Kutlu Doğum Haftası etkinlikleri kapsamında Karabük İl Müftülüğü ve İlahiyat Fakültesi Mavera İlim Fikir ve Sanat Kulübü işbirliği ile O’nur’a Yolculuk” adlı Umre ödüllü bilgi yarışması düzenlendi.
Karabük Üniversitesi Konferans Salonu’nda düzenlenen bilgi yarışmasına Karabük İl Müftüsü Halil Bektaş, Üniversite Dekanları, Akademik ve İdari Personel ve çok sayıda öğrenci katıldı.
Karabük İl Müftüsü Halil Bektaş açılış kapsamında: “Peygamber Efendimizin miladi takvime göre doğum günü olarak kabul edilen 20 Nisan gününün de içerisinde bulunduğu 14-20 Nisan tarihleri arası Kutlu Doğum Haftası olarak çok çeşitli etkinliklerle kutlanmaktadır. Bu programlarla, Rahmet Peygamberi Efendimiz’ın yüce ahlakının öğrenilmesi, anlaşılması ve yaşanması için duyarlılık oluşturulmaya çalışılmaktadır. Bu sene ana konumuz “Hz. Peygamber ve Birlikte Yaşama Ahlakı” olarak belirlenmiştir. Bu konuyu merkeze alarak faaliyetlerimizi gerçekleştirmekteyiz. Daha huzurlu bir dünya için, sevgi saygı ve merhamet kavramlarını Onun ahlakı çerçevesinde yeniden düşünmeye ve örnek almaya ihtiyacımız vardır. Ben bu programın hayırlara vesile olmasını, dereceye girecek kardeşlerimizin şimdiden umrelerinin makbul olmasını niyaz ediyor, yarışmacı arkadaşlara başarılar diliyorum.” dedi ve bilgi yarışması başladı.
Yarışma sonunda; Birinci Ahmet Kaygusuz, ikinci Ferhat Karali, Üçüncü Hikmetullah Celil Umreye gitmeye hak kazandılar. Bu öğrenciler Karabük Müftülüğü tarafından umreye gönderilecekler. Ayrıca yarışma hakkı kazanan on kişiye, Diyanet tarafından üç cilt olara basılan Riyazu’s- Salihin adlı hadis kitabı ve salonda bulunan herkese de çeşitli kitaplar hediye edildi.
Kazananlara ödüllerini Karabük İl Müftüsü Halil Bektaş, İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hür Mahmut Yücer ve Teknoloji Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Yaşar takdim etti.


Umre Ödüllü Siyer Yarışması Yapıldı
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.


