Karabük’te Karayolu Güvenliği ve Trafik Haftası düzenlenen etkinliklerle kutlanmaya başladı. Etkinlik kapsamında 10 km hız yapan simülasyon cihazında vatandaşlar emniyet kemerinin önemini bir kez daha görme fırsatı yakaladı.
Her yıl Mayıs ayında kutlanan Karayolu Güvenliği ve Trafik Haftası kapsamında trafiğe kapalı caddede standlar kurularak çeşitli etkinlikler düzenlendi. Jandarma ve polis trafik ekipleri vatandaşlara trafik güvenliği ile ilgili broşür dağıtıp bilgilendirilirken, akülü arabalara bindirilen çocukların trafikte nasıl hareket etmesi gerektiği konusunda yönlendirildi. Caddeye kurulan simülasyon aracıyla emniyet kemerinin önemini anlatıldı. Simülasyona binen vatandaşlar emniyet kemerinin önemini anladıklarını belirterek, kısa veya uzun mesafede olsa kesinlikle araçlarında emniyet kemerlerini kullanacaklarını belirttiler.
Etkinlikte konuşan İl Emniyet Müdür Yardımcısı Rüştü Karakuş, dünyanın her kesiminde olduğu gibi ülkemizde de her yıl mayıs ayının ilk cumartesi günü Karayolları Trafik Güvenliğini, bunu takibinde Karayolları Trafik Haftası olarak kabul edildiğini ifade ederek, “İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun talimatları ile 2019 yılının “Yaya Öncelikli Trafik Yılı” olması nedeniyle burada toplanmış bulunmaktayız. 2019 yılı Karayolları Trafik Güvenliği Haftası ilimizde 5 Şubat 2019 da başlatmış olduğumuz ‘Öncelik hayatın, öncelik yayanın sloganı ile yaya öncelikli trafik güvenliği temasında kutlanacaktır” diye konuştu.
Karakuş “2019 yılının “Yaya Öncelikli Trafik Yılı” olması nedeniyle sürücülerin yaya ve okul yaya geçitlerine gelmeden uyarılarak dikkatleri daha üst seviyelere çıkarmak suretiyle yavaşlamalarını ve durarak yayaların geçiş haklarını sağlamak amacıyla yıl sonuna kadar gerekli tedbirleri yapacağız. Sürücülerin ve yayaların bu kurallara uymalarını sağlamak için gerekli özeni göstereceğiz” ifadelerini kullandı.
Karabük Belediyesi Zabıta Müdürü Sedat Köse, trafiğin insanoğlunun doğduğu andan öldüğü ana kadar içerisinde bulunduğu bir unsur olduğunu belirterek, “Çünkü insanın bir ömür boyu bir şekilde yaya olarak, araçla havada, karada ve denizde trafiğin içinde. Dolayısı ile de bir kurallar topluluğu bulunmakta. Bu kurallar topluluğuna da insanlarımızın uyması gerekmektedir” dedi.
Yerel yönetimlerin trafik için gerekli olan görevlerinden bahseden Köse, “Özellikle altyapı çalışmalarının, yolların sağlıklı güvenli ve emniyetli bir şekilde trafik akışına yayaların trafik akışına yaya yollarının emniyetli bir şekilde olmasını sağlamak amacıyla bir dizi çalışmalar yapar. Başkanımızın talimatı ile birlikte özellikle şehrimizde yaşanmakta olan trafik yoğunluğunu bir nebze rahatlatmak, alternatif sunumlar oluşturabilmek için de belediye başkanlığı olarak çalışmalarımıza devam etmekteyiz” diye konuştu.
Köse, trafikte kurallara uyulmadığı zaman sakat kalınabileceğini veya ölümle sonuçlanabileceği için trafiğin hayatımız için önemli bir unsur olduğunu kaydetti.


Trafik Haftası kutlamaları çeşitli etkinliklerle başladı
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.


