karabuk
İmsak 05:48
Güneş 07:13
Öğle 13:06
İkindi 16:16
Akşam 18:50
Yatsı 20:09
İftara kalan son --:--
Namaz Vakitleri
x23
Aylin Sarıoğlu tarafından
04 Mart, 2026 14:06 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Türk Eğitim-Sen öğretmen cinayetini protesto etti

İstanbul Çekmeköy’de görev yapan biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik’in bir öğrenci tarafından bıçaklanarak öldürülmesi, ülke genelinde olduğu gibi Karabük’te de eğitim camiasını ayağa kaldırdı. Türk Eğitim-Sen Karabük Şubesi, Hürriyet Caddesi üzerinde bulunan Karabük Ticaret ve Sanayi Odası (KARTSO) binası önünde bir basın açıklaması düzenleyerek, eğitim çalışanlarına yönelik artan şiddeti protesto etti.

Türk Eğitim-Sen Şube Başkanı Serdar Aydın, grup adına yaptığı açıklamada, yaşanan vahşetin bir kez daha gösterdiği üzere eğitimcilerin can güvenliğinin tehlikede olduğunu vurguladı. Aydın, "Ülkemiz ve eğitim camiamız bir kez daha yasa boğulmuştur. İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde biyoloji öğretmeni olarak görev yapan Fatma Nur Çelik, bir öğrencisi tarafından hunharca katledilmiştir. Kıymetli öğretmenimize Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve tüm eğitim camiamıza sabır ve başsağlığı diliyoruz. Aynı saldırıda yaralanan Zeynep Aybars Taşdemir öğretmenimize ve öğrencimize de acil şifalar temenni ediyoruz" dedi.

"GÜVENLİK ÖNLEMLERİ YETERSİZ"

Eğitim çalışanlarına yönelik şiddetin kalıcı tedbirler alınmadığı sürece devam edeceğini vurgulayan Aydın, merhume öğretmenin disiplin kurulunda can güvenliklerinin bulunmadığını dile getirdiğini ancak buna rağmen önlem alınmadığını kaydetti. Aydın, "Bugün okullarımızda öğretmenlerimizin ve eğitim çalışanlarımızın can güvenliği ciddi bir tehdit altındadır" diye konuştu.

Öğretmenlik Meslek Kanunu'nda yapılan düzenlemelerin kıymetli olduğunu ancak yetersiz kaldığını belirten Aydın, disiplin yönetmeliklerinin caydırıcılıktan uzak olduğunu, okullarda yeterli güvenlik tedbirlerinin alınamadığını söyledi.

"OKULLARDA GÜVENLİK SORUNU"

Birçok okulda güvenliğin nöbetçi öğretmenler eliyle sağlanmaya çalışıldığına dikkat çeken Aydın, "Öğretmenler hem eğitim vermek hem de güvenliği temin etmek zorunda bırakılmaktadır. Bu kabul edilemez bir sorumluluktur" ifadelerini kullandı.

Okulların ödenek yetersizliği nedeniyle en temel güvenlik ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz durumda olduğunu belirten Aydın, her eğitim kurumuna güvenlik görevlisi tahsis edilmesi ve kamera sistemlerinin aktif hale getirilmesi gerektiğini vurguladı.

"FAİL EN ÜST SINIRDAN CEZALANDIRILSIN"

Saldırıyı gerçekleştiren failin en üst sınırdan cezalandırılmasını talep ettiklerini ifade eden Aydın, Türk Ceza Kanunu'nda eğitim çalışanlarına yönelik şiddetin ayrı ve ağırlaştırılmış bir suç tipi olarak düzenlenmesi gerektiğini söyledi.

Rehber öğretmen sayısının artırılması gerektiğine dikkat çeken Aydın, okullarda en fazla 100 öğrenciye 1 rehber öğretmen düşecek şekilde norm kadro düzenlemesi yapılmasını talep etti.

"ÖĞRETMENİ KORUMAK GELECEĞİ KORUMAKTIR"

Açıklamasında daha önce şiddete kurban giden öğretmenlerin isimlerini de anan Aydın, Rabia Sevilay Durukan, Ayhan Kökmen, Ceren Damar Şenel, Necmettin Kuyucu, İbrahim Oktugan ve Fatma Nur Çelik'in hatıralarının kendilerinde olduğunu ifade etti.

