Üniversite Öğrencilerinden Türkali İlkokulu'na Kitap Bağışı - Karabük Haber Postası
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
19 Mayıs, 2014 07:34 tarihinde yayınlandı
0
0

Üniversite Öğrencilerinden Türkali İlkokulu’na Kitap Bağışı

ZONGULDAK Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜ) Kilimli Meslek Yüksekokulu öğrencileri Sosyal Sorumluluk Projesi kap- samında, Zonguldak’ın Kilimli İlçesine bağlı Türkali İlkokulu’na yaklaşık 250 adet kitap bağışın da bulundular. BEÜ Kilimli Mes lek Yüksekokulu öğrencileri Gül şah Ceylan, Merve İnam, Can- su Akgül ve Kutluay Savur ile Öğretim Görevlisi Alper Gedik ile birlikte Sosyal Sorumluluk Projesi kapsamında Türkali İlko kulu’na gelerek kitap yardımın- da bulundu. Öğrenciler verilen bir ders üzerine öğretmenlerinin kendilerine bir proje istemesi ile işe koyulan 4 öğrenci, kendi ara larında toplanıp Kilimli Belediye Başkanı Ali Arslankılıç ile ilçede bulunan bazı sivil toplum kuru- luşlarını ziyaret ederek Sosyal Sorumluk Projesi çerçevesinde sundukları projeyi anlattılar. Pro jenin anlatılması üzerine Baş- kan Arslankılıç ile bazı sivil top lum kuruluşları öğrencilere kitap verdi. Verilen kitapları toplayan öğrencilerden Gülşah Ceylan doğup büyüdüğü ve aynı za- manda okuduğu okul olan Türk ali İlkokulu’na gelerek Okul Mü dürü Bülent Aksoy ile görüştü. Bunun üzerine okulun kütüpha ne bölümünde olan kitapların eksik olması üzerine öğrenciler çevreden topladıkları kitapları okula bağış olarak verdi. Üniver site öğrencisi Gülşah Ceylan projeyi ve yaptıkları işi şöyle an lattı; “ Ben burada okudum ve büyüdüm. Yardım etmekten dolayı çok mutluyum. Müdürümüzle geldik konuştuk, sıkıntısını dile getirdi. Bende arkadaşlarımla beraber elimizden geldiği kadarıyla bu kadarı yardımcı olduk. Daha fazlasını da yapmak isterdik. Mutluyum.” Yine aynı üniversiteden olan Merve İnam öğretmenlerinin verildiği ders kapsamında harekete geçtiklerini ve çevreden olmak üzere Kilimli Belediye Başkanı Ali Arslankılıç’a gittiklerini belirtti. İnam, “Dersimiz kapsamında bu işe başvurduk. Öğretmenimiz bu iş için bizden proje istedi ve en iyi işin kitap olacağını düşündük. Arkadaşımızın vasıtasıyla bu okulla görüştük ve okulun kütüphanesinde kitap eksik olduğunu gördük. Bizde bu kadarı kadar bir yardımda bulunduk. Keşke daha fazla elimizden gelseydi daha fazla yardımda bulunurduk. Yardım edebildiysek ne mutlu bize. Öğretmenimize, bize kitap yardımında bulunan Kilimli Belediye Başkanı’na teşekkür ediyorum” dedi. Cansu Akgül adlı öğrenci ise, “Okulun kitaba ihtiyacı olduğunu gördük. Daha fazla yardım edebilseydik çok iyi olurdu. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” diye konuştu. BEÜ Zonguldak Meslek Yüksekokulu Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Bölümü Öğretim Görevlisi Alper Gedik, düşüncelerini şöyle dile getirdi; “Üniversitemizin sosyal sorumluluk projesi kapsamında grup grup olan birçok öğrencimiz var. Bu gruptan 4 arkadaşımız bir ilköğretim okuluna bağışlamayı tercih etmişler. Bu proje birçok okula yardımla sonuçlanıyor. Sosyal Sorumluluk Projesi’nin çok verimli olduğunu düşünüyoruz. 250’ye yakı kitabımız var. Ayrıca ihtiyacı olan öğrencilerde kıyafette getirdi arkadaşlarımız. Kalem, defter ve birçok ihtiyaç malzemeleri de getirmeyi planlıyoruz. Bu kitaplar genelde ilköğretim okulundaki öğrencilere hitap eden hikaye ve masal türü kitaplardır.” Kitapların okula bağışlanmasının ardından Okul Müdürü Bülent Aksoy, öğrencilere onur belgesi takdim etti.

Bizi sosyal medyadan takip edin
8fa904a0 0c3b 4268 af5e a3a5ea46ac51
İsmail AKCA Avatarı
İsmail AKCA
10 Nisan, 2026 09:53 tarihinde yayınlandı
0
0

Zemin mi çöküyor, yoksa akıl mı..?

Karabük’te yaşananlar artık bir “zemin sorunu” değil.

Bu, açık ve net bir yönetim zaafıdır.

Yeşil Mahalle Taşkent Caddesi’nde başlayan süreç aslında hepimizin bildiği o klasik hikâyenin yeni bir versiyonu: Önce bir inşaat başlar, sonra çatlaklar oluşur, ardından “inceleme başlatıldı” açıklamaları gelir…

Ve en sonunda iş ciddiye bindiğinde tahliyeler başlar.

Nitekim öyle de oldu.

Karabük Valisi Oktay Çağatay’ın ikamet ettiği Valilik Konutu boşaltılıyor. Bu, sıradan bir gelişme değildir.

Bu, “tehlike artık görmezden gelinemiyor” demektir.

Şimdi soralım:
Devletin en üst yerel yöneticisinin kaldığı bina bile risk altındaysa, bu şehirde kim güvende?

Asıl mesele şu: Bu noktaya nasıl gelindi?
Heyelan riski taşıdığı bilinen bir bölgede nasıl olur da yeni bir konut projesine onay verilir?
Zemin etütleri gerçekten yapıldı mı, yoksa prosedür tamamlamak için mi hazırlandı?
Ve en kritik soru: Bu izinleri verenler bugün neredeler?

Üstelik tehlike tek bir binayla sınırlı değil.

Aynı bölgede Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü bulunuyor.

Hemen üst kesimlerde KYK Yurtları var.

Yani risk, sadece bir yapıyı değil; birden fazla kamu kurumunu ve koskoca bir mahalleyi ilgilendiriyor.

Ama biz ne yapıyoruz?
Önce izin veriyoruz.
Sonra çatlakları izliyoruz.
Ardından “önlem alıyoruz.”

Bu bir yönetim refleksi değil, bu gecikmiş paniktir.

Her şey olup bittikten sonra devreye giren denetim mekanizmasının kimseye faydası yok.

Denetim, felaket kapıya dayandığında değil; ilk kazma vurulmadan önce yapılır.

Bugün Valilik Konutu boşaltılıyor. Yarın ne olacak?
Bir okul mu? Bir yurt mu? Bir apartman mı?

Bu soruların cevabını kimse bilmek istemez.

Ama bu soruların sorulması bile aslında gerçeği ortaya koyuyor:
Ortada ciddi bir ihmal ihtimali var.

Bu şehir kaderine terk edilemez.
Bu sorular cevapsız bırakılamaz.
Ve en önemlisi, bu iş “oldu bitti”ye getirilemez.

Çünkü mesele sadece çatlayan toprak ya da asfalt değil…