Türkiye’nin dört bir yanından gelen üniversite öğrencileri, sel afetinin yaşandığı Bozkurt’tu inceledi - Karabük Haber Postası
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
24 Ağustos, 2024 12:07 tarihinde yayınlandı
0
0

Türkiye’nin dört bir yanından gelen üniversite öğrencileri, sel afetinin yaşandığı Bozkurt’tu inceledi

Kastamonu’da yürütülen “İklimin Geleceği: Geleceğin İklimi 2” projesi çerçevesinde Türkiye’nin dört bir yanından gelen üniversite öğrencileri, sel felaketinin yaşandığı Bozkurt ilçesinde incelemelerde bulundu.

Kastamonu Üniversitesi tarafından hazırlanan ve TÜBİTAK 4004 Doğa Eğitimi ve Bilim Okulları Destekleme Programı kapsamında desteklenen “İklimin Geleceği: Geleceğin İklimi 2” başlıklı proje çerçevesinde 2021 yılında sel felaketinin yaşandığı Bozkurt ilçesinde teknik gezi düzenlendi. Kastamonu Üniversitesi akademisyenlerinden Öğretim Görevlisi Berkan Güngör’ün projenin yürütücülüğünü yaptığı proje çerçevesinde Türkiye’nin farklı şehirlerinden Kastamonu’ya gelen katılımcılar, yaşanan sel felaketinde çok sayıda kişinin hayatını kaybettiği, onlarca ev ve işyerinin yıkıldığı, çok sayıda binanın da zarar gördüğü alanları gezdi. Kastamonu İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD) ekiplerinin de eşlik ettiği teknik gezide ekipler tarafından katılımcılara bilgiler verildi. Ayrıca katılımcılar, sel felaketinin yaşanmasının ardından ilçede yürütülen rehabilite çalışmalarını da inceledi.

“Afetlere karşı alınacak tedbirlerin en başında aslında bilinç ve farkındalık geliyor”

Proje katılımcılarına iklim değişikliği sebebiyle yaşanan afetler üzerinde gözlem yaptırıldığını belirten Kastamonu Üniversitesi Öğretim Görevlisi Berkan Güngör, “Kastamonu’da iklim değişikliğine bağlı doğal afetlerin hemen hemen hepsini yaşadık. Yaşamadığımız sadece 1-2 afet türü kaldı. 2021 yılında da Bozkurt ilçesinde ne yazık ki sel afeti yaşadık. İl olarak bu afetten büyük zararlar gördük. Aslında Batı Karadeniz havzasını derinden etkileyen bir sel olayıydı. Fakat en çok can ve mal kaybı Bozkurt’ta yaşandığı için hafızalarımızda Bozkurt kaldı. Bizler de bu kapsamda Bozkurt’ta 2021 yılında yaşanan selin izlerini ve şu anda yapılan rehabilitasyon çalışmalarını görmek için arkadaşlarımızla birlikte sahayı ziyaret ettik. Doğa ile mücadele edemezsiniz, bu bir gerçektir. Doğanın kendisine göre kuralları ve kanunları vardır. Bunun için baştan tedbir alabilirsiniz. Tedbirler alındığı zaman afetlerde can ve mal kaybını minimum düzeye indirebilirsiniz. Bu tedbirlerin de en başında bilinç ve farkındalık geliyor. Nitekim bugün yaşanan doğal afetlerin birçoğunda eğer halkımızın bilinçli ve farkındalık düzeyi yüksek olsaydı bu kadar can kaybının yaşanmaması daha muhtemeldi. Bizim projemizin temel amacı da iklim değişikliği hakkında farkındalık ve bilinç oluşturmak. Bu kapsamda daha öncesinde Taşköprü’de orman yangınının çıktığı alanı ziyaret ettiğimiz gibi yine Bozkurt’ta da ziyaretteki temel amacımız kendi proje ekibimizdeki 30 arkadaşımızla birlikte başlayarak bir farkındalık ve bilinç oluşturma hareketinin fitilini yakmaktı. Bizim beklentimiz arkadaşlarımızın da bu proje bittikten sonra kendileri memleketlerine döndüklerinde bu bilinci kartopu gibi yaymalarını ve bilinci çevrelerine aşılamalarını bekliyoruz” dedi.

“İklim değiştiği sebebiyle büyük afetler yaşıyoruz”

Sakarya’dan projeye katılmak için geldiğini söyleyen Ramazan Günsel ise “Bozkurt’ta yaşanan sel afeti hakkında bilgiler aldık ve gözlerimizle görebildik. Bunu çok güzel bir şekilde deneyimleyebildik. Bir ev ile karşılaştık ve yarısına kadar çamura batmış durumdaydı. Bu bize çok güzel duygularda iletti, bunları soyutta biliyorduk, çoğu şekilde hissediyorduk fakat gözle görmek daha önemli hislere yol açtı. Bu konunun ne kadar ciddi olduğunu, ne kadar fazla paylaşılması gerektiğini çok güzel bir şekilde anlamış olduk. İklim değiştiği sebebiyle büyük afetler yaşıyoruz. Bu daha da artacak. Bunun önleminin kesinlikle alınması gerekiyor. Şu anda Bozkurt’ta önlem alınmış ama selden önce bu önlemlerin alınmadığını gördük. Önlem alınmayınca sel afetinin nelere mal olduğunu gördük. Bu alınan önlemlerin de ne kadar önemli olduğunu gördük. Kesinlikle önlemlerin alınması gerektiğini ve iklimin değişikliğinin bu denli kötü sonuçlar çıkardığını, birçok kişinin hayatını kaybettiği sonuçla karşılaştığımız zaman ne kadar kötü olduğunu ve bunun için ne kadar daha fazla mücadele etmemiz gerektiğini çok iyi bir şekilde anlamış olduk” diye konuştu.

Kastamonu Üniversitesi ve TÜBİTAK dışında 3 üniversite, 4 kamu kurumu ve 1 özel kuruluş tarafından desteklenen projede 4 uzman, 14 eğitmen, 7 rehber ve 1 sağlık personeli yer alıyor.

Bizi sosyal medyadan takip edin
swwsws
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
23 Nisan, 2026 10:40 tarihinde yayınlandı
0
0

RTÜK GÖREVİNİN GEREĞİNİ YAPIYOR MU ?

Televizyon kanallarında yayınlanan bazı diziler ve gündüz kuşağı programları; çarpık ilişkiler, şiddet ve ahlaki erozyona yol açan sahnelerle toplumsal yapıyı tehdit ediyor.
Bu içeriklerin meşrulaştırılması, özellikle çocukların ve gençlerin değerlerinden kopmasına sebep oluyor.
Sanırım toplum olarak bu konuda hemfikiriz.

Bir şeyleri düzeltmek istiyorsak işe buradan başlayabiliriz. Zira TV ler ve telefonlar yoluyla ulaştığımız kontrolsüz ve denetimsiz yayınlar, toplum sağlığını ve ahlaki yapıyı ciddi şekilde tehdit ediyor.

Tehlikenin farkında olan sağduyulu vatandaşlardan RTÜK’e yoğun şikâyetler gittiğini biliyoruz. Buna rağmen bu tür yayınlar devam ediyor.

Ahlaksızlığı özendirdiği için şikayet konusu olan yayınları,
* Toplumsal değerlerin yozlaşması, iffetsizliği sıradanlaştıran ve meşrulaştıran, aile yapısını zayıflatan diziler.
* Toplumun manevi yapısını bozan, şiddet ve suç temalarını işleyen programlar.
* İnanç ve ahlak değerleri hedef alarak, İslam’ı sembolize eden kişileri “kötü karakter” olarak gösteren programlar olarak sıralayabiliriz.

Toplumda, bu tür içeriklere karşı RTÜK’ün yetersiz kaldığı, nadiren ceza uyguladığı görüşü hakim.
Şiddet sahneleri içeren dizilerin genç izleyiciler üzerindeki olumsuz etkileri tartışılmaz bir gerçek.
Bu yapımlara dair eleştiriler, öz değerlerden kopuşu ve aile yapısının dinamitlenmesini gerekçe göstermektedir. En tehlikelisi de, genç kuşakların dizi karakterlerini rol model alarak şiddete özenmesidir.

RTÜK NE İÇİN VAR?
RTÜK ÜYELERİ TV İZLEMİYOR MU?

RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilen 9 üyeden oluşuyor. RTÜK Türkiye’deki radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini (internet platformları dahil) düzenlemek ve denetlemek amacıyla kurulmuş, idari ve mali özerkliğe sahip tarafsız(!) bir kamu kurumudur.

Kurumun temel varlık nedenleri ve görevleri şunlardır:
Yayın Denetimi: Yayınların kanunlara ve toplumsal değerlere uygunluğunu kontrol eder.
Medya kuruluşlarının yayın yapabilmesi için gerekli olan yayın izin ve lisanslarını tahsis eder.
BURAYA DİKKAT !
Çocukların ve gençlerin gelişimini olumsuz etkileyebilecek içeriklere karşı koruyucu tedbirler (akıllı işaretler gibi) alır.
Yayın ilkelerine aykırı hareket eden kuruluşlara uyarı, para cezası veya program durdurma gibi cezalar verir.
Toplumu ve kamu düzenini koruma gerekçesiyle kritik durumlarda yayın yasağı kararları alabilir veya duyurabilir.

RTÜK’ü tek sorumlu olarak göremeyiz. Toplumda şiddetin artması, insanların birbirine olan saygısının azalması, tabiiki tek bir nedene bağlı değil. Bu, toplumsal, teknolojik ve psikolojik birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıkan karmaşık bir durumdur.
* Teknoloji, insanları ekranlara bağlarken gerçek dünyadaki etkileşimlerini kısıtlıyor. Sosyal medyada anonim kimliklerin arkasına sığınan bireyler, daha sabırsız ve saygısız davranışlar sergileyebiliyor.
* Temel nezaket kurallarının ve görgü kurallarının zamanla unutulması, saygısız davranışların artmasına neden olabiliyor.
* Ekonomik zorluklar, bireylerin stres seviyesini artırarak birbirlerine karşı tahammülsüz ve saygısız davranmalarına yol açabiliyor.
* İnsanların birbirine güvenmemesi, iyi niyetin azalması ve empati kurma yeteneğinin zayıflaması saygıyı azaltan önemli faktörlerdendir.
* Kendine saygısı olmayan bireyler, iç dünyalarındaki huzursuzluğu ve öfkeyi çevrelerine yansıtarak başkalarına saygı duymakta zorlanabiliyor.
* Bireysel farklılıkları (inanç, düşünce, yaşam tarzı) kabul etme konusundaki eksiklikler, toplumsal huzuru bozuyor ve çatışmayı artırıyor.

Saygının yok olması, toplumda birlik ve beraberliği sağlayan manevi değerlerin kaybolmasına, nesiller arası çatışmalara ve insanların birbirini ezdikleri, huzursuz bir ortama yol açıyor.

Toplum ahlakını yeniden tesis etmek, bireysel bilinçlenmeden kurumsal yapıların iyileştirilmesine kadar uzanan çok boyutlu bir süreçtir.

Ahlakın temeli ailede atılır. Çocuklara küçük yaşta sorumluluk bilinci, haya ve adalet duygusu aşılanmalıdır.
Kitle iletişim araçlarının yozlaştırıcı etkilerine karşı farkındalık oluşturulmalı ve kamu yayıncılığında ahlaki değerler ön plana çıkarılmalıdır.

Zordur yitirileni yerine koymak.
İşimiz hiç kolay değil.

İlyas Erbay