karabuk
İmsak 06:00
Güneş 07:25
Öğle 13:08
İkindi 16:09
Akşam 18:41
Yatsı 20:00
İftara kalan son --:--
Namaz Vakitleri
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
19 Ekim, 2023 20:36 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

“Tuvalette telefon kullanmak enfeksiyon riskini 2 kat artırıyor”

Tuvalet klozetlerinin ve yüzeylerinin çeşitli tehlikeli mikroplarla dolu olduğuna dikkat çeken Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, “Tuvalette telefon kullanımının riskleri, özellikle enfeksiyonlar açısından birçok insanın farkında olmadığı bir konudur. Tuvaletler bakteri ve virüslerin kolayca yayılabileceği yerlerdir. Tuvalette telefon kullanmak, telefonun bu mikroplarla enfekte olma riskini iki katına çıkarmaktadır” dedi.
VM Medical Park Samsun Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, Dünya El Yıkama Günü dolayısıyla bilgilendirmelerde bulundu.

“Tuvaletler, bakteri ve virüslerin kolayca yayılabileceği yerlerdir”
Dünya nüfusunun yüzde 90’ından fazlasının akıllı telefon sahibi veya kullanıcısı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Leblebicioğlu, “Ancak, telefonlarımızın mikroplarla kaplı olduğu ve sağlık riskleri taşıdığı gerçeği sıkça göz ardı edilmektedir. Tuvalette telefon kullanımının riskleri, özellikle enfeksiyonlar açısından birçok insanın farkında olmadığı bir konudur. Tuvaletler, bakteri ve virüslerin kolayca yayılabileceği yerlerdir. Bu mikroplar, tuvalet kâğıdı, kapı kolları, musluklar ve sifon gibi yüzeylere bulaşabilir” diye konuştu.

“6 kişiden 4’ü tuvalette telefon kullanıyor”
Yapılan bir çalışmada, 6 kişiden 4’ünün tuvalete telefonlarını götürdüğünün ve bunun ciddi sağlık sonuçlarına yol açabileceğinin belirlendiğine dikkat çeken Prof. Dr. Leblebicioğlu, “Katılımcıların çoğu tuvalette sosyal medya platformlarında gezinmek, güncel olayları takip etmek veya mesajlara ve maillere cevap vermek için telefonlarını kullandıklarını belirtmektedir” şeklinde konuştu.

“Akıllı telefonlar klozetlerden 10 kat daha fazla mikrop taşıyabilir”
Tuvalet klozetlerinin ve yüzeylerinin çeşitli tehlikeli mikroplarla dolu olduğunu belirten Prof. Dr. Leblebicioğlu, şu bilgileri paylaştı:
“Araştırmalar göstermektedir ki, akıllı telefonlar bile klozetlerden 10 kat daha fazla mikrop taşıyabilmektedir. Dokunmatik ekranlar da mikropların yayılmasında önemli rol oynayan bir yüzeydir. Telefon ekranlarında mikroplar 28 gün boyunca hayatta kalabilme gücüne sahiptir. Dokunmatik ekranlar, bulaşıcı hastalıklar taşıyabilen ’dijital çağın sivrisineği’ olarak tanımlanmaktadır. Tuvalette telefon kullanmak, telefonun bu mikroplarla enfekte olma riskini iki katına çıkarmaktadır. Özellikle kirli yüzeylere temas ettiğinizde veya yaklaştırdığınızda mikroplar cihazınıza bulaşır.”

Tuvaletlerde sık bulunan mikroplar
Tuvaletlerde en sık saptanan mikroplardan birisinin staphylococcus aureus mikrobu olduğunu söyleyen Prof. Dr. Leblebicioğlu, “Bunun yanı sıra e. coli, enterococcus, salmonella, shigella ve campylobacter gibi patojenlere de maruz kalınır. Bu enfeksiyonlar arasında besin zehirlenmesi, soğuk algınlığı, grip, ishal, idrar yolu enfeksiyonu ve cilt enfeksiyonları sayılabilir” dedi.

“Tuvalete telefonunuzu götürmeyin”
Tuvalette telefon kullanımının risklerini azaltmak için alınabilecek önlemlerden bahseden Prof. Dr. Leblebicioğlu, “Öncelikle tuvalete telefonunuzu götürmekten kaçının. Telefonunuzu tuvalette kullanmanız gerekiyorsa, sesli arama veya kulaklık gibi eller serbest seçeneklerini tercih edin. Tuvaletten çıktıktan sonra telefonunuzu silin ve ellerinizi en az 20 saniye boyunca sabun ve suyla yıkayın. Ardından ellerinizi temiz bir havlu veya tek kullanımlık kâğıt havluyla kurulayın. Bu basit adımlar, tuvalette telefon kullanımının risklerini önemli ölçüde azaltabilir ve sağlığınızı koruyabilir. Telefonu düzenli temizlemek de önemlidir. Telefonu temizlerken en az yüzde 70 alkol içeren alkollü mendil veya spreyler kullanmalısınız. Doğrudan telefonun üzerine sprey yapmaktan kaçının ve temizlik işlemi bittikten sonra ellerinizi iyice yıkayın” ifadelerinde bulundu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
24 Şubat, 2026 12:00 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Kenevirden kauçuk, krem ve biyomalzeme: OMÜ’den çok yönlü kenevir çalışmaları