Ailelere de çağrıda bulunan Aydın, "Çocuklarınıza sahip çıkın. Onlara öğretmenin kutsal bir görev ifa ettiğini anlatın ve saygı duymaları gerektiğini öğretin. Unutmayın ki; öğretmeni korumak, geleceğimizi korumaktır!" dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

gegege 1
Mustafa Akgün tarafından
04 Mart, 2026 14:48 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Tarihi Evlerde “Yangın Odaları” Geleneği Yaşıyor

Karabük’ün Safranbolu ilçesine bağlı Kıranköy Mahallesi’nde, Gayrimüslimlere ait bazı tarihi evlerde bulunan “yangın odaları”, 19. yüzyılda yaşanan büyük felaketlerin ardından geliştirilen mimari önlemleri gözler önüne seriyor.

Dr. Öğr. Üyesi Durmuş Gür’ün “Safranbolulu Gayrimüslimlerin Mimari Eserlerine Ait Yeni Veriler” adlı makalesinde yer verdiği bilgilere göre, Kıranköy’de 1859 yılında meydana gelen büyük yangın, bölgedeki yapılaşma anlayışında önemli değişimlere yol açtı. Yangın sonrası inşa edilen veya onarılan evlerde, yangına karşı dayanıklı özel bölümler oluşturuldu.

Makaledeki bilgilere göre söz konusu yangın odaları genellikle kış aylarında aile bireyleri tarafından kullanılan ve çoğunlukla ara katlarda konumlandırılan mekanlar olarak dikkat çekiyor. Bu odalar tamamen kesme taş, moloz taş ve harç malzemeler kullanılarak inşa edildi. Ahşap mimarinin yaygın olduğu Safranbolu evlerinin aksine, yangın riskini azaltmak amacıyla taş malzeme tercih edildi.

Yangın odalarının kapıları da diğer odalardan farklı olarak tasarlandı. Metal kapılara sahip olan bu bölümler, çoğunlukla kare ya da dikdörtgen planlı olup üzerleri tonoz örtü sistemiyle kapatıldı. Bu özellikler, yangının yayılmasını önlemeye ve aile bireylerine güvenli bir alan sağlamaya yönelik bilinçli bir mimari çözüm olarak değerlendiriliyor.

Dr. Öğr. Üyesi Durmuş Gür, makalesinde 1859’daki büyük yangının, Kıranköy’de yaşayan Gayrimüslim toplumun konut mimarisinde güvenlik odaklı yeni uygulamalara yönelmesine neden olduğunu vurguluyor. Yangın odalarının hem barınma hem de afet anında korunma amacıyla tasarlandığına dikkat çekiliyor.

Yangın odalarının kapıları da diğer odalardan farklı tasarlandı. Metal kapılara sahip olan bu bölümler, çoğunlukla kare ya da dikdörtgen planlı olup üzerleri tonoz örtü sistemiyle kapatıldı. Bu özellikler, yangının yayılmasını önlemeye ve aile bireylerine güvenli bir alan sağlamaya yönelik bilinçli bir mimari çözüm olarak değerlendiriliyor.

Özgün Örnek: Saffronia 1900 Konak

Kıranköy’de bu geleneğin özgün örneklerinden biri de günümüzde butik otel olarak hizmet veren Saffronia 1900 Konak’ta görülüyor. Yapının içerisinde bulunan yangın odası, taş duvar örgüsü, tonoz örtüsü ve kapı detayıyla geleneksel mimari özellikleri yansıtıyor.

Bu tür yapılar, yalnızca estetik veya turistik değer taşımıyor; aynı zamanda geçmişte yaşanan büyük felaketlerin ardından geliştirilen korunma yöntemlerini somut biçimde günümüze aktarıyor. Gür de makalesinde, 1859’daki yangının Kıranköy’de yaşayan Gayrimüslim toplumun konut mimarisinde güvenlik odaklı yeni uygulamalara yönelmesine neden olduğunu vurguluyor. Mübadele öncesinde alınan önlemlerin ardından günümüzde yaşanan yangınların tamamen talihsizlik ve hatalı uygulamalar olduğuna değinen araştırmacı, modern dönemde yapılan uygulamalarda tarihi yapılardaki düzenlemelere çok daha fazla dikkat edilmesi gerektiğini belirtiyor.

Bugün ayakta kalmayı başaran tarihi evlerin ve içlerindeki özgün unsurların korunması, sadece mimari mirasın değil, toplumsal hafızanın da korunması anlamına geliyor. Yangın odaları, Safranbolu’nun afet tecrübesini ve bilinçli yapılaşma geleneğini temsil eden önemli unsurlar arasında yer alıyor.

Safranbolu’daki tarihi konakların aslına uygun şekilde restore edilmesi ve özgün detayların yaşatılması, geçmişten çıkarılan derslerin gelecek kuşaklara aktarılması açısından büyük önem taşıyor. Kıranköy’deki yangın odaları ise bu mirasın en çarpıcı örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor.

Bizi sosyal medyadan takip edin

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.