Türk Büro-Sen Karabük Şube Başkan Yrd. İsmail Öksüzoğlu 18 Mart Çanakkale Zaferi nedeniyle basın açıklaması yaptı. Öksüzoğlu yaptığı basın açıklamasında şunları söyledi: “Çanakkale Savaşları, 1. Dünya Savaşı’nın seyrini değiştiren, tarihe “ÇANAKKALE GEÇİLMEZ” sözü ile yazılan büyük bir destandır.Çanakkale Zaferi, büyük Türk Ulusuna, Atatürk gibi dahi bir lider hediye etmiştir. Türk Ulusu; İstanbul’u kurtaran Anafartalar kahramanı Mustafa Kemal’i Çanakkale’den tanımış; 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktığı gün Türk halkının, tanıyıp güvendiği liderinin etrafında kenetlenip İstiklal Savaşı’na katılmıştır Türk bağımsızlık savaşının temelleri, Çanakkale’nin sularında, Conkbayırında ve Anafartalar’da atılmış ve bu zaferler daha sonra Türk ulusunu Mustafa Kemal önderliğinde Kurtuluşa taşımıştır. Bu zafer; Yahya Çavuşlarıyla, Koca Seyitleriyle, kınalı Alileriyle, 57. alaylarıyla kahraman Türk ordusunun zaferidir. Bu zafer; Evlatlarını, kocalarını, düğüne gönderir gibi cepheye gönderen anaların, babaların ve eşlerin zaferidir. Çanakkale; Bu destanı yazan kahraman Türk ordusunun savaşta dahi insanlığını unutmadığını tüm dünya milletlerine gösterdiği bir yerdir… İnsan olmanın, insana saygı duymanın, vicdan sahibi olmanın zaman ve yer koşuluna bağlı olmadığını, kahraman Türk ordusu tüm dünyaya Çanakkale’den göstermiştir. Yaralı düşmanı hastaneye sırtında götüren, vurduğu düşman gemisinden denize düşen askerlerin kurtulabilmesi için top ateşini kesen Mehmetçik yalnız Gelibolu’da değil tüm dünya uluslarının gönlünde de Abideleşmiştir. İşte bu bilinç ile ” Savaşın söndürdüğü binlerce genç beden Gelibolu da yan yana yatmaktadır. İşte bu anlayış ile dünyanın öbür ucundan ülkemizi parçalamaya gönderilen ve neden geldiklerini bile bilemeden ölen askerler “bizim de evladımız” sayılmıştır. Kavganın en haklısını veren ve kimsenin toprağında gözü olmayan bir Millet olarak; Zaferin yıldönümü vesilesiyle, bu savaşta yer alarak adını tarihe altın harflerle yazdıran başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, aziz şehitlerimizi, (Ruhları şad olsun) kahraman gazilerimizi ve fedakar milletimizi; minnet, saygı ve şükranla bir kez daha anıyorum. NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE”


Türk Büro-Sen’den Çanakkale Zaferi Basın Açıklaması
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.