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Kenevir Araştırmaları Enstitüsü, geliştirdiği yeni kenevir çeşitleri, ağrı kesici ve yara iyileştirici kremler, kenevirden kauçuk ve biyomalzeme projeleriyle hem sağlık hem de sanayi alanında dikkat çekiyor. Enstitü, genişleyen genetik havuzu ve yerli çeşit adaylarıyla Türkiye’de tıbbi kenevir sektörüne yön vermeyi hedefliyor.
Kenevir Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Selim Aytaç, enstitünün yürüttüğü çalışmalar ve Türkiye’de kenevir sektörünün geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Aytaç, özellikle tıbbi kenevir alanında son yıllarda önemli adımlar atıldığını belirtti. Enstitü bünyesinde 3 anabilim dalı bulunduğunu ifade eden Aytaç, bunlardan birinin tarım ve ıslah alanında faaliyet gösterdiğini söyledi. Özellikle yeni kenevir çeşitlerinin geliştirilmesine odaklandıklarını kaydeden Aytaç, son 1-2 yıldır Türkiye gündeminde yer alan tıbbi kenevir çeşitleri üzerine yoğun çalışmalar yürüttüklerini dile getirdi.
Kenevirin sazlık alanlarda kullanımına yönelik projelerinin bulunduğunu aktaran Aytaç, inşaat malzemeleri ve biyomalzeme üretimi konusundaki çalışmaların da hız kesmeden sürdüğünü ifade etti. Yeni çeşitler ve çeşit adaylarının geliştirildiğini belirten Aytaç, "Bu durum genetik havuzumuzun önemli ölçüde genişlediğini göstermektedir" dedi.

"Kauçuk ve krem"
Enstitünün farklı birimlerle iş birliği içerisinde kenevirden kauçuk geliştirilmesine yönelik projeler yürüttüğünü söyleyen Aytaç, "Enstitümüzle iş birliği içinde olan diğer birimlerle birlikte yürüttüğümüz, kenevirden kauçuk geliştirilmesine yönelik bir projemiz var. Kenevirle ilgili tıbbi alanda, özellikle ağrı kesici ve yara iyileştirici kremler geliştirmiş bulunmaktayız. Kenevirin sağlık alanında kullanımıyla ilgili hem üretim hem de kullanım açısından yasal bir düzenlemeye ihtiyaç vardı. Bu yasal düzenlemeler ülkemiz bürokrasisinin gündemindeydi. 31 Ocak 2026 tarihinde hem Sağlık Bakanlığı’nın hem de Tarım ve Orman Bakanlığı’nın çıkarmış olduğu iki yeni yönetmelikle tıbbi kenevirin üretimi ve kullanımına ilişkin detaylar ortaya konuldu. Tıbbi kenevirin ülkemizde gelişmesi için ülke olarak önemli attığımızı düşünüyorum. En azından süreci başlatmış olduk" diye konuştu.

"Vahşi sanayileşmeye karşı kenevir"
Dünyada yoğun sanayileşmenin yol açtığı çevre kirliliğine dikkat çeken Aytaç, "Beş yıl sonra Türkiye’de kenevir sektörü yalnızca ülkemize bağlı olarak değil, ticaret yaptığımız diğer ülkeler ve ülke bloklarıyla birlikte şekillenecektir. Örneğin, Yeşil Mutabakat ve Paris İklim Antlaşması gibi unsurlar üretim durumumuzu belirleyecektir; hem tarımsal üretim hem de sanayi üretimi açısından. Dünyanın vahşi sanayileşme sonrası kirlenmesinin ardından bu kirliliğin önüne geçebilmek veya azaltabilmek için bir dönüşüm gerekmektedir. Bu dönüşüm sürecinde kenevirin avantajlı olduğu düşünülmektedir" şeklinde konuştu.

"Önemli olan, üretim modelini ortaya koymak ve sanayisini geliştirmek"
Türkiye’nin tekstil alanında güçlü bir ülke olduğuna işaret eden Aytaç, "Biz tekstil bakımından güçlü bir ülkeyiz. Kenevir tekstilini yaygınlaştırabilirsek ve kenevir tekstil üretiminden arta kalanları da kâğıt sanayisinde değerlendirebilirsek, keneviri ekonomik anlamda iyi kullanan ülkelerden biri olabiliriz. Elbette kenevirden birçok ürün üretilebilmektedir. Önemli olan, üretim modelini ortaya koymak ve sanayisini geliştirmektir" ifadelerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin