Reklam
Reklam
turkiyenin en buyuk panayirlarindan biri basladi DYNJNnas jpg
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
13 Eylül, 2024 20:07 tarihinde yayınlandı
0

Türkiye’nin en büyük panayırlarından biri başladı

Türkiye’nin en eski ve en büyük 5 panayırından biri olarak bilinen Gerede Hayvan ve Emtia Panayırı başladı. Gerede Panayırı’nın ilk etabı 13-15 Eylül, 2. etabı ise 27-29 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilecek.

Türkiye’nin en eski ve en büyük 5 panayırından biri olarak bilinen yaklaşık 500 yıldır devam eden Bolu’nun Gerede ilçesinde büyük panayır başladı. Gerede Hayvan ve Emtia Panayırı’na her yıl 100 bin kişiye yakın vatandaş geleneksel panayırı ziyaret ediyor. Gerede Panayırı’nın ilk etabı 13-15 Eylül, 2. etabı ise 27-29 Eylül tarihleri arasında yapılacak. İlk günde panayırın simge lezzetleri olan kaz eti, şakşak helvası, köfter ve keşin yanı sıra el işleri, kışlık bakliyat ve konfeksiyon ürünleri yoğun ilgi gördü.

Gerede Hayvan ve Emtia Panayırı’nın açılış programına katılan Bolu Valisi Erkan Kılıç, panayırın bölge ekonomisi için önemli olduğunu vurguladı. Panayırın açılışında konuşan Vali Erkan Kılıç, “Bugün açılışını yaptığımız panayır sadece ticari bir etkinlik değil, aynı zamanda ilimiz ekonomisine ve sosyal hayatına büyük katkılar sağlayan bir buluşma noktasıdır. Kadim tarihimizden günümüze korunarak ulaşan, ülkemizin eski panayırlarından biri olan bu geleneğimizin yaşatılmasında emeği geçenleri gönülden kutluyor, esnafımıza bol kazançlar diliyorum” dedi.

Açılışın ardından stantları gezen protokol, Türkiye’nin dört bir yanından gelen esnafla ve çevre illerden gelen misafirler ile sohbet etti.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin