Uluslararası Aksu Festivali kapsamında yöredeki Mayıs 7’si geleneği yaşatıldı - Karabük Haber Postası
uluslararasi aksu festivali kapsaminda yoredeki mayis 7si gelenegi yasatildi PnegDXgM jpg
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
21 Mayıs, 2024 00:24 tarihinde yayınlandı
0
0

Uluslararası Aksu Festivali kapsamında yöredeki Mayıs 7’si geleneği yaşatıldı

Giresun’da 47. Uluslararası Aksu Festivali katılan vatandaşlar, dilek tutup dereye yedi çift, bir tek taş attı, sac ayaktan geçti.

Giresun’da bazı geleneklerin yaşatılması amacıyla bu yıl 47.’si düzenlenen ’Uluslararası Giresun Aksu Festivali’ne katılan vatandaşlar, dilek tutup dereye yedi çift, bir tek taş atıp, sac ayaktan geçme gibi ritüellerin gerçekleştirildiği 3 bin yıllık gelenek sembolize edilerek yaşatıldı.

Yöre halkı tarafından hicri takvime göre 7 Mayıs yaz mevsiminin müjdecisi olarak kabul edilerek bu tarihte uzun yıllardır kutlama yapılıyor.

Giresun Belediyesi tarafından bu çerçevede yöreye özgü birtakım geleneklerin yaşatılması amacıyla organize edilen Uluslararası Giresun Aksu Festivali’nin bu yıl 47.’si düzenlendi.

Aksu Deresi’nin denizle buluştuğu yerde düzenlenen festivalde vatandaşlar, bu yıl da yerden topladıkları yedi çift, bir tek taşı sırtları dereye dönük olacak şekilde dilek tutarak fırlattı.

Vatandaşlar, bir başka geleneği yaşatmak adına da üç ayaklı sacın içinden üç kez dilek tutup geçti.

Belediye Başkanı Fuat Köse, festivalde yaptığı konuşmada, “Festivalimizi eski günlerde olduğu gibi coşkuyla kutlamaya devam ediyoruz. Şehrimizin sosyal ve kültürel geçmişini tekrar canlandırarak yaşamaya ve yaşatmaya devam edeceğiz. Topluklar kültürlerini hiçbir zaman kaybetmemelidir. Toplumlar sosyal yapılarını ve kültürlerini kaybettiklerinde dejenere olurlar, yozlaşırlar. Biz sosyal ve kültürel faaliyetlerimizi yaşatmaya devam edeceğiz” dedi.

Giresun Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti ise “Atalarımızdan bizlere miras kalan gelenekleri yaşatmak, kültürleri unutmamak adına bu festivaller bir fırsattır. Bu festivalin uluslararası olması da ayrı bir kazanımdır. Böylelikle geçmişten gelen kültürlerimizin paylaşılarak gelecek nesillere aktarılmasına katkı sağlanmış olacaktır. Ayrıca bu uluslararası festival turizm alanında da ilimize ayrı bir değer kattığını ifade etmek gerekir” diye konuştu.

Etkinlikte Slovakya ve Gürcistan ile yurtiçinden katılan halk dansları topluluklarının gösterileri ile sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
1
Peri Dilbaz Avatarı
Peri Dilbaz
23 Nisan, 2026 09:46 tarihinde yayınlandı
0
0

Enerji ve Psikoloji: Görünmeyeni Anlamak

İnsan, sadece etten ve kemikten ibaret değildir. Duyguları, düşünceleri ve fark edilmesi daha zor olan bir yönüyle enerjisiyle var olur. Peki sıkça duyduğumuz bu “enerji” kavramı nedir? Gerçekten var mıdır, yoksa yalnızca soyut bir anlatım biçimi midir?  Bilimsel açıdan baktığımızda enerji var olan her şeyin temel yapı taşıdır. Bedenimiz biyolojik bir sistem olarak elektriksel ve kimyasal sinyallerle çalışır. Kalbimizin ritmi, beynimizin dalgaları, sinir sistemimizin iletimleri… Tüm bunlar aslında birer enerji akışıdır. Ancak mesele yalnızca fiziksel enerjiyle sınırlı değildir. Psikolojik açıdan enerji, çoğu zaman kişinin duygu durumu, zihinsel yükü ve içsel dengesiyle kendini gösterir. “Bugün enerjim yok” dediğimizde aslında tükenen şey kas gücümüz değil ruhsal kapasitemizdir. Ya da birinin yanındayken kendimizi iyi hissedip, bir diğerinin yanında daralmamız… Bu da kişiler arası psikolojik enerji alışverişinin bir yansımasıdır. İnsan bedeni, yalnızca biyolojik değil aynı zamanda anlam üreten bir sistemdir. Bu sistemin kendine ait bir zekası vardır. Beden, zihnin fark etmediğini hisseder. Bazen açıklayamadığımız bir huzursuzluk, bazen sebepsiz bir rahatlama… Bunlar beden enerjisinin verdiği sinyallerdir. Örneğin, uzun süre bastırılmış duygular bedende gerginlik olarak birikir. Omuz ağrıları, mide sorunları ya da kronik yorgunluk çoğu zaman sadece fiziksel değildir; duygusal yüklerin bedendeki izleridir. Bu noktada “beden zekâsı” kavramı önem kazanır. Beden zekası, insanın kendini dinleyebilme kapasitesidir. Aç mı, yorgun mu, üzgün mü, güvende mi.  Bunları fark edebilmek, aslında enerjiyi doğru yönetebilmenin ilk adımıdır. Çünkü enerji, yönlendirilmediğinde dağılır  fark edildiğinde ise dönüşür.

Modern yaşamın en büyük sorunlarından biri, insanın kendi enerjisiyle bağını koparmasıdır. Sürekli dış uyaranlara maruz kalmak, hız, stres ve beklentiler… Tüm bunlar kişinin içsel dengesini zayıflatır. Bu yüzden bugün birçok insan “neden bu kadar yorgunum?” sorusunu sormaktadır. Oysa cevap çoğu zaman dışarıda değil, içeridedir.

Enerji yönetimi, aslında psikolojik dayanıklılığın bir parçasıdır. Kişi sınır koyabildiğinde, duygularını bastırmak yerine ifade edebildiğinde ve kendine temas edebildiğinde enerjisini korur. Aksi halde tükenmişlik kaçınılmaz hale gelir.

Sonuç olarak; enerji mistik bir kavramdan ziyade, insanın hem biyolojik hem de psikolojik varoluşunun bir bütünüdür. Onu anlamak için uzaklara bakmaya gerek yok. Bedenin verdiği sinyallere kulak vermek, duyguları inkâr etmemek ve kendine alan açmak… Belki de en gerçek enerji çalışması budur.

Çünkü insan, en çok kendisiyle temas ettiğinde dengelenir.