TÜBİTAK Gökyüzü Gözlem Etkinliğine geri sayım başladı - Karabük Haber Postası
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
09 Ağustos, 2023 10:22 tarihinde yayınlandı
0
0

TÜBİTAK Gökyüzü Gözlem Etkinliğine geri sayım başladı

TÜBİTAK’ın her yaştan gökyüzü meraklısını buluşturduğu Gökyüzü Gözlem Etkinlikleri bu sene 10-13 Ağustos tarihleri arasında, etkinliklere yıllardır ev sahipliği yapan Antalya Saklıkent’te düzenleniyor. Etkinliğe Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır da katılım sağlayacak.

TÜBİTAK tarafından ilk kez 1998 yılında Antalya Saklıkent’te düzenlenen Gökyüzü Gözlem Etkinliği, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı katkılarıyla TÜBİTAK’ın koordinasyonunda 25. kez gerçekleştiriliyor.
TÜBİTAK Gökyüzü Gözlem Etkinliğine geri sayım başladı

Uzmanlar eşliğinde gökyüzünü inceleme

Gökyüzü Gözlem Etkinliklerinin ev sahibi yaklaşık 2 bin metre yükseklikteki Antalya Saklıkent’te astronomi meraklıları, uzmanlar eşliğinde gökyüzünü inceleme ve Türkiye’nin aktif haldeki en büyük gözlemevi olan ve en donanımlı teleskoplarının bulunduğu TÜBİTAK Ulusal Gözlem Evi (TUG) Yerleşkesi’ni gezme fırsatı bulacak.
TÜBİTAK Gökyüzü Gözlem Etkinliğine geri sayım başladı

3 gün boyunca gökyüzü gözlemi

Gökyüzü gözlemine en uygun bölgelerden biri olan Saklıkent’te astronomi tutkunlarının, 3 gün boyunca teleskop ve çıplak gözle gözlem yaparak gökyüzünün tadını çıkarmanın yanında çadırlarında konaklayarak doğa ile iç içe olma şansları olacak.
TÜBİTAK Gökyüzü Gözlem Etkinliğine geri sayım başladı

Gök bilim seminerleri

Her yaş grubundan astronomi meraklılarının katılacağı etkinlik boyunca, alanında uzman bilim insanları tarafından gök bilim ile ilgili seminerler verilecek, yarışmalar ve TÜBİTAK bünyesindeki birimlerin katkılarıyla çeşitli atölye çalışmaları, deneyler gerçekleştirilecek.

TÜBİTAK Gökyüzü Gözlem Etkinliğine geri sayım başladı

Gökyüzü Gözlem Etkinliklerine, 2016-2018 yılları arasında ortalama 3 bin kişi başvururken ve ortalama 350 katılımcı ile gerçekleşirken, ilginin artmasıyla son 3 senedir ortalama 10 bin başvuru oluyor. Bu seneki etkinliğe ise Türkiye’nin dört bir yanından 12 bin 500 kişi başvurdu, bu başvurular arasından bin kişi kurayla belirlendi. Daha önce gerçekleştirilen Gözlem Etkinlikleri’nde olduğu gibi başvuranlar arasında gençler ve öğrenciler ilk sırayı aldı. Aileler, çocuklarının hevesini desteklemek için yoğun ilgi gösterdi.

Gök taşı yağmuru izlenecek

14 Temmuz – 1 Eylül tarihleri arasında Perseid (Perse) gök taşı yağmurunun en yoğun olduğu, 12-13 Ağustos tarihleri, etkinlik tarihi ile denk getirildi. Gökyüzünde saatte 60 ile 100 adet meteor izlerinin görsel şöleni ışık kirliliğinin az olduğu yüksek rakımlı etkinlik içinde Saklıkent’te yaşanacak. Çıplak göz ile takımyıldızları gökyüzü tanıtımı, Mizar, Polaris, Antares, Vega gibi yıldızların, Ülker, Herkül gibi yıldız kümelerinin, Halka Bulutsusu gibi, Andromeda galaksisi gibi gök cisimlerinin, Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün gezegenleri ve uydumuz Ay teleskoplar ile gözlemlenecek.

Uzay yolcuları ile söyleşi

Ayrıca Türkiye’nin ilk uzay yolcuları Alper Gezeravcı ve Tuva Cihangir Atasever de canlı bağlantı ile etkinliğe katılarak bir söyleşi gerçekleştirecek ve soruları yanıtlayacak. (İHA)

Bizi sosyal medyadan takip edin
dwdwdw 2
Aylin Sarıoğlu Avatarı
Aylin Sarıoğlu tarafından
25 Mart, 2026 14:41 tarihinde yayınlandı
0
0

Tarihi Evlerde “Yangın Odaları” geleneği yaşıyor

Karabük’ün Safranbolu ilçesine bağlı Kıranköy Mahallesi’nde, Gayrimüslimlere ait bazı tarihi evlerde bulunan “yangın odaları”, 19. yüzyılda yaşanan büyük felaketlerin ardından geliştirilen mimari önlemleri gözler önüne seriyor.

Dr. Öğr. Üyesi Durmuş Gür’ün “Safranbolulu Gayrimüslimlerin Mimari Eserlerine Ait Yeni Veriler” adlı makalesinde yer verdiği bilgilere göre, Kıranköy’de 1859 yılında meydana gelen büyük yangın, bölgedeki yapılaşma anlayışında önemli değişimlere yol açtı. Yangın sonrası inşa edilen veya onarılan evlerde, yangına karşı dayanıklı özel bölümler oluşturuldu.

Makaledeki bilgilere göre söz konusu yangın odaları genellikle kış aylarında aile bireyleri tarafından kullanılan ve çoğunlukla ara katlarda konumlandırılan mekanlar olarak dikkat çekiyor. Bu odalar tamamen kesme taş, moloz taş ve harç malzemeler kullanılarak inşa edildi. Ahşap mimarinin yaygın olduğu Safranbolu evlerinin aksine, yangın riskini azaltmak amacıyla taş malzeme tercih edildi.

Yangın odalarının kapıları da diğer odalardan farklı olarak tasarlandı. Metal kapılara sahip olan bu bölümler, çoğunlukla kare ya da dikdörtgen planlı olup üzerleri tonoz örtü sistemiyle kapatıldı. Bu özellikler, yangının yayılmasını önlemeye ve aile bireylerine güvenli bir alan sağlamaya yönelik bilinçli bir mimari çözüm olarak değerlendiriliyor.

Dr. Öğr. Üyesi Durmuş Gür, makalesinde 1859’daki büyük yangının, Kıranköy’de yaşayan Gayrimüslim toplumun konut mimarisinde güvenlik odaklı yeni uygulamalara yönelmesine neden olduğunu vurguluyor. Yangın odalarının hem barınma hem de afet anında korunma amacıyla tasarlandığına dikkat çekiliyor.

Yangın odalarının kapıları da diğer odalardan farklı tasarlandı. Metal kapılara sahip olan bu bölümler, çoğunlukla kare ya da dikdörtgen planlı olup üzerleri tonoz örtü sistemiyle kapatıldı. Bu özellikler, yangının yayılmasını önlemeye ve aile bireylerine güvenli bir alan sağlamaya yönelik bilinçli bir mimari çözüm olarak değerlendiriliyor.

Özgün Örnek: Saffronia 1900 Konak

Kıranköy’de bu geleneğin özgün örneklerinden biri de günümüzde butik otel olarak hizmet veren Saffronia 1900 Konak’ta görülüyor. Yapının içerisinde bulunan yangın odası, taş duvar örgüsü, tonoz örtüsü ve kapı detayıyla geleneksel mimari özellikleri yansıtıyor.

Bu tür yapılar, yalnızca estetik veya turistik değer taşımıyor; aynı zamanda geçmişte yaşanan büyük felaketlerin ardından geliştirilen korunma yöntemlerini somut biçimde günümüze aktarıyor. Gür de makalesinde, 1859’daki yangının Kıranköy’de yaşayan Gayrimüslim toplumun konut mimarisinde güvenlik odaklı yeni uygulamalara yönelmesine neden olduğunu vurguluyor. Mübadele öncesinde alınan önlemlerin ardından günümüzde yaşanan yangınların tamamen talihsizlik ve hatalı uygulamalar olduğuna değinen Araştırmacı, modern dönemde yapılan uygulamalarda tarihi yapılardaki düzenlemelere çok daha fazla dikkat edilmesi gerektiğinin altını çiziyor.

Bugün ayakta kalmayı başaran tarihi evlerin ve içlerindeki özgün unsurların korunması, sadece mimari mirasın değil, toplumsal hafızanın da korunması anlamına geliyor. Yangın odaları, Safranbolu’nun afet tecrübesini ve bilinçli yapılaşma geleneğini temsil eden önemli unsurlar arasında yer alıyor.

Safranbolu’daki tarihi konakların aslına uygun şekilde restore edilmesi ve özgün detayların yaşatılması, geçmişten çıkarılan derslerin gelecek kuşaklara aktarılması açısından büyük önem taşıyor. Kıranköy’deki yangın odaları ise bu mirasın en çarpıcı örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor.

Bizi sosyal medyadan takip edin