karabuk
İmsak 06:06
Güneş 07:31
Öğle 13:08
İkindi 16:06
Akşam 18:36
Yatsı 19:56
İmsaka kalan son --:--
Namaz Vakitleri
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
14 Ocak, 2024 00:48 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 3dk
Yorum: 0

Uzman doktor açıkladı: “Körlüğe neden olan bazı hastalıklar erken tanı ile tedavi edilebilir”

Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Opr. Dr. Sibel Malazgirt körlüğün tedavi edilebilir olması nedenine bağlı olduğunu ve körlüğe neden olan bazı hastalıkların erken tanı ile tedavi edilebildiğini söyledi.

Liv Hospital Samsun Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Opr. Dr. Sibel Malazgirt körlük ile ilgili açıklamalarda bulundu. Körlüğün kalıcı görme kaybı olduğuna dikkat çeken Opr. Dr. Sibel Malazgirt," Körlüğün tedavi edilebilir olması ise nedenine bağlıdır. Körlüğe neden olan bazı hastalıklar tedavi edilebilirken birkaçında tedavi ile körlüğü ortadan kaldırmak mümkün değildir. Örneğin katarakt körlük yapabilmektedir. Fakat ameliyat ile tamamen tedavi edilebilir bir durumdur. Sarı nokta hastalığı tedavi ile tamamen ortadan kaldırılabilen bir durum değildir. Ancak yine de tedavi ile kısmen ya da büyük ölçüde hastanın görmesini artıran tedavi yöntemleri vardır. Optik ’atrofi’ adı verilen körlük nedeni görme sinirindeki kalıcı hasarı ifade etmektedir. Optik atrofi tedavi edilebilir bir durum değildir. En sık nedenlerden bir tanesi halk arasında tavuk karası adı verilen ’retinitis pigmentoza’ hastalığıdır. Gece körlüğü olarak da bilinmektedir. Bu hastalığın farklı genetik geçişlere sahip tipleri bulunmaktadır. Tavuk karası hastalığının etkili bir tedavisi yoktur ve kalıcı körlük nedenidir. Beyin tümörleri, beyin kanamaları, beyin damar tıkanıklıkları ve beyin ameliyatlarına bağlı görme kayıpları görülebilmektedir. Bu durumlarda körlük ortaya çıkabilir ve kalıcı olabilir. Ancak bu gibi sorunlar kişiden kişiye çok değişken olabilmektedir. Herkeste körlükle sonuçlanmayabilir. Göz tansiyonu en sık körlük nedenlerinden bir tanesidir. Göz tansiyonu birçok farklı göz sorununa bağlı olarak ortaya çıkabilir. Göz tansiyonu olan hastalar damlalarını düzenli damlatmazlar ise ya da ameliyat olmakta geç kalırlarsa bu durum kalıcı görme kaybı ile sonuçlanabilmektedir. Ancak bazı durumlarda göz tansiyonu her ne yapılırsa yapılsın körlükle sonuçlanabilmektedir. Retina damar tıkanıklıkları da en sık körlük nedenlerindendir. Bu durumlar genellikle hipertansiyonu ve diyabeti olan kişilerde ortaya çıkmaktadır. Damar tıkanıklığı durumlarında tıkanıklığın atardamar ya da toplardamarda olması ve tıkanan damarın büyüklüğü kalıcı ağrı görme kaybı ile sonuçlanıp sonuçlanmayacağı üzerinde etkilidir. Göze gelen travmalar ve kafa travmaları da hem gözde hem de görme sinirinde zedelenmeye neden olarak kalıcı görme kaybı ile sonuçlanabilir. Kişilerde az ya da çok görme ile ilgili sorun olduğunda mutlaka hekime başvurulmalıdır. Çünkü tedavi edilebilir bir hastalık ise erken tanı ile körlük önlenebilmektedir. Bu vesileyle Beyaz Baston Görme Engelliler Haftası’nı kutluyor, hastanemizde gerçekleştirilen bu güzel etkinlik için teşekkürlerimi sunuyorum” dedi.

