Uzmanlar açıkladı: "Koruyucu cerrahi ile meme kaybı olmadan tedavi mümkün" - Karabük Haber Postası
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
21 Ekim, 2023 04:00 tarihinde yayınlandı
0
0

Uzmanlar açıkladı: “Koruyucu cerrahi ile meme kaybı olmadan tedavi mümkün”

‘Meme Kanseri Farkındalık Ayı’ dolayısıyla açıklamalarda bulunan uzman hekimler, son yıllarda gelişen teknolojiyle beraber meme koruyucu cerrahi ile meme kaybı olmadan tedavinin yapılabildiği ve ileri seviye meme kanserinde bile başarı sağlandığı bilgisini verdi.

Medicana International Samsun Hastanesinde görevli Genel Cerrahi Uzm. Doç. Dr. Sönmez Ocak ve Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Ömer Faruk Bük, meme kanseri ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu.

“Meme koruyucu cerrahiyi daha ön planda tutuyoruz”

Genel Cerrahi Uzm. Doç. Dr. Sönmez Ocak, “Geçmiş yıllarda meme kanseri tedavisinde meme dokusunun tamamen alınması, meme dokusunun arkasındaki kasların, omurgaların alınması gibi çok radikal işlemler yapılıyordu. Teknolojinin gelişmesiyle, kanser ilaçlarının gelişmesiyle şu an için meme koruyucu cerrahiyi daha ön planda tutmaktayız. Her ne kadar hayati bir organ olmasa da kadınlar için çok önemli olan meme organının tamamen alınması yerine, meme koruyucu cerrahi uygulanması hem hasta sağlığı hem de hastaya psikolojik destek olması için çok önemlidir. Biz bu cerrahide sadece tümörün olduğu dokuyu çıkartıyoruz ve ameliyatta özel bir boya vererek koltuk altı lenf bezlerine yayılım olup olmadığını anlık patoloji ile saptayarak buna yönelik tedavi uyguluyoruz. Eğer koltuk altlarında lenf bezlerinde bir yayılım saptanmamışsa, koltuk altı lenf bezlerini çıkartmıyoruz. Meme koruyucu cerrahi geçiren hastalarda gebe sonrası emzirmede mümkün olabilmektedir. Büyük çoğunluğunu böyle yapsak da bazı hastalarda memenin tamamının alınması de gerekebiliyor. Memenin tamamen alınmasını sadece meme kanserinin tedavi etmek amacıyla değil ileri evre hastalıklarda meme dokusundan oluşan yara, akıntı ve kanamaları engellemek amacıyla hastanın konforunu arttırmak amacıyla da yapılabiliyor. Bizim kliniğimizde hem meme koruyucu cerrahi hem de memenin tamamen alınması ameliyatları başarıyla yapılmaktadır” dedi.

“Ailesinde kanser görülen kadınlar daha dikkatli olması gerekiyor”

Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Ömer Faruk Bük ise şunları söyledi:

“Meme kanseri sıklığı yaş ile beraber artıyor. Her kadının bunu bilmesi ve bunun farkında olması gerekiyor. Meme aslında dışarıda bulunan bir organdır ve kanserin çoğu içerideki organlarımızda gelişir. Her kadının bu tür olumsuz bir durumun farkına varacağı bir organdır. Dolayısıyla her kadın kendini muayene edebilir. Yaşamın her döneminde özellikle üretkenlik döneminde vücutta bulunan östrojen hormonuna bağlı olarak çoğu zaman gelişir. Bu durumun uzadığı bazı durumlar vardır. Örneğin ilk adet yaşının erken olması ve menopoz yaşının da geç olmasıdır. Östrojene ne kadar maruz kalırsa bir kadın bu kadar artan oranda meme kanseri riski vardır. Dolayısıyla kadın östrojenin etkisinde olduğunu her zaman bilmeli ve kendisini kontrol etmelidir. Bizim ülkemizde 40 yaşa kadar tarama önerilmez. 40 yaşından sonra mamografi çekimi önerilir. Bu sonuca göre de yıllık veya 2 yılda bir kontroller yapılır. Bence mamografi yeterli değildir. Çünkü mamografi her zaman her şeyi göstermez. En ufak şüpheli durumda buna ultrasonu da eklemeliyiz diye düşünüyorum. 40 yaş üstü bütün kişilerin tarama programlarına girmesi gerekiyor. En önemli şey kadınların kendi kendilerine yapabilecekleri muayenelerdir. En önemli klinik bulgu ele gelen kitledir. Göğüs büyüdükçe muayene daha da zorlaşıyor. Bunun dışında aile hikâyesi tabii ki önemlidir. Özellikle birinci derece yakınlarında meme kanseri olan kadınların daha dikkatli olması gerekiyor. Tarama programları 30-35 yaşlara çekebilir. Bazı ailesel kanser sendromları vardır. Ailesinde 40 yaşında kanser görülen kadınlar daha dikkatli olması gerekiyor. Doğum kontrol hapları kullanan kadınlar daha dikkatli olması gerekiyor. Memede bir lezyonu olan kadının, takipte olan kadının doğum kontrol hapının kullanmasını çok önermeyiz. Meme kanserinde erken teşhis çok önemlidir. Bazen kadınlar memede değil, koltuk altında bir kitle hissediyor. Bu çok sık karşılaştığımız bir durumdur. Bu kanserin koltuk altına yayılmış bir durumu olabilir. Erken evlerde cerrahi tedavi öncelikli olarak düşünülebilir ama ileriki evrelerde kemoterapi gibi ileri tedaviler ön plana çıkar. Tedavide farklı yöntemler var. Eskiden çok daha radikal çözümler sunulurdu. Memenin tamamının alınması ile birlikte hatta kemiklerin alındığı vakalar bile vardır. Sonra zamanlarda meme koruyucu dediğimiz yöntemler daha ağırlıktadır. Tabii, avantaj ve dezavantajlara sahiptir. En radikal çözüm meme ve koltuk altının alınmasıdır. Diğer çözümler ise meme koruyucu dediğimiz memenin olduğu yeri tümör içermeyen temiz cerrahi sınırlarına çıkarmaktır. Meme dokusunun hepsini alırsak eğer hasta genelde radyoterapi görmez ama tümörün yayılım durumuna göre kemoterapi görme durumu ortaya çıkar. Meme koruyucu cerrahi olan bir hastada kemoterapi olmazsa olmazdır. Memenin tamamın alınması bu hastada aynı memede kanser gelişmeyeceği anlamına gelmez. Mutlaka geriye meme dokusu kalır. Hiçbir zaman tamamen temizlenemez ve bazen de yıllar önce alınmış meme bölgesinde bile tekrar tümör görmekteyiz. Cerrahi sonrası ilk 5 yıl sıkı takip yapılması gerekiyor. Hastalar için zor bir süreçtir. Hem tanı hem takip hem de sonraki süreçte durum böyle olunca erken tanı ve teşhis çok önem kazanıyor.”

Bizi sosyal medyadan takip edin
binlerce yillik tarihe yapay zekayla isik tutulan filmin galasina yogun ilgi mgHYP1jB
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
05 Nisan, 2026 00:52 tarihinde yayınlandı
0
0

Binlerce yıllık tarihe yapay zekayla ışık tutulan filmin galasına yoğun ilgi

Türkiye’de bir ilçe için yapay zeka desteğiyle hazırlanan ilk eser olma özelliğine sahip “Yedi Kemerli Bir Zaman Geçidi Taşköprü” filmi, düzenlenen galada izleyiciyle buluştu. 14 dakikalık film, izleyicilerden büyük beğeni topladı.

Türkiye’de bir ilçe için yapay zeka desteğiyle hazırlanan ilk eser olma özelliğine sahip “Yedi Kemerli Bir Zaman Geçidi Taşköprü” filmi, Kastamonu Taşköprü ilçesinin binlerce yıllık tarihini özetliyor. Roma döneminde Paflagonya’ya başkentlik yapmış “Pompeiopolis” adıyla yerleşimden, ilçenin simge eseri Yedi Kemerli Taşköprü’ye uzanan tarihi bir yolculuğu konu alan 14 dakikalık kısa film, birbirini takip eden yedi dönemi birleştiriyor. Geçmişin izlerini günümüzün dijital anlatım imkanlarıyla birleştiren film, izleyiciyi antik çağın sokaklarından Osmanlı mimarisinin zarif dokusuna uzanan görsel bir zaman tüneline davet ediyor. Arkeolojinin kayıp dehlizlerinde kalan bilgiler ve kentin mimari dokusu yapay zeka teknolojisiyle harmanlanarak etkileyici bir anlatı ortaya koyuyor. Taşköprü’nün kültürel mirasını daha geniş kitlelere ulaştırmayı amaçlayan bu çalışma, yeni nesil görsel anlatım biçimlerine ilgi duyan izleyiciler kadar yörenin insanlarına da hitap ediyor. Geçmiş ile geleceği aynı potada eriten bu kısa film, bölgenin turizm potansiyeline de önemli katkı sunmayı hedefliyor. “Yedi Kemerli Bir Zaman Geçidi Taşköprü” isimli kısa film Taşköprü Belediyesi için Muazzam İşler Yapım şirketinin altı aylık yoğun bir çalışmayla ortaya çıkartıldı.

İstanbul’da gerçekleştirilen premier galanın ardından Kastamonu’da da gala gerçekleştirildi. Filmi izleyen vatandaşlar dakikalarca alkışlarken, gösterimin ardından gerçekleştirilen söyleşide ise film ile ilgili bilgiler verildi. Ayrıca katılımcılar filmle ilgili fikilerini dile getirme fırsatı buldu.

“İlerleyen süreçte çok daha özel projelerimiz olacak”

Galanın ardından açıklamalarda bulunan Taşköprü Belediye Başkanı Hüseyin Arslan, “Filmin adı Yedi Kemerli Zaman Geçidi Taşköprü. Taşköprü’nün tarihi sürecini 14 dakikalık bir süre içerisinde ifade etmeye çalıştık. Gerek senarist, gerek yapımcının çok özel çalışmalarıyla ortaya çıkan bir film oldu. Bizim amacımız geçmiş dönemlerdeki değerlerimizin bugüne taşınması. Yeni jenerasyonun yani gençlerin özellikle dijital çağda, dijital ile yoğun ilgilerinde yapay zeka ile yapılan bu filmi çok geniş alanlara ulaştıracaklarını, izleyeceklerini ve Taşköprü’yü çok daha fazla bir tanıma imkanı doğuracağını düşünüyoruz. Filmin içeriği Taşköprü, Taşköprü’nün gelişimi ve bugüne kadarki süreç. Dolayısıyla son derece mutlu olduğumu ifade ederim. Galamızın ilkini İstanbul’da yaptık. İstanbul’daki galada oldukça ilgi görmüştü, o katılımcılara da bugün de başta Valim olmak üzere herkesin katılımını gerçekten çok kıymetli ve değerli buluyorum. Değerli sanatçılarımız var aramızda, onların katılımlarıyla da ayrıca bir anlam buldu. İnşallah başka programlarda buluşacağız. İlerleyen süreçte çok daha özel projelerimiz olacak. Süreç içerisinde açıklayacağız. Çok özel çalışmalarımız var, inşallah onları da paylaşacağız” dedi.

“Bizi sevindiren bir çalışma”

Filmle ilgili düşüncelerini ifade eden ünlü sanatçı Halil Ergün de, “Bir tarihi süreci, bir kültürel ve uygarlık tarihini başlardan başlayarak insan ve uygarlık ve değişik değişik kadrolar üstüne koyarak bugünkü kentimizi, Taşköprü’yü ve Kastamonu’yu dile getiren ve bir kültürün sahipliğini çeviren, bizi sevindiren bir çalışma. Onur duydum. Daha da gelişecek malzemeler var bu alanlarda, bunlar da inşallah gelişecek” şeklinde konuştu.

Kastamonu Valisi Meftun Dallı, Kastamonu milletvekilleri Fatma Serap Ekmekci ve Halil Uluay da galada yaptığı konuşmada, filmin binlerce yıllık mirası sinemaya yansıtması açısından çok kıymetli olduğunu ifade ederek emeği geçenlere teşekkür etti.

Pasta kesimiyle sona eren galaya Kastamonu Valisi Meftun Dallı, Kastamonu milletvekilleri Halil Uluay ve Fatma Serap Ekmekci, Taşköprü Kaymakamı Abdullah Demirdağ, Taşköprü Belediye Başkanı Hüseyin Arslan, ünlü sanatçılar Halil Ergün ve Aliye Uzunatağan, filmin yapımcısı Zeynep Kahreman, filmin senaristliğini yapan Kent Tarihi Müzesi Müdürü Arkeolog Dr. Murat Karasalihoğlu, siyasi parti ve STK temsilcileri ve çok sayıda davetli katıldı.

Bizi sosyal medyadan takip edin