blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
20 Kasım, 2025 16:33 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 3dk
Yorum: 0

Türkiye’nin AB tescilli 43’üncü ürünü Yenice ıhlamur balı oldu

Karabük’ün Yenice ıhlamur balı, Avrupa Birliği Komisyonu tarafından coğrafi işaretli ürün olarak tescil edildi. Türkiye’nin AB nezdindeki tescilli ürün sayısı 43’e yükseltirken, Yenice ıhlamur balı Safranbolu safranının ardından ilin ikinci menşe adı korumalı ürünü oldu.

AB Komisyonu’nun yayımladığı kararla Yenice ıhlamur balı, Safranbolu safranından sonra Karabük’te menşe adı (PDO) kapsamında tescillenen ikinci ürün oldu. Tescil bilgilerine göre Yenice ıhlamur balının Türkiye’deki coğrafi işaret tescili 22 Ağustos 2023’te yapılırken, AB başvuru süreci 25 Ekim 2024’te başladı. Ürün, 20 Kasım 2025 tarihinde AB Resmi Gazetesi’nin L 2025/2340 sayısı ile yayımlanarak resmen koruma altına alındı.

Karabük Valisi Mustafa Yavuz, gazetecilere yaptığı açıklamada ildeki coğrafi işaretle ilgili çalışmaların devam ettiğini belirterek, "Şu ana kadar Karabük ilimizde, Karabük'ün bu marka değerine katkı sağlayacak ürünlerimizle ilgili şu ana kadar 9 ürünümüzün ulusal anlamda coğrafi işareti bulunmaktadır" dedi.
2024 yılında dünyanın en pahalı baharatı olarak adlandırılan Safranbolu safranının Avrupa Birliği'nden coğrafi işaret aldığını hatırlatan Yavuz, "Ülkemizde de baharat alanındaki ilk coğrafi işaret alan ürünümüz oldu. Arkasından tabii bu cesaretle birlikte Karabük Valiliğinin koordinasyonunda tüm kurumlarımızla birlikte iş birliği içerisinde safrana yeni kardeşler, yeni arkadaşlar ekleme noktasındaki çalışmalarımız devam etti. Bununla birlikte en özgün ürünlerimizden birisi olan Yenice ıhlamur balımız vardı. Yenice ıhlamur balımızı Kalkınma Ajansımızın teknik desteği, aynı zamanda Yenice Kaymakamlığımız, Tarım İl Müdürlüğümüz, Arıcılar Birliğimiz ve diğer iş birliği yaptığımız kurumlarımızla birlikte sürecini başlatmış olduk. Başlattığımız süreci geçen yıl 25 Ekim’de Avrupa Birliği’ne o anlamda başvurumuzu yaptık. Gerekli incelemeler yapıldı. Gerekli incelemeler yapıldıktan sonra 3 ay önce ilana çıktı. 3 ay boyunca ilanda kaldı ve bugün itibarıyla da Avrupa Birliği’nin Resmi Gazetesi’nde yayınlanarak Yenice ıhlamur balımız bu anlamda ülkemizin 43. ürünü olarak Avrupa Birliği coğrafi işaretini almış bulunmaktadır" diye konuştu.

Yavuz, tescil haberinin hem Türkiye hem Karabük için sevindirici olduğunu aktararak, şunları söyledi:
"Karabük’ümüzdeki ürünlerimizin, değerlerimizin markalaşması noktasındaki bu yolculuklar bizim için kıymetli. Ulusal coğrafi işaret yolculuğundan sonra Avrupa Birliği coğrafi işaret yolculuğunun da bu şekilde sonuçlanması bizleri ziyadesiyle sevindirmiş oldu. Bundan sonra tabii ki çalışmalarımız devam edecek."
"Yenice’nin yüzde 87’si ormanlarla kaplı" diyen Yavuz, "Tabii biyoçeşitliliği zengin bir ilçemiz. Orman varlığımız o anlamda kıymetli, açıkçası çeşitlerimiz var. Oradaki özellikle balcılıkla uğraşan, arıcılıkla uğraşan esnafımızın, vatandaşlarımızın tabii ki şu ana kadar dikkat çeken çalışmaları vardı. Bu anlamda da bu tescillerle birlikte inşallah Yenice’nin o biyoçeşitliliği bal düzeyinde tescillenmiş oldu. Bundan sonra ıhlamur kokulu, çiçek kokulu balımızın hem ülkemize hem Avrupa’ya hem tüm dünyaya tanıtımı noktasında da bir mesafe aldığımızı düşünüyorum. İnşallah bununla birlikte şu anda çalışmalarımız da devam ediyor. Ulusal anlamdaki coğrafi işaret sayımızı bundan sonra 9’dan daha yukarılara çıkartma noktasında, Avrupa Birliği’nden coğrafi işaret alan ürün sayımızı da inşallah 2’den 3’lere, 5’lere, 10’lara doğru çalışmalarımıza devam edeceğiz" ifadelerine yer verdi.

AB tarafından tescillenmesinin ürünün tanıtımına olan katkısından bahseden Yavuz, "Yenice ıhlamur balı sadece coğrafi işaret alındıktan sonra bizim tanıdığımız bir ürün değildir. Ancak bu şekilde ulusal coğrafi işaretler ya da uluslararası alandaki, Avrupa Konseyi’ndeki bu tesciller tanınırlığını artıracağından dolayı açıkçası hem ülkemiz adına hem ilimiz adına hem ilçemiz adına bir ürünün tanıtımı çok daha yoğunlaşmış olacak. Marka değerini artırmış olacak. Markalaşma kıymetli. Hep bu anlamda, ticari ve pazarlama anlamında Yenice ıhlamur balımızın Avrupa Birliği’nden coğrafi işaret almış olması, bundan sonra bu ürünün ticarileşmesi, bu ürünün markalaşması, bunun piyasa değerinin artırılması ve hak ettiği değeri görme noktasında, mutlaka ki bu alınan coğrafi işaret ve bu tesciller bizim için çok faydalı olacak. Aynı zamanda hem ülkemizden hem de yurt dışında bu anlamda ticari faaliyetler yürütüldüğü zaman artık insanlar tabiri caizse bu şekildeki tescilli olan ürünlere yönelme noktasında, bunların pazar payının artırılması, bunların ekonomik değerlerinin katkısının artırılması noktasında da bu tescil belgesinin bu anlamda bize çok faydası olacağını düşünüyorum" şeklinde konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.