Duygulandıran etkinlik
Liv Hospital Samsun, Beyaz Baston Görme Engelliler Haftası’nda Altı Nokta Körler Derneği üyeleriyle birlikte “Görmek için değil hissetmek için buluşuyoruz” adlı duygusal bir etkinliğe imza attı. “Görmeden Hayat” konulu panelle başlayan etkinlikte, Altı Nokta Körler Derneği Başkanı Ufuk Gürbüz, Kiraz Bolat, Yunus Aydın ve Ahmet Uçarlı; Görme Engelli Bir Kadının Yaşamı, Sosyal Uyum, Görmeden Eğitim ve Görme Engellilerin Teknoloji Kullanımı konularını anlattı, Liv Hospital Samsun ailesi ile görme engellilerin sosyal uyumu için yapılması gerekenleri tartıştılar. Etkinliğe Liv Hospital Samsun’dan Genel Müdür Mustafa Şen, Genel Müdür Yardımcısı Hatice Bulut, tüm doktor ve çalışanlar katıldı. Panelin ardından Atelier Berayan eşliğinde Liv Hospital Samsun doktor ve çalışanları görme engelli bireylerle seramik çalışması yapıldı. Beyaz Baston Körler Haftası’nın görme engelli bireylerin sesini duyurmada önemli bir hafta olduğundan bahseden dernek başkanı Ufuk Gürbüz, bu kişilerin hayata kazandırılmasında sosyal projelerin önemine değindi ve Liv Hospital Samsun’a teşekkürlerini iletti.


"Bugün görmek için değil hissetmek için birlikteydik"
Liv Hospital Samsun Genel Müdürü Mustafa Şen, “Bizler yıl içerisinde olan farkındalık haftalarını ve sosyal sorumluluk projelerini çok önemsiyoruz. Bu projelerle konu özelinde toplum içerisinde dayanışmayı aşılamak ve şuur oluşturmayı başarmak birincil hedefimiz. Beyaz Baston Görme Engelliler Haftası dolayısıyla gerçekleştirdiğimiz ’Görmek İçin Değil Hissetmek İçin Buluşuyoruz’ etkinliği de bu farkındalık projelerinden biri. Bu projede amacımız görme engelli bireyler için yaşayacakları ortamı sağlama ve onları sosyal uyum içerisinde hayata adapte etme bilinci oluşturmaktır. Hep birlikte toplumda hassasiyeti artırmalı; onlara toplum içerisinde yer edinme, fayda sağlama, çalışma ve üretmeleri hususlarında destek olmalıyız" diye konuştu.

Çocuğumun ilk kelimesi “buradayım” oldu
Etkinlikte görme engelli bir anne olarak yaşamın zorluklarını aktaran Kiraz Bolat, "Toplumumuzda görme engelli birey olmak çok zor, iş yerleri ev hayatı görme engelini kolaylaştıracak şekilde dizayn edilmiş olmalı. Ben üç çocuk annesiyim hayatta en çok istediğim şey çocuklarımın gözlerini görebilmek olurdu. Çocuklarımın ilk kelimesi “buradayım” oldu. İlk cümlesi “anne ben buradayım” Bir anne çocuğunun ağzına kaşığı götürür ama bizlerin çocukları daha yemek yemeyi öğrenmeden elimizdeki kaşığa doğru yaklaşmayı öğrenir. Görme engelli bireylerin yaşam standartlarının ne kadar zor olduğunun farkında olmalı, hayatı kolay yaşanılabilir hale getirmeliyiz. Görme engelli çocuklar okuyabilir, iş sahibi olabilir; engelli deyip eve hapsolan çocuklarımız var. İçerisinde bulunduğumuz Beyaz Baston Görme Engelliler Haftası’nda ve yılın her günü yapılan sosyal sorumluluk projeleri her birimiz için hayati önem taşıyor. Bir çocuğa, bir gence, bir kadına ışık olabilmek çok çok önemli. Bizler okuduk, çalıştık, çocuklar büyüttük. Görememek bir engel değil, Liv ailesinin verdiği mesaj gibi görmek değil hissetmek asıl olan. Bu güzel etkinlikle bizlere yaşamımızı anlatma, yapılabilecekleri tartışma ortamı sağlayan Liv Hospital Samsun’a sonsuz teşekkürlerimizle. Bizim için çok kıymetliydi” şeklinde konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
20 Şubat, 2026 16:52 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 3dk
Yorum: 0

