Reklam
Reklam
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
20 Kasım, 2024 16:07 tarihinde yayınlandı
0

Üniversiteler arasında iş birliği protokolü

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) ile Samsun Üniversitesi (SAMÜ) arasında; eğitim, sağlık, spor ve bilimsel araştırmalar gibi geniş bir alanda iş birliği yapılmasını kapsayan protokol imzalandı.

OMÜ Rektörlüğü’nde imzalanan protokol metnine; OMÜ Rektörü Prof. Dr. Fatma Aydın ile SAMÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Aydın imza attı. Samsun’un iki önemli yükseköğretim kurumu arasındaki bu iş birliği protokolü, kaynakların daha etkin kullanılması ve akademik çalışmaların ulusal ve uluslararası ölçekte güçlendirilmesini hedefleniyor. Protokol kapsamında, her iki üniversitenin akademik ve idari personeli ile öğrencileri, karşılıklı olarak üniversite kütüphanelerinin kaynaklarından faydalanabilecek.

Bilimsel çalışmalarda iş birliğini artırmayı amaçlayan bu protokol, laboratuvar, makine-teçhizat ve analiz hizmetlerinin ortak kullanımını da içeriyor. Böylece bilimsel çalışmaların daha etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesi sağlanacak. Sağlık hizmetleri alanında da önemli bir adım atan protokol, her iki üniversitenin akademik ve idari personelinin tıp fakülteleri tarafından sunulan sağlık hizmetlerinden eşit statüde faydalanmasına imkân tanıyacak.

Spor tesisleri ve yüzme havuzlarının ortak kullanıma açılması planlanıyor

Ayrıca, spor tesisleri ve yüzme havuzlarının ortak kullanıma açılmasıyla sosyal ve fiziksel gelişimi destekleyen bir iş birliği ortamı oluşturulacak. Akademik iş birliğini güçlendirmek amacıyla öğretim elemanları iki üniversite arasında karşılıklı ders verebilecek ve üniversitelerin altyapı olanaklarından yararlanabilecek.

İmza törenine; OMÜ Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Alper Kesten, Prof. Dr. Çetin Kurnaz, Genel Sekreter Doç. Dr. Erhan Burak Pancar ile SAMÜ Genel Sekreteri Prof. Dr. Adem Soruç da katıldı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin