Üç ilin kesişim noktasında manzarasıyla mest eden zirve keşfedilmeyi bekliyor - Karabük Haber Postası
uc ilin kesisim noktasinda manzarasiyla mest eden zirve kesfedilmeyi bekliyor aQQhpTtH
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
13 Eylül, 2025 00:15 tarihinde yayınlandı
0
0

Üç ilin kesişim noktasında manzarasıyla mest eden zirve keşfedilmeyi bekliyor

Kastamonu’nun Araç ilçesindeki Soğucaova Yaylası sonlarında yer alan ve doğal güzellikleriyle dikkat çeken bin 700 rakımlı Katbaşı Doruğu keşfedilmeyi bekliyor. Kastamonu, Çankırı ve Karabük’ü gören tepe, doğal hoşluğuyla mest ediyor.

Kastamonu’nun Araç ilçesindeki yaylaların turizme kazandırılması için çalışmalar sürüyor. Son yıllarda vatandaşların uğrak noktası haline gelen Araç yaylaları, ziyaretçilerini görüntüleriyle mest ediyor. Araç ilçe merkezinden başlayıp 48 kilometrelik uzaklıkta birbirine kontaklı 33 yaylada, ’orman ve tabiat turizmi’ alanında ihtisaslaşan Kastamonu Üniversitesi’nce yürüyüş rotası çalışmaları gerçekleştirildi. Bu çerçevede Kastamonu Üniversitesi Öğretim Vazifelisi Hikmet Haberal, Ersizlerdere Kalkınma Eğitim ve Eko Turizm Derneği Başkanı Mustafa Çağır ve Kastamonu Tabiat Müdafaa ve Milli Park Müdürlüğü takımları Soğucaova Yaylası’nda ve Katbaşı Zirvesi’nde incelemelerde bulundu.

Bin 700 rakımlı Katbaşı Zirvesi’ni bölge halkıyla gezen takım, Ankara’ya 292 kilometre, İstanbul’a 470 kilometre uzaklıktaki bölgenin turizme kazandırılması için keşif çalışması yaptı. 3 kilometrelik bir mağaranın da yer aldığı bölgede yaşayan yerli halk ise tepe ve yaylanın hoşluğuyla turizm merkezi haline gelebileceğini tabir etti.

“Katbaşı Tepesi, Çankırı, Kastamonu ve Karabük sonlarında yer alan tabiat mükemmeli bir yer”

Bölgeyle ilgili bilgi veren Kastamonu Üniversitesi Öğretim Vazifelisi Hikmet Haberal, “Soğucaova Yaylası’nın 2 kilometre uzaklığında bulunan Katbaşı Tepesi olarak bilinen bu yer, rakım olarak bin 700 metrededir. Burası görsel hoşluğuyla, tabiat kaynakları açısından değerli bir alan. Bitki çeşitliliği, yaban hayatı çeşitliliği, dağ sarımsakları olan inanılmaz çam ağaçlarının olduğu bir bölge. Katbaşı Zirvesi’nin çabucak altında Soğanlı Çayı’nın olduğu Karabük, Kastamonu ve Çankırı hudutlarının 3 vilayetimizi bir ortada göründüğü noktada olan bu tabiat mükemmeli bir yer. Buraya beşerler yaylacılık faaliyetleri için geliyorlar ve onlarla da görüştük. Vatandaşlar, piknik maksatlı ve seyir emelli gelip burayı görmek istiyorlar. Macera turizmine yahut doğal hoşlukları açısından insanların bölgeye gelmesi, bu bölgede gelip çok fazla bir yatırım gerektirmeden bir seyir terası yapılması ve yollarının uygunlaştırılması gerekiyor. Yolun düzenlenmesiyle birlikte hem yerli halk hem de dışarıdan vatandaşlarımız buraya gelecektir. Zira burası Karabük, Kastamonu ve Çankırı ortasında bulunan bir noktada, insanlarımızın gelip burada seyir yapması, burada piknik yapması kıymetli katkı sağlayacaktır” dedi.

“Çok fazla yatırım gerektirmeden çok kolay kamelya ve seyir terasıyla bölge turizme açılabilir”

Araç ilçesi ile Katbaşı Tepesi ortasında 33 tane yaylanın bulunduğunu belirten Haberal, “Karabük ile Çankırı hududuna yanlışsız Soğucaova Yaylası bulunuyor. Bu bölgeye beşerler gerilimden, kentteki o gürültüden, kalabalık ortamdan uzaklaşıp yaylaya gelebiliyorlar. Soğucaova Yaylası’na gelen vatandaşlarımız, 2 kilometre olan yürüyüş aralığıyla bu alana gelip burada kendini yenileyebiliyor. En güzel terapi doğal terapidir. Şurada oturup şu görüntüyü bir saat izledikten sonra psikiyatriye, psikoloğa gitmezsiniz. Zira en düzgün terapi budur. Gelip insanların yaylalarda vakit geçirmelerini istiyoruz. Sıradan bir piknik ya da oturma kümelerinin yapılması, çardakların yapılmasıyla birlikte buraya da bir seyir terası yahut çardak üzere bir kamelya usulü bir donatıların yapılmasıyla turizme kazandırılabilir. Bilhassa Tabiat Muhafaza ve Milli Parklar Müdürlüğü ile Tabiat Muhafaza ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü bu işleri çok hoş yapıyor. Bu kurumlarımızın bu bölgelerde bu donatıları yapıp vatandaşların hizmetine sunduğunda bizim bu bölgeye eko turizmin manasında aslında bu eko turizmin turist tipleri çok farklıdır. Çok kalabalık turisti sevmeyen, sakin ve sadeliği seven insanların bölgelere gelmesini istiyoruz. Sayısı az olsun lakin gelsin insanlarımız vatandaşlar bu bölgeden faydalansınlar” formunda konuştu.

Yöre halkı bölgenin turizme kazandırılmasını istiyor

Emekli olduktan sonra Soğucaova Yaylası’na yerleştiğini belirten Şener Deveci ise, “Katbaşı Tepesi, yaylamızın sonları içerisinde olan bir yer. Katbaşı olarak bilinen burasının yüksekliği 2 bin metreye yakındır. Çaykaşı köyünün sonlarının üstünde oluyor. Yaylaya bağlı bir yer. Bir de mağarayla birlikte teması var. Tıpkı vakitte aşağısında Soğanlı ve Filyos Çayı üzerinde bulunuyor. Burada paraşüt çalışmaları yapılabilir, seyahat yapılabilir, piknik yapılabilir. Bunun dışında tabiat turizmi, tabiat turizmine yanıt verecek bir ölçüde ve hasebiyle doğal hoşlukları olan bir yer. Lakin şu ana kadar keşfedilmedi. Tarım ve Orman Bakanlığı ve Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından bu mevzuda bize yardımcı olmalarını ve bölgenin turizme kazandırılmasını talep ediyoruz” tabirlerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
xaxaxa
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
02 Nisan, 2026 11:16 tarihinde yayınlandı
0
0

LİYAKAT YERİNE NEPOTİZM, SİYASAL SADAKAT VE KADROLAŞMA TERCİHİ !

Son zamanlarda en çok duyduğumuz kelimelerden biri de LİYAKAT.
Liyakat; bir kimsenin kendisine verilen işe, göreve veya makama uygunluk, yaraşırlık durumu ve yeterlilik olarak tanımlanıyor.

Liyakat yerine; nepotizm, siyasal sadakat ve kadrolaşma tercihinin ülkeye verdiği zararlar, modern kamu yönetimi ve ekonomi biliminde “kurumsal çürüme” olarak adlandırılıyor. Bu durumun yarattığı temel sorunlar şunlardır:

☆ Verimlilik Kaybı: İşi en iyi bilen değil, “bizden olan” seçildiğinde kamu hizmetlerinin kalitesi düşer ve hata payı artar.

☆ Beyin Göçü: Yetenekli ve eğitimli bireyler, hak ettikleri pozisyonlara gelemeyeceklerini anladıklarında enerjilerini başka ülkelere taşırlar.

☆ Ekonomik Maliyet: Kurumlara duyulan güven azaldığında yabancı yatırımcı kaçar, yolsuzluk riski artar ve kaynaklar yanlış yönetilir.

☆ Toplumsal Kutuplaşma: Vatandaşlar arasında “imtiyazlılar” ve “dışlananlar” algısı oluşur, bu da sosyal adaleti ve devlete olan bağlılığı zedeler.

☆ Kriz Yönetiminde Zafiyet: Liyakatsiz kadrolar, öngörülemeyen kriz anlarında (deprem, ekonomik şoklar vb.) hızlı ve doğru karar alma yeteneğinden yoksundur.

☆ Özetle; sadakat kısa vadede yönetenlere konfor sağlasa da, uzun vadede devletin kurumsal hafızasını ve rekabet gücünü yok ederek ülkeye kalıcı zararlar verir.

Sanırım buraya kadar hemfikiriz. İtirazı olanlara hatırlatırım!
Kur’an-ı Kerim’de; işlerin ehline verilmesi, adalet ve uzmanlığa saygı liyakatin temel ilkeleridir. En temel ayet Nisâ Suresi 58. ayettir; Allah, emanetlerin (görevlerin) ehline verilmesini ve adaletle hükmedilmesini emreder. Ayrıca, konunun uzmanlarına danışılması (Nahl 43) ve işlerin istişareyle yapılması (Şûrâ 38) liyakatin tamamlayıcısıdır.

Kur’an’da Liyakat ve Ehliyetle İlgili Ayetler:
☆ Nisâ Suresi, 58. Ayet: “Allah size emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder…”
☆ Nahl Suresi, 43. Ayet (ve Enbiyâ 7): “…Eğer bilmiyorsanız, bilenlere (konunun uzmanlarına/ehliyetli olanlara) sorun.”
☆ Kasas Suresi, 26. Ayet: “O kadınlardan biri, ‘Babacığım, onu (çalışan olarak) tut. Çünkü ücretle tuttuklarının en hayırlısı, güçlü ve güvenilir (kaviyyü’l-emîn) olandır’ dedi.” (Liyakatin temel unsurları olan güç/yeterlilik ve güvenilirlik/karakter)
☆ Şûrâ Suresi, 38. Ayet: “…Onların işleri, aralarında şûrâ (danışma/istişare) iledir…”
☆ Zümer Suresi, 9. Ayet: “…De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak akıl sahipleri öğüt alırlar.”

Bakınız, meşhur tarihçi, sosyolog, filozof, siyaset ve devlet adamı İbn Haldun da, günümüzden 600 yıl önce bir devletin çöküşünü ( İnkıraz) nasıl anlatmış; İnkıraz, sosyal dayanışmanın (asabiyet) yitirilmesi, liyakatsizlik, adaletsizlik, aşırı vergi yükü ve üretimdeki düşüş gibi etkenlerle başlar. Toplumsal ahlakın bozulması, lüks tüketim çılgınlığı ve göçlerin hızlanması, devletin ömrünün sonuna geldiğini gösteren temel belirtilerdir.

Kamu yönetiminde görevlendirmelerde liyakat ilkesinin tam olarak uygulanmamasının arkasında yatan temel nedenler, idari gelenekler, siyasi tercihler ve mevzuattaki boşluklar gibi çeşitli faktörlere dayanıyor. Araştırmalar ve güncel tartışmalar ışığında bu durumun başlıca nedenleri şunlardır:
1. Siyasal Sadakat ve Kadrolaşma Tercihi
Kamu yönetiminde uzmanlık ve yetenek yerine siyasal sadakatin ön plana çıkarılması, liyakatin ikinci plana atılmasının en yaygın nedenidir. Özellikle üst düzey atamalarda ve stratejik kurumlarda, yönetimin kendi politikalarıyla “uyumlu” çalışacak kişileri tercih etmesi “siyasal kadrolaşma” eleştirilerini beraberinde getirmektedir.

2. Sınırsız Takdir Yetkisi ve Keyfiyet
Mevzuatta yöneticilere tanınan geniş takdir yetkisi, bazı durumlarda liyakat ilkelerinin aşılmasına yol açabilmektedir. Özellikle “proje okulları” gibi özel statülü kurumlarda atama yetkisinin tek bir makama bırakılması, nesnel kriterlerin yerine keyfi kararların geçmesine neden olabilmektedir.

3. Mülakat Sistemi ve Nesnellik Sorunu
Yazılı sınavlarda yüksek puan alan adayların, sözlü sınav (mülakat) aşamasında elenmesi liyakat tartışmalarının odağındadır. Mülakatların genellikle kamera kaydı veya somut gerekçeler sunulmadan yapılması, “kayırmacılık” (nepotizm) iddialarını güçlendirmekte ve liyakat sisteminin özüne zarar vermektedir.

4. Denetim Mekanizmalarının Zayıflığı
Liyakatsiz atamalara karşı yargı yoluna başvurulsa da, iptal kararlarının uygulanmasında yaşanan gecikmeler veya yeni formüllerle (örneğin görevden alınan kişinin “araştırmacı” kadrosuna atanması gibi) liyakat ilkesinin etrafından dolaşılması sistemin etkinliğini kırmaktadır.

5. Kurumsal Gelenek ve “Sadakat” Kültürü
Bazı kurumlarda “işi bilenden ziyade, söz dinleyene” görev verilmesi bir yönetim kültürü haline gelmiştir. Bu durum, inisiyatif alabilen liyakatli kadrolar yerine, sadece talimatları uygulayan profillerin yükselmesine yol açarak kurumsal körlük ve stratejik zafiyet riski yaratmaktadır.

Sonuç olarak; liyakatin esas alınmaması yalnızca bireysel bir adaletsizlik değil, aynı zamanda kamu hizmetlerinin kalitesinin düşmesine ve milli güvenlik risklerinin oluşmasına neden olan yapısal bir sorundur.

Liyatle ilgili, yüce kitabımız, rehberimiz Kuran’ı Kerimden neden örnekler verdim?
Çünkü, esas alınması gereken en doğru ve gerçek rehber Kuran’ı Kerim dir. Buna rağmen, Liyakat ve Ehliyetin gözardı edildiği örnekleri görmek kaygı verici.

Ülkemizin temel sorunu budur. Bu sadece mevcut iktidarın değil, gelmiş geçmiş tüm iktidarların uyguladığı yanlış bir yönetim şeklidir.

Liyakatsiz atamalar ve ülkenin bundan gördüğü zarar ayrı bir yazı konusudur.

Özetle, gelişmiş ve ahlaklı toplumlarda Liyatsizliğe ve Nepotizme yer yoktur.

İlyas Erbay