BEUN’da güneş enerjisi santrali yatırımıyla hem doğa hem sağlık kazanacak

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN), sürdürülebilir kampüs vizyonu doğrultusunda çevreci ve stratejik bir yatırımı daha hayata geçiriyor. Çaycuma Meslek Yüksekokulu yerleşkesinde kurulması planlanan 1500 kWe (1861,2 kWp) kapasiteli Güneş Enerjisi Santrali (GES) ile üniversite hem çevresel sürdürülebilirliğe katkı sağlayacak hem de Tıp Fakültesinin elektrik ihtiyacının yaklaşık dörtte birini güneş enerjisinden karşılayacak.
Dünya Bankası finansmanı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Yapı İşleri Genel Müdürlüğü yürütücülüğünde uygulanan Kamu ve Belediye Yenilenebilir Enerji Projesi (KAYEP) kapsamında hayata geçirilecek olan proje; Türkiye’nin 11. Kalkınma Planı’nda yer alan yenilenebilir enerji kaynaklarının yaygınlaştırılması, kamu binalarında enerji verimliliğinin artırılması ve kendi enerjisini üreten kamu yapılarının desteklenmesi hedefleriyle de tam uyum gösteriyor.
Hazırlanan fizibilite, çevresel ve sosyal etki değerlendirme çalışmaları doğrultusunda, Çaycuma Meslek Yüksekokulu yerleşkesi sınırları içerisinde yer alan yaklaşık 24 bin metrekarelik alanda, 1500 kWe (1861,2 kWp) kurulu güce sahip bir Güneş Enerjisi Santralinin kurulması öngörülüyor. Fiziksel olarak Çaycuma Meslek Yüksekokulu yerleşkesinde kurulacak olan santralin devreye alınmasıyla birlikte üretilecek elektrik enerjisinin, ulusal şebeke üzerinden dengeleme yöntemiyle Tıp Fakültesinin yıllık elektrik tüketiminin yaklaşık %25’ini karşılaması hedefleniyor. Böylece üniversite genelinde yenilenebilir enerji kullanımının payının artırılması ve enerji giderlerinin düşürülmesi amaçlanıyor. Bu durum, üniversitenin sağlık hizmetlerine ayrılan kaynakların daha etkin ve verimli kullanılmasına imkân tanıyacak; mevcut hizmet kapasitesinin korunmasına ve sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliğine dolaylı ancak güçlü bir katkı sunacak. Bu yönüyle proje, yalnızca bir enerji yatırımı olmanın ötesinde; kamu yararı, maliyet etkinliği ve sosyal fayda boyutlarıyla da öne çıkıyor.
İhale süreci başlayan ve kısa süre içerisinde devreye alınması planlanan GES, yaklaşık 25 yıl boyunca temiz ve yenilenebilir enerji üreterek üniversitenin enerji maliyetlerinin azaltılmasına katkı sağlayacak. Aynı zamanda fosil yakıtlara dayalı enerji tüketiminin azaltılması, karbon salınımının düşürülmesi ve çevresel sürdürülebilirliğin güçlendirilmesi hedefleniyor.
Öte yandan proje kapsamında, güneş enerjisi teknolojilerine yönelik akademik çalışmaların ve uygulamalı projelerin üniversite bünyesinde yürütülmesi de planlanıyor. Bu yönüyle kurulacak GES; eğitim, araştırma ve uygulamayı bir araya getiren örnek bir yenilenebilir enerji yatırımı olarak dikkat çekiyor.
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, sürdürülebilirlik anlayışının üniversitenin tüm planlama ve yatırımlarında temel bir ilke olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri dile getirdi:
"Üniversitemiz; çevreye duyarlı, enerji verimliliğini esas alan ve kendi enerjisini üretebilen örnek bir kampüs modeli oluşturma doğrultusunda kararlılıkla ilerlemektedir. Çaycuma Meslek Yüksekokulumuz yerleşkesinde kurulacak olan Güneş Enerjisi Santrali, bu vizyonumuzun somut ve stratejik adımlarından biridir. Bu önemli yatırım sayesinde hem çevresel sorumluluğumuzu yerine getiriyor hem de Tıp Fakültemizin elektrik tüketiminin kayda değer bir bölümünü yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılayarak kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanımına katkı sağlayacağız. Bu duygu ve düşüncelerle çevreci yatırımları ve yenilenebilir enerji projelerine verdikleri güçlü desteklerden dolayı başta Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Sayın Murat Kurum olmak üzere Bakanlığımızın kıymetli yöneticilerine şükranlarımı arz ediyorum. Ayrıca yükseköğretim sistemimizin sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşüm vizyonuna büyük katkılar sunan Yükseköğretim Kurulu Başkanımız Sayın Prof. Dr. Erol Özvar’a ve YÖK ailemizin değerli mensuplarına teşekkürlerimi sunuyorum. Projenin hazırlanmasından uygulanmasına kadar geçen tüm süreçlerde özveriyle çalışan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Yapı İşleri Genel Müdürlüğümüze, Kamu ve Belediye Yenilenebilir Enerji Projesi (KAYEP) yetkililerine, üniversitemizin ilgili akademik ve idari birimlerine ve emeği geçen tüm paydaşlarımıza teşekkürlerimi sunuyorum. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi olarak; sürdürülebilir gelecek hedeflerimiz doğrultusunda çevreci, yenilikçi ve katma değeri yüksek projeleri kararlılıkla hayata geçirmeye devam edeceğiz."

Bizi sosyal medyadan takip edin