştım. Sahilden geçmesi zorunlu olmayan bir sürü yer vardı ama yapıldı bunun gibi statlar, havalimanları sahilde yapmak bana göre doğru değil. Dolayısıyla teknik olarak çok doğru değil. Suya çok müdahale etmemek lazım” dedi.

“Yüksek dalgalara göre projelendirmemiz lazım”

Yapılacak yapıları muhtemel yüksek dalgalara göre projelendirilmesi gerektiğini kaydeden Yüksek, “Yapılar, yollar, mendirekleri gelmesi muhtemel örneğin 50 yılda bir, 100 yılda bir gelmesi muhtemel dalgalara göre projelendirmemiz lazım. Bunların kret kodu dediğimiz en üst kodları gibi yapmak lazım. Besbelli yeterli yapılmadı ki sonuçta hasar çıktı bunları beklemek lazım. Örneğin depremle ilgili Trabzon’da deprem olmaz? Kim demiş bunu olursa kim tutacak depremi. Aslında bunlar doğal olaylardır. Dalgalarda, taşkınlarda, depremlerde. Onları doğal felakete biz dönüştürüyoruz. Kıyıda dalga olacak rüzgâr olduğu müddetçe rüzgârda denizi kabarttığı müddetçe dalgalar olacak oralara gerekli önlemleri almak lazım. Ya mümkünse hiç müdahale etmeyelim ki; etmek lazım. Mesela mendirek, balıkçı barınağı yapacaksınız ona göre o dalgalara kadar direnebilecek, dayanabilecek yükseklikte yapılar yapmak lazım” diye konuştu.

“Hopa’da dalgalar elini kolunu sallayarak kıyıya vuruyor”

Hopa’nın kıyı tahribatları açısından şansız bir bölge olduğunu ifade eden Yüksek, “Hopa limanıyla ilgili Karadeniz Teknik Üniversitesi olarak 1990 yıllarda büyük bir proje yaptık hasarlar oluşmuştu onu çözmek için iyi de proje olmuştu. Dolayısıyla Hopa’yı biraz daha özel olarak biliyorum. Hopa’nın özelliği, deniz tabanı çok dik. Doğu Karadeniz için söyleyecek olursak ortalama 1/30-35 yani 35 metre gidiyorsunuz bir metre derinlik. Hopa’da 1/10 falan ortalamanın üç katı. Bu ne anlama geliyor? Dalgalar elini kolunu sallayarak kıyıya vuruyor. Taban düz olsa düz eğilimli olsa dalgalar kırılarak gelecek. O da muhtemelen kırılmadan geliyor ya da çok az kırılarak geliyordu. Dolayısıyla enerjisinin büyük bir kısmını bir şekilde söndürecek. Ya tabanca kırılarak söndürecek ya da yapıya vuracak. Taban eğimi çok önemli. Doğal olay, dalgaların olmasıdır bunu engelleyemeyiz. Doğal afet olmaması için önlemlerini almamız lazım. Hopa kıyı tahribatları açısından şansız bir bölge. Bu büyüklükteki dalgalar çok anormal değil. Su ya da kıyıya çok da fazla müdahale etmemek lazım. Müdahale ediyorsak bilenlere sormak lazım. Birinci olmazsa olmazımız emniyettir, ikincisi de ekonomidir. Kasım ayında sürpriz oldu daha çok baharda bekliyorduk, olabilir” şeklinde konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin

Amasya’da 65. Kiraz Teşvik Yarışması yapıldı

amasyada 65 kiraz tesvik yarismasi yapildi pxHFc3zK
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
22 Haziran, 2026 00:45 tarihinde yayınlandı
0 0

Türkiye’nin en eski kiraz teşvik yarışması Amasya’da 65 yıldır gerçekleştiriliyor. Geçen yıl bahçelerde yaşanan zirai don afeti nedeniyle yapılamayan yarışmada üretimin bol olduğu bu yıl ilk üçe giren kiraz üreticilerine altın hediye edildi.

Kentte düzenlenen 12-22 Haziran Uluslararası Atatürk, Kültür ve Sanat Festivali kapsamında gerçekleştirilen yarışma öncesi Amasya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü teknik ekipleri bahçelerin yolunu tuttu. Titiz araştırmalar sonucu ödül almaya hak kazanan ürünler ile üreticileri belirlendi.

Birinci Alpaslan köyünden Yusuf Eser

Birinciliği Taşova ilçesine bağlı Alpaslan köyünden Yusuf Eser kazandı. Yarışmaya ailesiyle birlikte gelen Eser, ödül çekini Amasya Valisi Önder Bakan’ın elinden aldı. Yarışmada ikinci Aydınlık köyünden Hasan Hüseyin Erdem, üçüncü ise Ormanözü köyünden Murat Pamuklu üçüncü oldu. Şehzadeler Gezi Yolunda düzenlenen ödül törenine AK Parti Amasya Milletvekili Haluk İpek, CHP Amasya Milletvekili Reşat Karagöz, Garnizon Komutanı Tuğgeneral Kemal Çakıroğlu ile diğer yetkililer de katıldı. Halk oyunları ekibinin sahne aldığı yarışmayı izleyen vatandaşlara paketler halinde kiraz dağıtıldı.

“Türkiye’nin en eski kiraz yarışması”

Amasya Ziraat Odası Başkanı Mustafa Cebeci, “Türkiye’nin en eski kiraz yarışmasını Amasya’da yapıyoruz. 1962 yılından bu yana 65 yıldır bu yarışma geleneksel olarak yapılıyor. Sadece geçen yıl zirai afeti don nedeniyle ağaçlar meyve vermediği için yarışma yapılamamıştı. Dereceye giren üreticilerimizi kutluyorum” dedi.

Bu yıl yaklaşık 50 bin ton rekolte bekleniyor

Coğrafi işaretli Amasya kirazının Türk kirazı olarak tanındığını anlatan Cebeci, “Rusya, Almanya gibi ülkelere ilimizden kiraz ihracatı yapılıyor. Bu yıl yaklaşık 50 bin ton rekolte bekliyoruz” diye konuştu.

“1963’te dedemin diktiği kiraz ağaçlarından ürün alıyoruz”

Geleneksel yarışmanın bu yılki şampiyonu Yusuf Eser de, “1963 yılında dedemin diktiği kiraz ağaçlarını yetiştirerek ürün alıyoruz. Teknolojik gelişmeleri de takip ederek ailece üretim yapıyoruz. Bölgede kiraz üretiminin merkezi olmasını istediğimiz köyümüz Alpaslan’ın daha da gelişeceğine inanıyorum” şeklinde konuştu. Eser’in eşi Gülhanım Eser’de 65 yıldır süren yarışmanın bu yılki kazananın olmanın gururunu yaşadıklarını söyledi.

“Rabbim geçen sene vermediğinin iki katını verdi”

Ömrü bahçelerde şifa kaynağı kirazlardan toplayarak geçen Sadiye Öztürk, yarışmanın kazananlarını alkışlayarak kutladı. Geçen yıl kiraza hasret kaldıklarını hatırlatan Öztürk, “Bir tane bile kiraz yemek nasip olmamıştı. Ama bu sene Rabbim geçen sene vermediğinin iki katını verdi. Bol kirazımız var. Her yere yetecek inşallah” şeklinde konuştu. Yarışmaya Çiğdemlik köyünde katılan Ertan Uzun ise, genç bir çiftçi olarak üretim yapmayı sürdüreceğini vurguladı.

Bizi sosyal medyadan takip edin