Uysal 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramını Kutladı - Karabük Haber Postası
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
22 Temmuz, 2017 11:44 tarihinde yayınlandı
0
0

Uysal 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramını Kutladı

Gazeteciler ve Basın Bayramı’nın 109. yıldönümü nedeniyle açıklamada bulunan AK Parti Karabük Milletvekili Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanvekili Prof. Dr. Burhanettin Uysal, “Basın, demokratik hayatımızın vazgeçilmez unsurlarından biridir. Basın doğru, yansız ve hızlı biçimde bilgi ve haber vermek, olumsuzlukları sorgulamak, kamu yararını ilgilendiren konu ve olaylarda kamuoyu oluşturmak, toplumu aydınlatma işlevini yerine getirmek konusunda önemlidir.

Yazılı, işitsel ve görsel kanallar aracılığı ile yaşadığımız bölge ve tüm dünyadaki gelişmeler hakkında bilgi sahibi olunması, vatandaş ile devlet arasındaki iletişimin sağlanması ve kamuoyu oluşturulması gibi birçok önemli görev ve sorumlulukları üstlenmektedir.

Bu önem FETÖ/PDY yanlısı hain askerlerin geçen yıl 15 Temmuz’da giriştikleri kalkışmada bir kez daha net şekilde görülmüş olup darbe girişiminin başladığı ilk saatlerden itibaren haber verme ve yayıncılık ilkesine bağlı kalarak, demokrasiye, birlik ve beraberliğimize sahip çıkarak, üzerine düşen görevi layıkıyla yerine getiren basın yayın organlarını, imtiyaz sahiplerini ve tüm çalışanlarını canı gönülden kutluyorum.

Karabük basınımız, ilimizin tanıtımı noktasında üzerilerine düşen görevleri en iyi şekilde yerine getirmek için canla başla çalışmalarına devam ediyor.

Bu duygu ve düşüncelerle basın ilkelerine göre mesleklerini tarafsız bir şekilde yerine getiren başta ilimizin basın mensuplarının olmak üzere tüm basın mensuplarının “24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramını” en içten dileklerimle kutluyor, çalışmalarında başarılar diliyorum ”ifadelerinde bulundu.

 

Bizi sosyal medyadan takip edin
xa2
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
24 Mart, 2026 10:38 tarihinde yayınlandı
0
0

PARADOKSAL BİR ŞEKİLDE DERİN BİR İLETİŞİMSİZLİK YAŞIYORUZ

İletişim çağında, dijitalleşmenin sağladığı sınırsız imkânlara rağmen, paradoksal bir şekilde derin bir iletişimsizlik yaşıyoruz. Elektronik cihazlar uzakları yakınlaştırsa da, yüz yüze iletişimi azaltarak en yakınımızdakileri (aile, dostlar) bizden uzaklaştırıyor. Bilgi akışı çok hızlı olsa da, duygusal derinlik ve gerçek etkileşim azalıyor.

Bir bayramı daha geride bıraktık. Uzakta olan Arkadaşlarımızın, dostlarımızın, akrabalarımızın bayramlarını elimizdeki telefonlarla aramak yerine bilindik cümlelerle toplu mesajlar çekerek güya kutladık.
Bazılarımıza en yakın bildiklerimizden o mesajlar da gelmedi.

İletişimin en zor olduğu çocukluk ve gençlik yıllarımızda bugünkünden çok daha güçlü iletişim kuruyorduk. O yıllarda mektup ve bayram kartları vardı. PTT bunları bir haftada adresine ulaştırırdı. Saklardık koklardık onları, defalarca okurduk. Samimiyet, sıcaklık, içtenlik kokardı o kağıt parçaları.

İnsanı değerlerimizi o kadar hızlı yitirdik ki, ne eski dostluklar kaldı, ne samimiyet ne de vefa kaldı.

Oysaki, vefa, dostluğun ve insanlık onurunun en kıymetli hazinesi, sevgiyi kalıcı kılan sadık bir bağlılıktır. Sözünde durmayı, zor günde yanında olmayı ve iyilikleri unutmamayı ifade eden vefa, vefasızın meclisinde aranmayacak kadar ağır bir yüktür.

Bizim çocukluk ve gençlik yıllarımız; Komşuluk. Arkadaşlık, Dostluk. gibi kavramların gerçekten anlam bulduğu yıllardı. Sözün senet olduğu, insanların birbirine güven duyduğu yıllardı.

Kredi kartlarımız, internetimiz, cep telefonlarımız, bilgisayarlarımız, evlerimizde kombilerimiz yoktu. Televizyonla bile çok sonra tanıştık. Fakat çok mutluyduk.
Hayallerimiz vardı, yarınlardan umutluyduk.
Ülkemiz, ailemiz ve çocuklarımızın geleceği için kaygılarımız yoktu.,…

Şarkı sözleri bile bambaşkaydı;
“Nasılda koşuşurduk bahçelerde.
Şarkı söylerdik mehtaplı gecelerde.
Sen bana, ben sana komşu evlerde…
Kök sarmaşıklar gibi sarıldık o yaz…”

“Okul yolu sensiz ölüm kadar sessiz…
Eylül’de gel okul yoluna
Konuşmadan yürüyelim.
Gireyim koluna…
Görenler dönmüş, hemde mutlu desinler.
Ağaçlar sevinçten başımıza konfeti gibi yaprak dökecekler
Yaprak dökecekler…”
Ne güzel sözler değil mi?

Şimdi öyle mi?
“Tadı yok ne baharın ne yazın.
Kalmadı tesellisi ne şarkının ne sazın…”
Yaşam artık, Muzaffer İlkan’ın bu hicaz bestesindeki gibi…
Savaşlar, depremler, afetler, ruhunu yitirmiş beton şehirler. Tüm bunlara rağmen yaşama tutunmaya çalışan insanlar…

Ne oldu bize böyle? Artık anılar da teselli etmiyor…

İlyas Erbay