Giresun’da 47. Uluslararası Aksu Festivali katılan vatandaşlar, dilek tutup dereye yedi çift, bir tek taş attı, sac ayaktan geçti.
Giresun’da bazı geleneklerin yaşatılması amacıyla bu yıl 47.’si düzenlenen ’Uluslararası Giresun Aksu Festivali’ne katılan vatandaşlar, dilek tutup dereye yedi çift, bir tek taş atıp, sac ayaktan geçme gibi ritüellerin gerçekleştirildiği 3 bin yıllık gelenek sembolize edilerek yaşatıldı.
Yöre halkı tarafından hicri takvime göre 7 Mayıs yaz mevsiminin müjdecisi olarak kabul edilerek bu tarihte uzun yıllardır kutlama yapılıyor.
Giresun Belediyesi tarafından bu çerçevede yöreye özgü birtakım geleneklerin yaşatılması amacıyla organize edilen Uluslararası Giresun Aksu Festivali’nin bu yıl 47.’si düzenlendi.
Aksu Deresi’nin denizle buluştuğu yerde düzenlenen festivalde vatandaşlar, bu yıl da yerden topladıkları yedi çift, bir tek taşı sırtları dereye dönük olacak şekilde dilek tutarak fırlattı.
Vatandaşlar, bir başka geleneği yaşatmak adına da üç ayaklı sacın içinden üç kez dilek tutup geçti.
Belediye Başkanı Fuat Köse, festivalde yaptığı konuşmada, “Festivalimizi eski günlerde olduğu gibi coşkuyla kutlamaya devam ediyoruz. Şehrimizin sosyal ve kültürel geçmişini tekrar canlandırarak yaşamaya ve yaşatmaya devam edeceğiz. Topluklar kültürlerini hiçbir zaman kaybetmemelidir. Toplumlar sosyal yapılarını ve kültürlerini kaybettiklerinde dejenere olurlar, yozlaşırlar. Biz sosyal ve kültürel faaliyetlerimizi yaşatmaya devam edeceğiz” dedi.
Giresun Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti ise “Atalarımızdan bizlere miras kalan gelenekleri yaşatmak, kültürleri unutmamak adına bu festivaller bir fırsattır. Bu festivalin uluslararası olması da ayrı bir kazanımdır. Böylelikle geçmişten gelen kültürlerimizin paylaşılarak gelecek nesillere aktarılmasına katkı sağlanmış olacaktır. Ayrıca bu uluslararası festival turizm alanında da ilimize ayrı bir değer kattığını ifade etmek gerekir” diye konuştu.
Etkinlikte Slovakya ve Gürcistan ile yurtiçinden katılan halk dansları topluluklarının gösterileri ile sona erdi.


Uluslararası Aksu Festivali kapsamında yöredeki Mayıs 7’si geleneği yaşatıldı
MİLLİ İRADE, SİYASETE UZAK…
DÜŞÜNCE VE GÖRÜŞ
Fevzi Aydın
Türk siyaseti son çeyrek yılda milli irade politikasına sahne oldu…
21. asırla birlikte başlayan milli iradenin siyaset üzerindeki etkisi, her geçen gün azalan bir seyir izledi…
Her alanda Milli İradeyi ağzından düşürmeyen iktidar, son dönemde, kendini iktidara getiren milli iradeyi de görmemeye başladı…
Sosyo-ekonominin tüm verilerini işleyen, değerlendiren ve yayımlayan İstatistik Kurumu’nun verileri, ulusal ve uluslararası sistem tarafından dünya sosyo-ekonomisine entegre edilmekte…
Bu verilerin güvenirliği konusunda, ulusal ve uluslararası sosyo-ekonomi çevresinde tam mutabakat konusunda farklı görüşler ortaya çıkmakta…
Türkiye ekonomisinin rakamsal olarak büyümesi sağlayan İstatistik Kurumunun bu rakamları, gerçekleşen ve çeşitli kuruluşlarca açıklanan ve halka yansıyan rakamsal değerler karşısında, üretici-tüketici ve toplum ekonomisini yansıtmaktan oldukça uzak…
Geçmişten günümüze, ülke siyasetinde her dönem ülkeye ve topluma farklı sistemler dayatılmış, siyasetin bu uygulama ve düzenlemeleri, halka yeterli fayda sağlayamamış…
Yine geçmişten günümüze, milli iradenin iktidara getirdiği siyasi sistemler, politikalarını ülkenin ve toplumun refah ve huzur içerisinden yaşamasını sağlamak yerine, önceliği siyasi hükümetlerinin icraatlarını, iktidar sürelerini uzatmak yönünde kullandıkları görülmekte…
Küresel sistemin, faize dayalı finansal sisteminden, Türkiye ekonomisin uzak tutmaya çalışan iktidar ve ekonomi yönetimi, uluslararası ekonomik ve finansal baskıyla, sosyo-ekonomik krizlerin çözümü olarak, uluslararası finansal sistemlerden destek almak zorunda kaldı…
Uluslararası ekonomik sistem ve faiz lobisi, finans sistemlerine ekonomiyi teslim eden iktidar ve ekonomi yönetimi, finansal sorunu çözerken, sistemin acı reçeteleri, iktidara nefes alma imkânı verdi…
Uluslararası finans sisteminin sağladığı finansın, ekonomiye entegresiyle piyasalar, enflasyon ve faiz sarmalıyla sınırları aşarak, üretici-tüketici ve toplumun gelir dağılımından aldığı pay küçülmeye başladı…
Seçim dönemlerinde, ekonomiyi çıkmaza sokacak kararlarla canı yanan toplumun, ekonomiden aldığı refah payı her geçen gün düşüş eğilimi izlemeye davam ediyor…
Cumhuriyet tarihinde, milli iradenin büyük teveccühüyle iktidara getirdiği siyaset ve politikalar, aynı teveccühle milli iradeye, halka, topluma ve ekonomiye, ülkeye maalesef hizmet olarak dönemedi…
Dünya’da, sınırlar ve komşu ülkelerde yaşanan savaşların, kırılgan ekonomiyle bu savaşlara karşı sınırları korumanın zorluğu ortada…
Halka yönelik politikalar yerine, uluslararası finans sistemlerine faiz desteğiyle katkıda bulunan iktidarlardan umudunu kesen milli irade, politika ve siyaseten her geçen gün uzaklaşmakta…
Düşünce ve görüşlerin ışık olması dileğiyle…


